"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Dolmabahçe müezzini meğer ne acılar çekiyormuş

CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes diyor ki:

“Doğruluğa, dürüstlüğe, adalete, hoşgörüye ve uzlaşıya rehber olması gereken Diyanet, doğru söyleyeni dokuz köyden kovuyor. Diyanet, AKP iktidarının değirmenine su taşıyor. Diyanete iktidarın sopası olmak yakışmaz.
Dolmabahçe Bezmiâlem Valide Sultan Camisi müezzini Fuat Yıldırım yapılması gerekeni yaptı. ‘Allah’tan korkarım yalan söyleyemem! dedi. Diyanet’in devasa bütçesiyle veremediği din dersini o verdi. “O müminler ki yalan yere şahitlik etmezler” (Furkan suresi, 72. ayet) ilahi emrine uydu.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, vaizlik yaptığı yıllarda, sevgili Peygamberimizin yalan söylemenin münafıklık alameti olduğu hadisini hiç görmemiş mi?
Başbakan, 11 Haziran Salı günü grup toplantısında camideki içki görüntülerini cuma günü yayınlatacağını söylemişti. 4 aydır hani nerede görüntüler, hâlâ montajı yapılamadı mı?
Başbakan’ın ‘Çok önemli bir yakınımın gelinini yerlerde sürüklediler’ dediği görüntüler sahi nerede, failleri kimler?
Müezzinin sürgün,, bitaraf olanı bertaraf eden AKP’nin kin ve intikamını dindirmeye yönelik olduğu açık ve seçiktir.
Müezzinin sürgün edilmesiyle din görevlilerine adeta, ‘Allah’la AKP arasında kaldığınızda, AKP tarafını seçmezseniz, yanarsınız’ mesajı veriliyor.
Şayet din görevlisi, can havliyle camiye sığınanlarla polis arasında tampon görevini oluşturmasaydı, eylemciler telafisi mümkün olmayan zararlar görseydi, daha mı iyi olacaktı? Takdir edilmesi beklenen böyle fedakâr bir din görevlisine ödül vermesi gereken Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, olay sonrası siyasi krizi yönetememiş ve faturayı müezzine kesmiştir.
Görmez, Allah’ın kitabına değil Başbakan’ın gözlerine bakarak duruş sergiliyor.
Camilerde, yalancı şahitliğin en büyük günahlardan olduğunu, Müslüman’ın asla yalan söyleyemeyeceğini anlatan bir din görevlisinin, yalan söylemediği için sürülmesi, toplumun din algısında çok ciddi tahribat yapacaktır.”

MÜFETTİŞE VAAT Mİ

Milletvekili İhsan Özkes, “Din görevlisi Fuat Yıldırım sadece sağlıklı çalışmayan tek bir böbrekle yaşıyor -o da pek sağlıklı değil- ve eşi de lösemi (kan kanseri) hastasıdır. Eşi ve kendisi yaşam savaşı veren bir görevliyi Kayabaşı’na, 60 km uzağa sürmek ölüme göndermektir, cinayettir. 76 milyonun gözü önünde işlenmek üzere olan bu cinayet derhal durdurulmalıdır” diye uyarıda bulunuyor.
Altı aylık geçici görevlendirme de olsa, 1. sınıf müezzin kadrosunda bulunan Yıldırım’ın eş bir kadroya verilmesi gerekmez mi? İktidar o kadar kızgın ki, kendisini köye gönderiyor.
Yıldırım’la ilgili teftiş raporunu hazırlayan müfettiş Sadi Aslan hep ‘doğrama’ işi mi yapar?
Hangi tarikat veya cemaate yakındır? Bu ‘hizmetlerinden’ sonra kendisine hangi makam ikram edilecektir?

Biliyor musunuz

HAVA-İş Sendikası’nın, THY işverenince grevimizin yasa dışı grev olduğu yönünde açılan ve lehimize biten davada Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin lehlerine verilen mahkeme kararını onadığını, böylelikle THY’nin bir kez daha hukuk önünde kaybettiğini açıkladığını...

Açıklama

‘CHP’de Kondakçı sürprizi’ başlıklı dünkü yazı üzerine okurlarımızı bilgilendirme gereği doğdu.
“Geçen hafta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret eden ve Lokman Kondakçı’ya Beşiktaş Belediye Başkan adaylığı için siyasi destek verenOrdu, Giresun, Rize, Artvin, Sinop, Çorum, Tokat ve Kastamonu’yu da içine alan KASTOP (Karadeniz Sivil Toplum Kuruluşları Konfederasyonu) adına Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Gümüş’tür. Görüşmede ayrıca SAM-DER Federasyonu’ndan Erkan Zorlu ve Tüm Bürokrat ve Sanayici İşadamları Platformu Genel Başkan Yardımcısı Can Çobanoğlu da hazır bulunmuştur.”
Kondakçı ismine AKP’lilerin ‘Bütün Karadeniz bizim’ diye kızmaya, MHP ve DYP’lilerin ‘İyi olur’ demeye getirmelerine ve CHP’lilerin de ‘şaşırmaları’na dikkat etmek gerekmiyor mu? Eski sinemacı olan Kondakçı’nın isminin sosyal medyada tartışılması ayrı bir ‘vaka’...

Eroğlu’na zor sorular

ÇEVRECİ eylemlerin parlamentodaki en güçlü ismi CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’na “Sorulacak o kadar soru var ki...” diyor. Biz de bunlardan bir özet veriyoruz.
- Bakanlığınız yalnızca bazı kurumların hamallığını mı yapıyor, yoksa orman ve su havzalarını korumaya dönük politika geliştirme bağımsızlığınız var mı?
- Fidanları nasıl seçiyor, kimden alıyor ve yaşayıp yaşamadıklarının denetimini yapıyor musunuz? Şehir Parkı’nı Mecidiyeköy Ali Sami Yen Stadyumu’nda kurmak yerine neden şehir merkezine uzak Beykoz’un bir köyü olan Elmalı’da kurmayı tercih ettiniz?
- 3. köprü güzergâhındaki diğer bakanlıklarla müzakere ettiğiniz koruma planları nelerdir? Kesilen ağaçları nereye taşıdınız? Yanlışlıkla kesilenlerin yerine 5 katını nereye dikeceksiniz?
- HES’ler konusundaki hatalarınız nelerdir?

Bir Türk Çinli’den daha akıllı mıdır?

BİR Türk, beş Çinli’den daha akıllıdır. Ama beş Türk, bir Çinli’den akıllı değildir. Balkan’da bir tek Kovsovalı Türkler, tek Türk olarak devam ediyordu ama maalesef sonunda bizler de bölündük.
Neden?
Üçe parçalandık, eğer böyle devam ederse daha yol var demektir; 5-6’ya kadar gider.
Peki neden bölündük?
Hırs!..
Kişisel ego “Ben”...
Ve koltuk sevdası...
Kosovalı Türklerin bölünmesini özetleyen üç sebepten en önemlileri
bunlar... Daha bir sürü sebep sıralayabiliriz.
Kosova’da yapılan son sayımlara göre Türk sayısı 18.700 olarak çıktı. Bu sayıyı da göz önünde bulundurarak, Türk toplumuna bölünmek bir lüks müdür? Herkes bir konuda hem fikirdir ki bölünmek bir lüks değildir. Ama maalesef yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı yolumuz buraya kadar geldi. Bir şeyin bilinmesi lazım: Bizler toplum ve siyasi parti olarak hiç kimseyi dışlama lüksümüz yoktur ve olmamalıdır.
Bana zarar gelmesin de, ben istediklerimle beraberim demek kolay mı?
Önce Batı Trakya sonra Bulgaristan seçimleri derken, Kosova’dan da ses geldi.
Sesleyin Prizren Belediyesi Türk kontenjanından Belediye Başkan Yardımcısı Orhan Lopar yazmış“ diyor. Zaten bir avuç Türk kalmış Kosova’da bu kadar bölünmeye ne gerek var. Seçimlerin normal demokraside yapılacağı yıllar geliyor, bizimkilerin değil parlementoya mahalli meclislere dahi Prizren hariç giremiyecekleri gerçeği ortada dururken, üç parti ile bölünmek hangi aklın ürünü!...
Lopar Türkiye burada sözünü dinletmeli ama önce buradaki tüm halkı dinlemeli derken, çok şeyleri ima ediyor aslında. Balkan’da ve Rumeli’de kazanımlarımızı bu kadar kolay parçalatma lüksümüz olmamalı.
Yalçın KOÇAK

Biliyor musunuz

12 Eylül döneminin ünlü yargı muhabiri (Cumhuriyet ve Güneş) Deniz Teztel’in dün vefat ettiğini, Üsküdar Şakirin Camiinde kılınan ikindi namazından sonra toprağa verildiğini...


TkMM’ler başlıyor

TÜRKİYE küçük Millet Meclisleri 5. yılını doldurdu. 1 Ekim’de TBMM’nin açılmasıyla birlikte 4, 5 ve 6 Ekim günlerinde TkMM’ler de toplantılarına başlıyor. Her yıl da 2012-2013 dönemi raporu hazırlandı. Bu rapor, 5 yılın tümünü kapsayan bir bölüm de taşıyor. 2013 toplantıları başlıyor. Daha fazla bilgi: 0535- 368 91 13; www.tkmm.net

X