Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Fatih Altaylı: Sabit ücretleri ve KDV'yi istiyoruz!

Fatih ALTAYLI

Haksız yere yıllardır ‘‘sabit ücret’’ adı altında soygun yapan Telsim ve Turkcell'e artık kısaca ‘‘Cepçiler’’ deme kararı aldım.

Bu ‘‘Cepçiler’’, devlete 25 yıllık lisans ücreti olarak ödedikleri 500'er milyon doları çoktan bizim cebimizden almışlar da ruhumuz bile duymamış.

İki şirket şu ana kadar abonelerden, sabit ücret adı altında yaptıkları soygunla 533 milyon dolar toplamışlar.

Şimdi mahkemeler sabit ücretin yasal olmadığını belirlediler.

Bu para ne olacak?

Alan aldı, alan kaçtı mı olacak?

Az uz değil, 533 milyon dolar.

Türk Lirası ile yazmak zor, ama yaklaşık 300 trilyon lira.

Dünyada asrın soygunu.

Bizim ceplerden küçük küçük tırtıklanmış.

Şimdi aboneler iki şey bekliyor.

Bu ay faturalarda sabit ücret kalemi olacak mı?

Daha önce ödediğimiz bu sabit ücretler mahsup edilecek mi?

Üstelik bir de bu paranın yasal faizleri var.

Hadi ondan geçtik diyelim.

Ödediğimiz parayı geri alacak mıyız?

Bu konuda Ulaştırma Bakanlığı'nın ipi bir an önce ele alması gerekiyor.

Bu arada lisans ücretlerinin KDV'leri hálá alınmamış.

Yani devletin de ‘‘Cepçiler’’den en az 150 milyon dolar alacağı var.

Bu para da bir an önce devletin kasasına girmek zorunda.

Bu ‘‘Cepçiler’’in bir yandan halkı, bir yandan da devleti soymasının önüne geçmek, milliyetçi olduğunu söyleyen bir Bakan'ın boynunun borcudur.

Böyle anneye çocuk verilir mi?

HİZBULLAH'ın alçakları, kendi çocuklarını bile kalkan olarak kullanmışlar.

Polisimizin 5 şehit vermesinin nedeni bu.

Hizbullahçılar, çocukların arkasına saklanıp ateş açmışlar.

Önde kadınlar ve çocuklar, arkada Hizbullah katilleri.

O kadınlar da nasıl anne ise çocuklarının kalkan olarak kullanılmasına izin vermişler.

Baştan sona alçaklık. Adilik. Pislik. Dinsizlik. İmansızlık...

Fakat en az bu kadar pis olanı, o çocukların aynı akşam o annelere teslim edilmesi.

Sorgu sualden sonra Hizbullah'ın kadınları serbest.

Çocuklar da annelerine teslim.

Bir çocuk elbette annesinin yanında olacak ama, çocuğunu kalkan yaptıran dişiye anne denir mi?

Köpek bile eniğini korurken, yavrusunu kurşuna kalkan yapan anne olur mu?

Olmaz elbet.

Olmayana da çocuk geri verilmez.

Ama burası Türkiye.

Hatırlayın. Çocuğunu iple bağlayan, döven, üzerinde sigara söndüren bir baba bile çocuğunu geri alabilmişti.

Oysa hiçbir medeni ülke, böyle bir şeye izin vermiyor.

O ülkelerin yasaları, çocukları ailelerine karşı bile koruyabilirken, bizde ne yazık ki bu mümkün değil.

Hizbullahçı annelerine geri verilen o çocukların, yarın yine bir Hizbullah operasyonunda polise karşı kalkan olarak kullanılmayacağını kimse garanti edemez.

Bu çocukları doğuranlar değil, ancak yasalar koruyabilir.

Ne dersiniz Sayın Hasan Gemici?

Aileyi korumak için çocukları korumak gerekmiyor mu?

Sizce böyle bir yasaya gerek yok mu?

Özür kabahatten büyük

İSTANBUL Ticaret Odası için ‘‘dandik’’ bir anket yaptığını yazdığım Sayın Profesör Doktor Emre Kongar, dünkü yazıma yanıt yollamış.

Kongar, anketini ciddiye aldığım için teşekkür ediyor.

İyi yapıyor. Çünkü bu anketi benden başka ciddiye alan yok.

Ve diyor ki, ‘‘Hanehalkı bazında yapılan bu araştırmada, bu özelliği yeterince vurgulamamış olmamdan kaynaklanan yanlış anlama var’’.

Yani dediği şu, ‘‘Biz buzdolabı, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi, otomobil hesaplarını aile bazında yaptık’’.

İyi de yine olmuyor, yine olmuyor.

Neyse koskoca Kongar'ı mı kıracağız.

Olsun.

İyi de binlerce dolar alıp bir araştırma yapacaksın, sonra da ben yazıncaya kadar bunun en önemli özelliğini belirtmeyeceksin.

Olur mu Sayın Hocam.

Aslında bu araştırmada daha yazacak çok rezillik var ama, Kongar'ın da dediği gibi, bu kadar da ciddiye alıp yazmaya değmez.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Yalanın kibarcası, kamuoyu araştırması olmadığı zaman.

X