"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ertuğrul Özkök: Çankaya Köşkü'ndeki turnusol odası

Ertuğrul ÖZKÖK

Çankaya Köşkü'nün merdivenlerini çıktıktan sonra girilen salonun sol tarafında, dibe doğru bir oda vardır. Orta büyüklükteki bu oda, cumhurbaşkanlarının rezidans kısmındaki çalışma odasıdır.

Karşılıklı iki duvarda ünlü Rus ressamı Ayvazovski'nin iki tablosu asılıdır.

Soldaki daha büyük tablonun hemen altında yuvarlak bir masa bulunur.

AYNI ODADA

Gazeteci olarak son üç cumhurbaşkanıyla bu odada çeşitli defalar konuştum.

Son üç cumhurbaşkanının kendilerine ait üslupları, bu odadaki ‘‘duruşlarında’’ kendini açıkça gösterirdi.

1982 Anayasası'nın ilk cumhurbaşkanı Kenan Evren, askeri kökenden geldiği için daha formeldi.

Bizimle o yuvarlak masanın etrafında hiç konuşmazdı.

Her defasında makam masasında oturur, biz de masanın öteki tarafında yer alırdık.

Rahmetli Özal ve Demirel ise yuvarlak masayı tercih ederdi.

Her ikisi de sırtlarını duvara verir, biz de iki yanına otururduk.

Her ikisinin bir ortak özelliği daha vardı.

Masanın üzerinde hep küçük bir Anayasa kitabı bulunurdu.

Özal o kitabı açmaz, Demirel ise sık sık açıp, oradan bazı maddeleri gösterirdi.

Her ikisi de, başbakanlık dönemindeki siyasi davranış biçimlerini Çankaya'ya taşımışlardı.

Her ikisinin de kendine ait bir ‘‘yakın çevresi’’ vardı.

Bu çevreye ait insanlar, Çankaya'nın özellikle rezidans kısmına sık sık gelirdi.

Birinci kattaki büyük salon ve ona açılan oturma odası çoğu akşam dolu olurdu.

Özal'ın vefat ettiği akşam ve ertesi akşamları, Semra Hanım başsağlığı dilemeye gelenleri o oturma odasında kabul etmişti.

YETKİ BONKÖRÜ

Her üç cumhurbaşkanının en belirgin ortak özelliği ise, yetki kullanma konusundaki kararlılıklarıydı.

Çünkü her üçü de o koltuğa ağır bir karizma zırhıyla oturmuşlardı.

Sahip oldukları, yıllar boyunca kazandıkları karizma, o yetkileri bonkörce kullanmalarını sağlıyordu.

Daha açıkçası, kendilerine olan sonsuz güvenlerinden dolayı, bu yetkileri kullanma konusunda çok cesurdular.

Tabii bunda, hiçbirinin hukuki bir geçmişten gelmemeleri de rol oynuyordu.

Şimdi bu özelliklerin ışığında, yeni döneme bakalım.

YENİ ÖZELLİKLER

Önce siyasi açıdan bu gelişimin teşhisini yapalım.

Sayın Ahmet Necdet Sezer'in bu makama oturmasıyla birlikte, 1982'den bu yana Türk sistemine hákim olan cumhurbaşkanlığı tipi dönemi kapanmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa hukuk kökenli ve en üst yargı organının başında oturmuş bir kişi Çankaya'ya geliyor.

Kamuoyu tarafından yeterince tanınmıyor.

En azından bir Yekta Güngör Özden gibi çok açık kamusal tavırlar almış biri değil.

Ama bu tavrı, onun özelliği hakkında da ipuçları veriyor.

Sayın Sezer, çok katı biçimde yargının ‘‘sükût coğrafyasında’’ yer almayı tercih etmiş bir hukukçu.

Bununla ‘‘tavır almaktan kaçınan’’ bir insan olduğunu söylemek istemiyorum.

Tam aksine, kamuoyunu yakından ilgilendiren birçok kritik konuda, yaptığı görev icabı tavır almış.

Mesela, Refah Partisi'nin kapatılmasından yana oy kullanmış. Türbana şiddetle karşı.

Ama Askeri Şûra kararlarının yargıya açık olmasından yana tavır almış.

Kamusal olarak en önemli konuşmasını geçen yıl Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş gününde yapmış.

On iki sayfalık konuşmanın neredeyse tamamını düşünce ve ifade özgürlüğüne ayırmış.

Ancak buradaki tavrı da, klasik bir düşünce özgürlüğü sınırları içinde kalmış.

HANGİ MASADA

Yine Çankaya'daki o malum ‘‘turnusol odasına’’ dönelim.

Sayın Sezer o odanın neresinde oturacaktır?

Benim tahminim, yuvarlak masada değil, makam masasında oturacağı şeklindedir.

Bakalım zaman bize ne gösterecek?

X