"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: O gün Çiller'den gelen telefon

Ertuğrul ÖZKÖK

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, bir süredir bıraktığı medya eleştirisine dün yenidenbaşladı.Çiller,dün TBMM'deki bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmanın bir noktasında şöyle diyordu:

‘‘Yetti artık bu medya, yetti...’’

Konu medyanın son kriz sırasındaki tutumuydu.

YELKENLER FORA

Adını vermeden Hürriyet'in ‘‘ Yelkenler fora’’ manşetini de okuyarak, bizleri kriz konusunda çok iyimser yayıncılık yapmak, pembe tablolar çizmekle suçluyor ve devam ediyor:

‘‘Bu tarihi başarı değil, tarihi soygun, tarihi beceriksizliktir.’’

O konuşurken gerilere, 1994 yılına döndüm.

O yıl patlayan ekonomik kriz sırasında aynı gazetelerin manşetlerini hatırladım.

Krizin en kritik anında üç büyük gazete aynı manşetle çıkmıştı.

‘‘Haydi Türkiye...’’

Halkı, siyasileri, işadamlarını, bürokratları alınan ekonomik kararları desteklemeye davet ediyorduk.

Yanlış mı yapmıştık?

Asla...

Soruyorum.‘‘Haydi Türkiye’ ile ‘Yelkenler fora’ başlıkları arasında ne fark var.

Aynı DYP Genel Başkanı Çiller'in, başbakan olarak ertesi gün bizlere telefon edip teşekkür edişini hatırlıyorum.

O dönemde de ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz bize aynı eleştirileri yapıyordu.

Çünkü o sırada o muhalefetteydi.

Bizden ne bekleniyordu?

‘‘Türkiye Batıyor’’ diye manşet atmamız mı?

Türkiye batmıyordu ve alınan ekonomik önlemlerin uygulanması, Türkiye'yi bu krizden çıkaracaktı.

Biz o gün Türkiye'yi ekonomik krize bizzat Çiller'in yanlış politikasının getirdiğini bile bile o manşetleri attık.

Doğru olanı yaptık.

DYP Genel Başkanı dün arkadaşımız Sedat Ergin'e, ‘‘Ama ben o zaman henüz üç aylık başbakandım. Bu hükümet ise üç yıllık’’ demiş.

Şimdi ben de çıkıp kendisine, ‘‘Ama siz de 1991 yılından beri Hazine'den sorumlu bakanlık koltuğunda oturmuyor muydunuz?’’ diye sorabilirdim.

Ama sormuyorum. Çünkü siyasilerin medya üzerinden politika yapmalarına artık alıştım.

O gün Türkiye ekonomik krizdeydi, o önlemlerin alınması gerekiyordu.

Ve bizlerin de çıkıp o önlemleri desteklememiz...

Bugün de durum aynıdır ve biz yine aynı şeyi yapıyoruz.

YARIN DA YAPARIZ

Allah göstermesin Türkiye bir krize daha girerse yine aynı şeyi yapmamız gerekir.

Çünkü aklın, mantığın, ülke menfaatinin gereği budur.

Soygun düzenine gelince...

O konuda bizzat Sayın Çiller'in kullandığı haber malzemesinin bile medyadan geldiğini hatırlatmamıza herhalde gerek yok.

Türk basınının büyük küçük bütün gazetelerinin son iki aylık sayılarına göz atıldığında bu gerçek açıkça görülebilir.

O yüzden artık medya üzerinden siyaset yapmaktan vazgeçmek gerekiyor.

Çünkü medya üzerinden siyaset ne yapana, ne de medyaya yarar getiriyor.

ERBAKAN FAZİLET’İ KAPATTIRMAK İSTİYOR

‘‘Acaba Erbakan ve Fazilet Partisi'nin bazı milletvekileri partinin kapatılmasını mı istiyorlar?’’

Bu teşhis bir süreden beri orada burada yazılıyor, ağızdan kulağa fısıldanıyor.

Doğrusu ben buna ihtimal vermiyor, ‘‘komplo teorisi’’ olarak değerlendiriyordum.

Ancak geçen pazar akşamı Konya'da verilen iftar yemeğindeki sahneleri izlediğim zaman, ben de aynı görüşe geldim.

Evet, başta bizzat Erbakan olmak üzere birçok Fazilet Partili, partilerini kapattırmak için özel çaba harcıyorlar.

Şu sahneye bakın.

Erbakan geliyor ve müthiş bir tezahürat başlıyor.

O yetmiyor, Fazilet Partili milletvekilleri kürsüye çıkıp, açıkça adını verip Erbakan'ı övüyorlar.

Hatta onu yeniden partinin başında görmek istedikleri anlamına gelen sözler söylüyorlar.

Bir parti düşünün ki, geçmişteki parti ve yöneticileriyle ilişkisi Anayasa Mahkemesi'nin büyüteci altına alınmış.

Ve bu partinin milletvekilleri de bu ilişkiyi delilleriyle ispatlamaya çalışıyorlar.

Söyler misiniz, böyle bir tablo başka türlü nasıl yorumlanabilir?

X