EGO’yu değil Gökçek’i özelleştirmek lazım

AKP Hükümeti ülkenin bütün sorunlarına çözüm getirmekle övünüyor. Son olarak Ankara’nın sorunlarına bir çözüm bulmuşlar.

Bilindiği gibi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek doğalgaz kullanımını sadece Ankara’nın değil Türkiye’nin başına bela etti. Gökçek Botaş’dan doğalgaz alıyor, Ankaralılara peşin parayla ve ülkedeki en yüksek fiyattan satıyor ama Botaş’a parasını ödemiyor. Ankara Elektrik Gaz ve Otobüs İşletmesinin (EGO), Botaş’a borcu 900 trilyon liraya ulaşmış. Bu yüzden bütün Türkiye’de doğalgaza zam üstüne zam yapılıyor.

İşte hükümet bu soruna bir çözüm bulmuş. Borçları dağlar gibi olan EGO’yu özelleştirecekler ve kurtulacaklar. ’Sat kurtul’ dedikleri bu olmalı.

Doğalgaz borcundan kurtulmak için EGO’yu satmak istiyorlar. Melih Gökçek’in Ankara’nın başına açtığı o kadar bela var ki, sadece EGO’yu satmak yetmez. Melih Gökçek 14 yıldır Ankara’ya bir metre metro yapamadı. Metro yapıyorum diye orayı burayı kazıyor, ama ne ray var, ne vagon. Yerleşime henüz açılmamış bölgelere doğalgaz şebekesi döşüyor. Alt-üst geçit diye yolları kazıp duruyor, trafik keşmekeşini daha da artırmaktan başka bir sonuç alamıyor. Belediye kaynakları harcanırken, bir yandan da bu yatırımlardan gelir elde edilmesi gerekir ki halka hizmet verilsin ve yeni yatırımlara kaynak sağlansın. Bu yönetim, en basit işletmecilik kurallarından bile habersiz.

Böyle bir yönetime kim kredi verir? Karayalçın döneminde metro, Ankaray, doğalgaz, Dikmen Vadisi gibi projeler için büyük başarıyla sağlanan ucuz kredileri "bunlar benim borcum değil" diye ödemeyen Başkan’a kim kredi verir?

AKP Hükümetine bir önerimiz var. EGO’yu satmakla borçlar ödenemez. En iyisi Melih Gökçek’i özelleştirin ve ucuza satıp. Siz de kurtulun, Ankara da kurtulsun!

Celalettin KOÇ- SHP Ankara İl Başkanı

Biliyormusunuz

MERSİN Bağımsız Milletvekili Ersoy Bulut, YÖK Başkanı Prof. Dr.Erdoğan Teziç’in hem başkanlık hem yarı başkanlık sistemleri "krize çok açık rejimlerdir, Türkiye koşullarında hiç önerilmemesi gerekir" şeklindeki açıklamasına tam destek verdiğini ve Anayasa paketinin üzerinde uzun uzun tartışılmadığını ve toplumsal konsensus sağlanmadığını söylediğini...

ANAVATAN Ankara eski İl Başkanı Abdülkadir Okur DP’den milletvekili aday adayı olmak üzere görevinden istifa ettiğini açıklarken; türkücü Burçak Başak’ın, aynı partiden adaylığı düşündüğünü...

Vekillere çağrı:

Çift maaşta Takiye yapmayın

DÜNYANIN hiç bir ülkesinde bulunmayan, müslümanlığa da sığmayan ’milletvekili çift maaş’ uygulaması bu seçimde de karşımıza geldi. Milletvekillerinin cevabı hazır "Efendim biz almıyoruz, Kanun zorla veriyor"...

Kanunu hileli yap, sonra onun gölgesine sığın. Madem ki öyle, buyrun dinimizin, vicdanımızın, hukukun kabul etmediği anayasaya aykırı bu kanunu düzeltin.

Yurt içi görevini bir gün önce tamamlayıp görevine dönen muhasebecinin, bu bir günlük gündeliği fazladan ödemesi üzerine, Daire Başkanlığı’ndan alınan hayatı karartılan bir mühendis Daire Başkanını hatırlıyorum. Devlet memuruna bir gündeliği memuriyetiyle ödeten milletvekilleri, üç maaşı nasıl gönül rahatlığıyla harcayacaklar? Milletvekiliyle memurun haram kavramlarını düzenleyen iki ayrı İslam dini mi var? Lütfen oyumuzu kullanırken, fazla maaş düşkünü milletvekillerini de dikkate alalım. Fazla maaşı reddeden parti çıkmazsa, o zaman ne yaparız? Cevabı siz verin.

Nail TAN

Öğrencime öğretmen olmak ne kadar güzel diyemeyecek miyim

BEN sözleşmeli fen bilgisi öğretmeni olarak görev yapıyorum.

sözleşmeli öğretmenlik ile ilgili çok yazılar gelmiştir.

Yan sınıfınızda kadrolu öğretmen arkadaşınız diğer sınıfta siz aynı görevi yerine getirmenize rağmen aynı haklara sahip değilsiniz. Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması okullarda tamamen ikilik yaratmaktadır.

Ayrıca tekrar sınava hazırlanmak gibi bir stresimiz var. Bu durumda bizden en çok verim alabileceği dönemde MEB karşımıza böyle bir sınavı koyuyor. Okul ve sınava hazırlanmak çok zor oluyor. Bu durumda. üstelik bir de alan sınavı diye birşey atıldı. Ortaya ama yapılacak mı, yapılamayacak mı belli değil. KPSS tarihi de belli değil.

Adaylık kurslarına alındık fakat stajerliğimiz kalkacağı belli değil.

Okullara bir yazı geliyor. Sizinle ilgili bir ibare geçmiyor. Geçse de belli bir tarih yok. (Örneğin en son özüre bağlı yer değiştirme ile ilgili bir yazı geldi. Kadrolularla ilgili herşey belirtilmiş en ince ayrıntısına kadar; fakat sizinle ilgili bir bilgi yok...)

Çalışmamıza karşılık hizmet puanı alamıyoruz.

Öğretmen olduğumuzu gösteren bir belge yok.

Sayın bakanımız Hüseyin Çelik ısrarla sadece SSK farkı var dese de benzerliğimiz sadece MEB tarafından atanmamız da...

Ve en üzücüsü de ben hiç bir öğrencime öğretmen olmak çok güzel diyemedim...

(Sesimizi duyurmak istiyoruz. Yaklaşan seçimle beraber ne olacağımız belli değil. Kesin yanıt almak istiyoruz.)

Zeral CANSEVEN
Yazarın Tüm Yazıları