"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Dersim katliamsa öteki ne

KONUŞTUĞUMUZ, merak ettiğimiz, kamuoyu araştırma şirketlerinin ölçmeye çalıştığı şeylerden biri şu:

“Onur Öymen’in Dersim konuşması, CHP’ye oy kaybettirir mi?”

Olay giderek “iç siyasetin” hesaplaşma konularından biri haline geliyor.


Onur Öymen
benim kafa yapıma uygun bir siyasetçi değildir.


Geçmişte onu eleştiren epey yazı yazdım.


Bu olaydaki özensiz tutumunun da CHP’ye zarar verdiğine inanıyorum.


Yine de şu muzır soruyu sormadan edemeyeceğim.


Onur Öymen
CHP’ye zarar veriyor da, bu tartışmayı sürdürmek AK Parti’ye fayda mı sağlıyor?


İsterseniz samimi bir iç muhasebe yapalım.


Bakın Dersim tartışmasında ne gibi durumlara da hazır olmalıyız.


* * *


- Başbakan Erdoğan, Meclis’teki “demokratik açılım” toplantısında Onur Öymen’in sözlerini eleştirirken, “Dersim katliamı” deyimini kullandı.


Başbakan geçenlerde “Darfur katliamı” için bir açıklama yapmıştı.


Ne demişti Başbakan?


“Müslüman katliam yapmaz...”

(Bazı kaynaklara göre “yapmaz” değil, “yapamaz” demiş.)


- Dersim
’de “Alevi Kürt’ü” kesen, mağaraya bombayı basan kimdi?

“Hıristiyan Türk mü?”


- “Dersim”
tartışmasının birinci faydalı sonucu şu:

Demek ki, Müslüman da basbayağı katliam yaparmış ve yapabilirmiş.

O zaman işin hemen ikinci aşaması gelir.


İç politikada “Dersim” için kullandığımız nitelemeyi, dış politikada “Darfur”dan da esirgememeliyiz.


“Beşir kardeşimiz”
alınırsa, gerekçemiz de hazır:


“Bak kardeşim, ben kendi insanımın yaptığına katliam diyorum, sen de kusura bakma.”


* * *


- Gelelim daha büyük meseleye.

Onur Öymen’in “Dersim meselesi”ni böyle akıllıca olmayan biçimde gündeme getirmesinin Türkiye açısından büyük yararı oldu.


Ben bile, “Dersim olayı” konusunda yeterince bilgi sahibi değilmişim, onu öğrendim.


İtiraf edeyim, ben de bu olayı “28 Kürt isyanından birinin bastırılması” olarak biliyordum.


Şimdi bunun üzerine kitaplar okuyorum.


- Şu sorunun cevabını henüz tam olarak alamadım:


“Dersim olayı”
sırasında kaç vatandaşımız hayatını kaybetti?


Rakamlara bakıyorum, 7 binle 90 bin arasında kayıptan söz ediliyor.


- İkinci soru:

Eğer 7 bin veya 90 bin kişinin öldürülmesine, en resmi ağızdan, “katliam” diyorsak, bundan böyle “Ermeni” meselesine ne diyeceğiz?


Ermeni tezlerine göre 1915 olayları sırasında ölen insan sayısı 1,5 milyon.


Hadi diyelim 600 bin.


Dersim’
in kaç katı eder?


Burada ölen 7 bin kişi ise 200 katı.


90 binse 17 katı.


600 bin dersek, 90 katıyla, 7 katı arasında bir şey.


Evet, Dersim katliamsa, Ermeni olayı ne?


“İri katliam”
, “katliam irisi” mi, “kaba katliam” , “muazzam katliam” mı, “katliam azmanı” mı?


Yarın bu soru Türkiye’nin en yetkili insanına sorulduğunda vereceği “resmi cevap” ne olacaktır?


Çünkü, “Yahu kendinizi o kadar zorlamayın. O kelimenin evrensel bir karşılığı var. Hani ‘sözde’ ile başlayan kelime” derler.


* * *


Meclis’te başlayan “Dersim” tartışması, artık “resmi tarih tezlerimizi” reddettiğimiz anlamını taşıyor.

İyi ama, iç siyasette tarihi “gayri resmi” ağızla kullanıp, dışarda “resmi” ağızdan nasıl devam edeceğiz?


Dersim
olayını seçim meydanlarında kullanan siyasetçiler, işin bu tarafını da düşünmeli.


Son sözüm yine de şudur:


Onur Öymen
’in lafları pek akıllıca değildi.


Ama onu iç siyaset meselesi yapmak da yararlı bir şey olmayabilir.


Yine de sözlerimi şöyle bitireceğim.


Dersim
’de olup biteni, kendi vatandaşımıza yapılanı ortaya çıkarabildiysek, bu tartışma çok yararlı olmuştur. 

X