"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

Eşlerinize annelik yapmayın

Binlerce kişinin bana yazmasının nedeni, hiç tanımadıkları ama güvendikleri birine içlerini dökme ihtiyacı.

Bunu çok iyi biliyorum. Çünkü içlerindekini tüm açıklığıyla anlatabilecekleri pek kimse yok çevrelerinde. Arkadaş, eş, dost, aile... Hiçbiri onları doğru düzgün dinlemiyor, dinleseler de hemen yargılamaya hazırlar.
Benim görevim işte burada başlıyor. Annemden beri okurlarımızla aramızdaki oluşan sıkı bağ, bu güvene dayanıyor. Pek çokları, benim köşeme özeniyor biliyorum.
Hatta “Arada bir Güzin Ablalık yapmak hoşuma gidiyor” diye yazsalar bile, sonuçta ortaya sevimsiz bir taklitten başka bir şey çıkmıyor. Ve bu durum benim de hiç hoşuma gitmiyor.
Yıllardır bu köşe insanların yüreğindeki güven duygusuyla sürüyor. Mektupları yollayanlar biliyorlar ki, karşılarındaki onları içtenlikle dinleyecek, tüm yüreğiyle onlara çözüm arayacak.
Bu yazı da işte bir içini dökme, rahatlama... Aynı zamanda da birçokları gibi, kadınlara kendi yaşadıklarından ders çıkarma fırsatı tanıyor bu sevgili okurum. “Eşlerinize annelik yapmaktan vazgeçin” mesajı veriyor herkese...

Hiç kimseye hak ettiğinden fazla değer vermemek lazım

Merhaba Güzin Abla, fırsat buldukça köşenizi okur, zaman zaman “Bunlar da mı oluyor dünyada!” diye hayrete düşerdim.
Şimdi size yazarak, hiç tanımadığım birisine içimi döküp rahatlamaya çalışıyorum. Yaşadıklarım, tüm hayatımı etkileyecek kadar ağır benim için.
Ben üniversite mezunu, 40 yaşlarında ama yaşını göstermeyen oldukça hoş bir kadınım. Eşimle bir önceki işyerimde tanıştım. Kendisi benden 10 yaş küçük ve yüksekokul mezunudur.
Arkadaşça başlayan görüşmelerimiz, kısa süre sonra aşka dönüştü. Yaş farkı hiç sorun olmadı bizim için.
Hatta ailelerimizi bile ikna ettik ve evlenmeye karar verdik.
O zamanlar eşim yeni çalışmaya başlamıştı. İlişkimiz boyunca zaman zaman çok şiddetli tartışmalar yaşandı ama buna rağmen evlenmeyi başardık.
“Başardık” diyorum, çünkü defalarca nişan atma durumuna geldik. Evliliğimiz hep tartışmalarla doluydu. Ben ondan daha güçlü bir konumda olduğum için sürekli beni ezmeye çalıştı.

EVLİLİĞİ YAPBOZA DÖNDÜRDÜK

Onun aldığı maaş, benimkinin yarısı bile olmadı hiçbir zaman. Buna rağmen onu asla küçümsemedim. Tam tersine ona hep destek oldum, yaşımın gerektirdiği olgunlukla kılavuzluk yapmaya çalıştım. Hep affedici oldum.
Ama evliliğimizin hiçbir döneminde tartışmalarımız sona ermedi. Tam tersi, fiziksel şiddete kadar gitti.
Buna rağmen onu terk etmedim. Agresif bir yapısı olduğu için davranışlarını anlayışla karşılamaya çalıştım. Birçok kez boşanma kararı aldık ama vazgeçtik. Evliliği yapboza döndürdük.
Kendisi sürekli benim daha iyi kazanmamdan şikayet etti ama ne terfi imkanını kullandı, ne de daha fazla kazanabileceği bir işe geçti.
Bu arada bana anlayışımdan dolayı teşekkür ederdi. “Senden başka hiç kimse çekmez beni” derdi.
Sürekli devam eden kavgalar psikolojimi o kadar bozdu ki, bir tartışma sonucunda intihara bile teşebbüs ettim.
Herkes “aptal” diyecek biliyorum ama bu olay eşimin bana verdiği değeri apaçık gösterdi.
Çünkü bu olayın ardından ben bir psikoloğa gitmem gerektiğini, hatta birlikte bir evlilik terapisine katılmayı önerip evliliğimizi kurtarmayı düşünürken; o bana evden gitmem gerektiğini söyledi. Ona göre artık kurtaracak bir şey yoktu, bu evlilik bitmişti.

BENİ KAPININ ÖNÜNE KOYDU

“Ben ruh sağlığım bozuk, tedaviye ihtiyacım var” derken o beni kapının önüne koydu. Elbette o evde daha fazla kalmadım. Şimdi boşanmak üzere mahkeme gününü bekliyoruz.
Ben eş olarak bütün görevlerimi yerine getirmeme rağmen ona yaranamadım, onu mutlu edemedim. Onca yılımız boşa gitti. Aşka ve sevgiye inancımı kaybettim sayesinde.
Oysa bana daima beni deli gibi sevdiğini söylerdi. Bu mudur sevgi?
Lütfen bütün kadınlar ders alsınlar bu anlattıklarımdan. Yaş farkı değildi bizi ve evliliğimizi yıkan. O bencilliğiyle ikimizin de hayatını kararttı.
Sonuç olarak hiç kimseye hak ettiğinden daha fazla değer vermemek gerekir. Biz eşlerimizin annesi ya da kankası değiliz.
Eş olarak elbette onlara destek olmalıyız ama bu, annelik yapma boyutunda olmamalı asla.
Çünkü bu davranış şekli erkekler tarafından kanıksanıyor zamanla. Aksi bir durum yaşandığında ise bütün köprüleri rahatlıkla atabiliyorlar.
Rumuz: Kadınlara ders olsa keşke

X