"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Dikilmiş Ağız

GEÇTİĞİMİZ dönemde Fransa’da ilginç bir kitap yayınlandı.

Adı “Bouche Cousue” idi.
Tam çevirisi, “Dikilmiş Ağız”.
Ama Türkçe’ye, “Kapatılmış Çene”, veya “Susturulmuş Ağız” diye çevirebilirsiniz.
Kitabın yazarı Mazarine Pingeot.
Bu isim size bir şey ifade etmeyebilir ama Fransa’da herkes onu tanıyor.
Çünkü o, Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Mitterrand’ın kızı.
Yazdığı kitabın adı neden “Dikilmiş Ağız” diye sorarsanız cevabı da şu.
Mazarine Mitterrand’ın resmi eşinden değil, 35 yıl boyunca kamuoyu önüne çıkmayan sevgilisinden olan kızı.
Mitterrand ölümünden kısa süre önce, Mazarine”i Fransa halkına tanıttı.
35 yıl boyunca perdenin arkasında duran bu kadını Fransa halkı Mitterrand’ın cenazesinde gördü.
Mitterrand’ın naaşını gömüldüğü yere götüren askeri uçağa bir başka uçak daha eşlik ediyordu.
O uçakta, Mitterrand’ın resmi eşi, 35 yıllık sevgilisi ve kızı Mazarine karşılıklı oturuyordu.

Ben Fransa’da öğrenciyken, arkadaşlarımdan sık sık işitirdim. Cumhurbaşkanı Valery Giscard d’Estaing, gece yarıları Elysee Sarayı’ndan kendi kullandığı Citroen marka araba ile çıkar, sabaha karşı dönermiş.
Daha sonraki Cumhurbaşkanı Chirac’ın, gazeteci bir sevgilisi olduğu, bütün Paris’in bildiği bir sırdı.
Fransızların, sevgilisinin koynunda ölen cumhurbaşkanları da vardır.
Şimdiki Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin ise, kıskançlık krizine girip, karısı Carla Bruni’nin rol aldığı filmin çekildiği seti bastığı iddia edilmişti.
Anlayacağınız Fransa, en üst düzeyde aşk skandallarına alışık bir ülkedir.
Bizde de 1950-60 arasında Çankaya’da olup bitenlerle ilgili hikâyeler anlatılırdı.
Adnan Menderes’in, sevgilisinin evine girerken, kapıda mahalle çocukları ile futbol oynadığı yazılmıştı.

Onlar da yapmıştı öyleyse niye ben

BAZI şeylerin provası olmaz.
Provası olmayınca, empatisi de zordur.
Mesela tacizin...
Hadi gelin kendinizi, IMF Başkanı Dominique Strauss Kahn’ın yerine koyun...
Fransa gibi, G-8’in en kudretli ülkelerinden birine cumhurbaşkanı adayısınız.
Anketler, Sarkozy karşısında açık ara sizi favori gösteriyor.
“Some guys have all the luck...” (Bazıları şans küpüdür) şarkısı sizin için yazılmış.
Belki, Alain Delon değilsiniz ama, kadınlar sizi çekici buluyor.
Dünyanın para mabedi IMF’nin kudretli başkanısınız.
İspanya ve Yunanistan, yardım için sizin gözünüze bakıyor.
Geceleri 3 bin dolarlık odada kalıyorsunuz.
Adınız Mösyö “Şampanyalı Havyar”a çıkmış.
Lüksü de seviyorsunuz, kadınları da.
Yaşamayı da seviyorsunuz, siyaseti de, kudrete ise tapıyorsunuz.
Bir gün, “Ve Allah erkeği yarattı” filmi çekilse, muhtemelen sizin için çekilecek.
Sonra bir sabah, kaldığınız otelde uyanıyorsunuz.
Küveti doldurup içine rayihalı tuzları dolduruyorsunuz.
Akşamüzeri Fransa’ya uçacak ve çantada keklik başkanlık keyfini şimdiden yaşamaya başlayacaksınız.
Kudret sizde olacak. Fransa’nın nükleer gücünün anahtarları çantanızda.
Muhtemelen Mitterrand gibi, sonsuz bir sevgiliniz de olacak.
Muhtemelen Mozart çalıyor. Aynaya bakıp, yanağınıza küçük bir fiske dokunduruyorsunuz.
Mırıldanıyorsunuz: “Vas y jeune home, l’avenir est a toi...”
Yürü delikanlı, istikbal senin...
İşte tam o sırada imperial suit’in kapısı açılıyor.
İçeriye uzun boylu bir kadın giriyor.
Siz çırılçıplaksınız, kadın hayretle size bakıyor.
Adrenalin tavan yapmış, içinizdeki hergele avaz avaz itekliyor, “Hadi, hadi” diye bağırıyor.
“Vas y mec...”
Yürü be herif.
IMF başkanlığı, korumalar, büyük gözaltılar, her dakika dinlenilen telefonlar, şöhret ve lüks karşılığı hayatı size zindan eden baskılar...
Zemberek birden boşalıyor.
Unutuyorsunuz ki;
Kontrolsüz güç güç değildir.
Ve taciz, tecavüz girişimi, dünyanın her yerinde suçtur.
Hem de ağır suç...
Altında doğduğunuz şanslı yıldızın kaydığı an işte o andır.
Şimdi söyleyin, kendinizi, yıldızın kaydığı o anda, aşağıdaki adamın yerine koyabilir misiniz?
Hiç denemeyin, herhalde feci bir şeydir.

Acaba, ellerinde kelepçe mahkeme salona doğru giderken şunları düşünmüş müdür?
“Mitterrand yaptı, başına bu gelmedi. Öyleyse neden ben?”
A evladım; onlarınki, 35 yıl perde arkasında kalabilen sevgililerdi.
Kendi ağzını kendi dikmiş sevgililer.
Tecavüze uğrayan kadın değil...
İşte bu yüzden sen cezaevine gidersin, onun cenazesine ise iki kadın refakat eder.
Sen de sosyalistsin, Mitterrand da...
Demek ki sen, Mitterrand değilmişsin...

X