Eskiye rağbet yok

Doğan ULUÇ
Haberin Devamı

Harvard Üniversitesi'nde eski kadın başbakanlar için düzenlenen bir öğle yemeğine davetliyiz. Organizasyon yetkilisi kapıda bizi karşılıyor, çehresinde şaşkın, mahçup bir ifade ‘‘Size Tansu Çiller'in masasında yer ayırmıştık ama Bayan Çiller karşı çıktı, özür dilerim’’ diye tutuk konuşuyor. İlgisine teşekkür ederken ‘‘Böyle bir istekte bulunmadığımı iletmenizi rica ederim’’ diyoruz.

Saygın eğitim kurumu Harvard'da yetkililer, yabancı politik liderle ülkesinin ileri gelen gazetesinin temsilcisini aynı masada oturtmayı uygun görmüşler. Uygar ve nazik düşüncelerini, bize danışmadıkları halde kınamak mümkün değil. Bizimle birliktelikten onur duyan pek çok ünlüyle yıllardır masa paylaştık. Ama Tansu Hanım'ın yanında somun kırmaya hiç niyetimiz olmadı. Ayrı bir masada profesörler, Harvard mezunu holding sahipleriyle çatal-bıçak sallarken tatlı konuşmalara daldık.

‘‘Kadın Liderler Zirvesi’’ diye anons edilen toplantılar neyse ki sona erdi. Dünyada devlet ve hükümet başkanlığı yapan 27 kadından 8'inin katıldığı toplantılar ‘ağır toplar’ın yokluğu yüzünden sönük geçti. Filipinler'den Corazon Aquino, Fransa'dan Edith Cresson, İrlanda'dan Mary Robinson, İngiltere'den Margaret Thatcher, Norveç'ten Gro Brundtland, Bangladeş'ten Halide Ziya gibi uluslararası forada hala güncel kişilerin eksikliği hissedildi. İki gündür Boston çevresinde davetlere katılan ABD Başkanı'nın eşi Hillary Clinton beklendiği halde gelmediği gibi Pakistan'ın şaibeli lideri Benazir Butto ancak kapanış sonrası katıldığı basın toplantısında ilgi odağı oldu.

İkinci sınıf zirve toplantıları kadın hamamı sohbetiyle geçti. Eski liderler iktidar yılları anılarını dile getirdiler. Erkek politikacılarla ılımlı ilişkilerinden örnekler verdiler. Kurulu ses bandı gibi konuşan Kim Campbell yalnızca üç ay süren Kanada başbakanlığını, gençliğinde bir fabrikada balık paketlemesi yaptığını, iktidarı kaybedince Los Angeles'de başkonsolosluğa atandığını anlattı. Hanna Suchocka nasıl tesadüf eseri Polonya başbakanı olduğunu açıklarken Dominik'de 15 yıl hükümeti yöneten 80 yaşındaki Eugenia Mary korumalar eşliğinde özel arabalarla seyahati özlediğini söyledi.

Nikaragualı Violeta De Chamorro, La Prensa gazetesinin sahibi kocası Pedro'nun suikaste kurban gitmesi üzerine gazetenin başına geçtiğini ve Sandinistalara karşı mücadele sonucu devlet başkanlığına seçilmesini nakletti. Kadın liderler soru-cevaplı oturumlarda iktidarlarında eş ve çocuklarına zaman ayırmaya özen gösterdiklerini söyleyip genç kızlara liderlik yolunda öğütler verdiler.

İktidardan düştükten sonra çoğu siyasetten elini ayağını çektiğini açıklarken Chamorro ‘‘Cumhurbaşkanlığımda erkeğim yoktu, yatakta yastığımla dertleşirdim’’ dedi. Litvanya eski Cumhurbaşkanı Kazimiera ‘‘Kadınlarda motor var, benzin yok’’ esprisiyle dinleyicileri neşelendirdi.

Davetli liderler arasında en hırçını Tansu Çiller idi. Kameralara hep güleç çehreyle bakan, oturumlarda herkesten çok konuşan DYP Başkanı, diğer meslekdaşlarının aksine her fırsatta ülkesinin politik ortamından şikayet etti. Herkesin kendisine karşı cephe aldığından mazlum üslubla yakınırken Jean D'Arc edasıyla ‘büyük güçler’, ‘otoriteler’e karşı savaş verdiğini savundu. Türkiye'de siyaset seviyesinin düşüklüğünü, kurumların erozyana uğradığını ileri sürdü. Çoğunluğunki önemli değilmiş gibi azınlık haklarını dilinden düşürmedi, müslüman hıristiyan felsefesinden, yasa, demokrasi, ekonomi, seçim reformlarından meclis muhabirleriyle, siyasi yazarlarımızın dahi anlamakta zorlanacağı yuvarlak cümlelerle söz etti.

Diğer liderlerin iktidar tecrübelerinin olumlu yönlerini anlatmasına karşın ilk seçimde başbakanlığa geleceğinden şüphesi olmadığını vurgulayan Çiller Türkiye'deki ortamdan sürekli şikayetiyle dikkatleri çekti. Harvard toplantıları iktidardan düşen kadın liderlerin kişisel yakınmalarının sergileneceği platform değildi. Eski beyanat ve vaatlerinde düştüğü çelişkileri herkesin önünde sıralayan Türk öğrencileri yanıt vermekte bocalayan eski başbakana bu hususu hatırlatmış oldular.













Yazarın Tüm Yazıları