"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

ERDOĞAN VE BASIN (2) PKK’yı ‘Ademe mahkûm etme’ doktrini

SON dönemde PKK ile çatışmaların şiddetlenmesi, terör örgütünün saldırılarını artırmasına paralel bir şekilde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda basına dönük eleştirilerinin giderek sıklaştığını ve sertleştiğini görüyoruz.

PKK terörü konusunda yeterli desteği vermediği gerekçesiyle basından şikâyetçi olmasının, son aylarda Başbakan açısından rutin bir söyleme dönüştüğünü söyleyebiliriz.

Erdoğan, açıklamalarında terörle mücadelesinde ulusal medya tarafından büyük ölçüde yalnız bırakılmış, aradığı desteği bulamamış bir başbakan olarak gösteriyor kendisini kamuoyuna.

TERÖRE OKSİJEN VERMEK

Başbakan, medyaya yüklenirken bazen “Bir kısım medya” diyerek suçladığı kesimin sınırlarını daraltıyor, bazı durumlarda ise genel ifadelerle “medya” diyerek herkesi içine alan bir kategori içinde konuşuyor. Bu tür genelleyici ifadelerin, basındaki her kesime belli bir baskıyı hissettirmeyi hedeflediği ileri sürülebilir.

Başbakan, medyayı, terörle mücadelede sorunun en önemli unsurlarından biri olarak görüyor ve “medya gereken desteği vermediği takdirde terörle mücadelede başarının zorlaşacağını” düşünüyor.

Erdoğan’a göre, basın “terörün ekmeğine yağ sürmek”, “teröre oksijen sağlamak”, “taşeronluk yapmak”, “tezgâhına veya ocağına odun taşımak” ve “örgütün psikolojik harekâtında yer almak” gibi fiillerin içindedir. Bu fiilleri bazen “bilerek”, bazen de “bilmeyerek” işlemektedir.

Bu arada, Başbakan’ın bu durumların gerisinde bazı komplolar da aradığı gözleniyor. Bu bağlamda, Başbakan’ın terörle mücadeleden söz ederken “Gerek sermaye gerek bu bir kısım medya, tabii o eski otoritelerini kaybettikleri için AK Parti iktidarını biz nasıl zayıf düşürebiliriz gayreti içindeler” şeklindeki sözlerinin altını çizmeliyiz. Burada dolaylı ifadeler üzerinden yapılan ima, medya ve sermayeye dönük “teröre destek” suçlaması ile yüklüdür.

DEFTERE NOT DÜŞMEK NE DEMEK?

Peki Başbakan ne bekliyor basından?

İstediği, çok açık bir şekilde basının “hükümetle beraber hareket etmesi”dir.

Erdoğan, “terör haberlerinin medyada yer almamasını” istiyor. Başbakan, bu talebini dile getirirken basın özgürlüğü literatürüne yeni bir sınırlayıcı kavram da yerleştirmiştir. Bu, PKK ve eylemleriyle ilgili haberleri “ademe (yokluğa) mahkûm etme” kavramdır. “Görmezden gelinecek, başka çaresi yok” diye konuşuyor Başbakan.

Başbakan’ın son dönemde “maalesef beklenen olmadı, yeterli desteği alamadık” sözleriyle en çok yakındığı konulardan biri, medya patronları ve yöneticileriyle 19 Ekim 2011 tarihinde terörle mücadelede izlenecek iletişim stratejisi konusunda yaptığı toplantının -kendisine göre- sonuç getirmemiş olmasıdır.

Erdoğan, bu arada medyaya uyarılar göndermekten de geri kalmıyor. Erdoğan’ın “Bölücü terör örgütünün propagandasını yapmayı bırakın... Bilesiniz ki, biz de kendi defterimizin notları arasına bunları düşüyoruz” ya da “Bunları nereye kadar kabulleneceğiz. İsmen mi bunları ifşa edeceğiz” şeklindeki sözleri bu tutumuna örnek gösterilebilir.

Deftere not düşmek”, “ismen ifşa etmek” uyarıları, neresinden bakılırsa bakılsın basına gözdağı olarak algılanmaya açık ifadelerdir.

HABERDE DENGEDEN ADEM KAVRAMINA

Sonuçta, Başbakan’ın basından beklentileri basın özgürlüğü açısından sorunlu bir bakışı yansıtıyor. Erdoğan, 19 Ekim’de medya patronları ve yöneticileriyle yaptığı toplantıdan sonraki açıklamasında “Bir müdahale arzusu içinde asla değiliz. Bunu antidemokratik buluruz. Biz otokontrol yoluyla medyanın milli bir duruş sergilemesinin mücadeleye güç katacağına inanıyoruz” diye konuştuktan sonra eklemişti:

“Medyanın haber alma özgürlüğü ile terör propagandası arasındaki dengeyi gözetmesini bekliyoruz...”

Başbakan, bugün geldiği “ademe mahkûm edin” noktasıyla, geçen ekim ayındaki “dengeyi gözetin” noktasının bir hayli uzağına düşmüştür.

Erdoğan, geçen ekim ayındaki toplantıda medya patronları ve yöneticilerine terör karşısındaki duyarlı tutumları nedeniyle teşekkür de etmişti. Kamuoyundaki genel kanı, son dönemde bu duyarlılığın aslında çok daha dikkatli bir çizgiye yöneldiğidir. Ama Başbakan yine de mutsuzdur medyanın tutumundan.

Başbakan Erdoğan’ın açıklamaları, önümüzdeki dönemde PKK terörünün devam etmesi halinde, sorumluluğun sanki belli ölçülerde basına da atfedileceğinin habercisi gibi duruyor.

X