"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Ey gözyaşı yorgunu anneler! İşte yalvararak yazıyorum

SORUN bakalım:

Geriye doğru bakınca yıllar bize nasıl bir yorgunluk bırakmış?

Komünizmden irticaya; Ege’de Yunan dalaşından, Irak’ta ve Suriye sınırındaki mayın coğrafyasına kadar hep birlikte soralım:

- Korkudan bütün sınırları kapatılmış bir ülkenin yakın tarihinde nasıl bir yorgunluk var?

Cevap kısa:

- Gözyaşı yorgunuyuz.

Peki, böyle bir yorgunluğu, böylesine acılı bir halka nasıl anlatacağız?

Nasıl anlayacağız birbirimizi? Öteki diğerini nasıl dinleyecek?

Kuru harflerle, paslı rakamlarla değil, ancak sinir uçlarıyla yazarak anlatabiliriz artık.

Söz bittiyse, dil tükendiyse kalp var.

İçinden nehir geçen şehirler neyse, satırlarından şiir geçen yazılar da öyledir diye...

Artık yalnızca beynimizle değil,aynı zamanda kalbimizle düşünme zamanındayız.

Bu yüzden soralım.

Çünkü sorularımız olmazsa öleceğiz, kuruyacağız, tükeneceğiz.

Peki, cevap nerede?

Çok uzaklara gitmeyin.

Ankara’da zaten herkes soruyu da cevabı da biliyor.

Yalnız Ankara’da mı?

Bebek Otel’in barında sohbet eden reklamcı da, Diyarbakır meydanındaki plakçı da,

İzmir’de gece yarısı Topçu’ya giden taksici kardeşim de...

Yozgat’ta şehidini uğurlayan yıkılmış baba da biliyor.

İRA’dan sonra kendisine savaş reytingi bulmak için Kandil’de röportaj yapan BBC muhabiri de biliyor.

Ve biz de artık biliyoruz ki, bu coğrafyada yine bir şeyler oluyor. Isıtılıyor.

Arap baharı. Tahrir meydanı. Vahşet ve sefalet derken...

Artık biliyoruz...

Açlıktan kaburga kemikleri görünen bir bebeğin dudaklarına konan at sinekleri gibi, lüks yatlarıyla koylarda gezen kral ve emirlerin pahalı yazlarını biliyoruz...

Yıllardır korkutulan ve bu nedenle milyarlarca doları askere silaha yatıran,ordusu güçlü, halkı fakir ülkelerin coğrafyasında bilmeyen kaldı mı?

Halkları birbirine düşürmek için her türlü haltı karıştıranları tanımayan kaldı mı?

Evet artık herkes biliyor.

Bizim soruya gelirsek:

- Kim kimle bilek güreşi yapıyor?

- Halkların kanı üzerinden kim besleniyor?

- Petrol nedir?

- Bölgenin petrolü kimlerin kasasına akıyor.

- Petrole kan karışırsa ne renk bir para çıkar?

- Dağa çıkan PKK’lı oğlunu kaybeden anneyle, şehit annesinin gözyaşları arasındaki parite nedir?

Sorduk ya, öyleyse cevap da verelim.

Hatırlayın;

Öcalan’ı Bekaa kampında palazlandıran kimdi?

Baba Esad?

Öcalan bir Baas çocuğuydu...

Sovyetlerin ABD’ye karşı icadı olan Baas...

ABD’nin Sovyetlere karşı icadı olan Taliban-El Kaide...

Yani hem Arap milliyetçisi hem de bağımsızlıkçı SOL...

Sormaya devam edelim mi?

- Irak’ta Kuzey Irak diye bir yer mi vardı?

Hatırlayın bir sınır şehrimizin valisiyle görüşebilmek için çadırın önünde bekleyen Barzani, şimdi nasıl oldu da Obama tarafından Beyaz Saray’da devlet başkanı statüsünde ağırlanıyor?

Sorduk mu?

Sorarken cevabı da verdik mi?

Yıllar geçti. Alıştık. Kabullendik.

Şimdi Suriye için ondan yardım istiyoruz.

Alıştık mı?

Ve içimizi yakan asıl soruya gelirsek...

İŞSİZ İSMAİL ÖLÜMÜNE İŞ BULDU

Dedim ya;

İsmail 1 yıl işsiz kaldı. Başı önündeydi. Baba ocağında çaresiz ve boynu bükük yaşadı.

Bir kız sevdi. İşsizlikten evlenemedi. Baktı olacak gibi değil, sınava girdi ve kazandı.

İşsiz İsmail iş olarak uzman çavuş oldu.

İşsizlikten silaha sarıldı.

İşsiz İsmail önceki gün Hakkâri’de şehit düştü.

Ve şehit İsmail ‘Zengin’ olarak bayrağa sarıldı.

Onu vurmak için dağa çıkan işsiz PKK’lı, işsiz İsmail’i vurdu.

İşsiz İsmail, Şehit İsmail Zengin oldu...

Budur işte bizim açmazımız.

Halklar işsiz evlatlarını törenle kurban verirken, soralım mı daha...

- Kardeşim bu coğrafyanın halkları daha ne kadar çekecek?

- Bu coğrafyanın halkları neden bir türlü kendilerini yönetemez?

- Bu petrol coğrafyası neden diktatörlere, krallara ve emirlere ayarlıdır?

- Bu coğrafyanın tek demokratik ülkesi olarak Türkiye neden bir türlü rol modeli olamaz?

Kim verecek bunların cevabını?

Cevabı nerede bulacağız?

Ne güvenlik kurulu toplantılarında ne de BM koridorlarında.

Ve işte yalvararak söylüyorum ki:

- Ey gözyaşı yorgunu anneler, içinden nehirler geçen şehirler gibi, bütün cevaplar size akıyor.

Kurtarın bizi...

Yerel seçim ısınmaları

İŞTE yavaş yavaş başladı.

Sandığın daha kapağı açılmadan anketler duymaya başladık.

Yerel seçim, cumhurbaşkanlığı seçimi. Genel seçim.

Önce şunu yazmalıyım:

- Kimse terörü bir seçim malzemesi yapmasın.

- Ölümün siyaseti olmaz!

Ucu gözükmeye başlayan anketlere gelince, elimde bir tane var.

İstanbul için yapılmış. Kim ne kadar oy almış, sıralama nasıl?

Bunlara girmeden isimler bazında bakıyorum.

İsim verilmeden sorulunca iki isim öne çıkıyor...

Kadir Topbaş ve Mustafa Sarıgül...

Ama isim verilince sıralama da yelpaze de genişliyor.

Egemen Bağış, Binali Yıldırım isimleri de katılıyor.

İsmail Ünal, Meral Akşener, Nimet Çubukçu...

Ümit Boyner de listede mesela...

Anketler neyi gösterir hep tartışılmıştır.

Ama bildiğim bir şey var. En azından liderler çapraz sorgulamalarla sürdürülen ve uzun sürelere yayılan anketlere bakıyorlar.

Parti içi anketler ve sonra istişareler belirliyor isimleri...

Önümüzde aylar var. Ve belli ki büyük şehirler için anketler başladı...

Sırada İzmir var...

 

X