"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Demirel’e küçük bir itiraz

<B>CNN </B>Türk’te <B>‘Tarafsız Bölge’</B>de <B>Demirel</B>’le son gelişmeleri konuştuk.

Demirel, programın en başında, Türkiye’nin 42 yıllık Avrupa Birliği macerasının geniş bir özetini yaptı.

O geniş özetten çıkan sonuç şuydu:

1963’ten 2005’e kadar gelmiş geçmiş bütün hükümetler, Avrupa Birliği için çalışmıştır.

Yani...

3 Ekim’de elde edilen başarı, 42 yıllık emeğin ürünüdür.

Demirel’in bu tespiti doğru.

‘Uzun ince yolda’, bütün hükümetler katkıda bulunmuştur.

Ama...

Özal yörüngeyi belirgin kılarak...

Çiller Gümrük Birliği’ne geçişi sağlayarak...

Yılmaz en olumsuz koşullarda sağlam durarak...

Biraz daha öne çıkmıştır.

Ancak yine de, bu macerada en ayrıcalıklı konum AKP’nin konumudur.

* * *

Peki AKP neden ayrıcalıklı?

Bu sorunun iki temel yanıtı var:

BİR: AKP kadroları, Avrupa Birliği’ni ‘Hıristiyan Kulübü’ olarak gören ve bu yüzden AB’ye karşı çıkan bir siyasal gelenekten geliyor. Ancak AKP’liler, inanılmaz bir dönüşüm geçirdiler. Bu dönüşüm, tabanı da etkiledi. Böylece Türkiye’de AB karşıtı kamp genişleyemedi, cılız kaldı. Bu da işlerin kolaylaşmasına neden oldu.

İKİ: 42 yıllık süreç içinde atılan adımların en büyüğü, son üç yıllık süreç içinde atıldı. Son üç yılda yapılanlar, geçmiş dönemlerde yapılanlarla kıyaslanmayacak kadar fazlaydı. Eğer AKP hükümeti, bu kadar operasyonel davranmasaydı, 3 Ekim’de alınan sonuç alınamayabilirdi.

İşte bu iki nedenle Erdoğan’a ‘ayrıcalıklı bir konum’ verilmelidir.

Aksi takdirde hakkı teslim etmemiş oluruz.

Gül’ü Gül yapan özellik: Sükûnet

ÖZELLİKLE
ülkemizdeki eğitimli kesimler, Abdullah Gül’e büyük sempati besliyor.

Soğukkanlılığı, gerçekçi değerlendirmeleri, sakinliği, nezaketi ve sürekli gülümsemesiyle Gül, televizyonlardaki reyting sisteminin diliyle söyleyecek olursak, ‘AB Grubu’nun gözdesi.

Gül, son olarak, Lüksemburg’da İngiliz Dışişleri Bakanı Jack Straw’la birlikte katıldığı basın toplantısında çok hoş espriler yaptı, Straw’a ön adıyla hitap etti.

Böylece sempati çıtasını en yükseğe çıkarmayı başardı.

Fakat ne yazık ki...

O çıta, en tepede sadece iki gün kalabildi.

Çünkü Gül, Meclis’te CHP Lideri Baykal ile çok gereksiz bir polemiğe girişti.

Sinirlendi, öfkelendi...

Hatta bir ara temayülleri çiğneyerek kürsüyü bıraktı ve Baykal’ın üzerine bile yürüdü.

Ayrıca o gereksiz polemiğin galibi olmayı da başaramadı.

Önce Müzakere Çerçeve Belgesi’ni CHP’ye gönderdiklerini kanıtlamaya çalıştı.

Sonra gelen itirazlar üzerine, ‘Biz CHP ile koalisyon değiliz, belgeyi gönderme zorunluluğumuz yok’ savunmasını yaptı.

Keşke böyle yapmasaydı da imajını zedelemesiydi.

Çünkü imajlar, hiç de kolay oluşmuyor.

‘Selvi Boylum’a kıyılmasın

DEDİM ki:

Durun, yapmayın. Hayallerimizde kekremsi, buruk ama sıcacık bir tat bırakmış olan o güzelim Yeşilçam klasiğine, ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’a kıymayın.

Sinema filmini tiyatro oyununa uyarlamayın.

Gelin, yol yakınken vazgeçin bu sevdadan...

Evet... Bunları söyledim.

Ve fakat...

Filmdeki Kadir İnanır/Türkan Şoray birlikteliğinin, oyundaki karşılığı olan Kerem Alışık/İpek Tuzcuoğlu birlikteliğinden yanıt geldi.

Diyorlar ki:

Dur bakalım arkadaş! Daha oyun sahnelenmemişken, daha bizim nasıl bir performans ortaya koyacağımız belli değilken, sen nasıl bunları yazarsın? Sen ne peşin hükümlüsün?

İlk bakışta haklı gibi görünen bu itiraz, nedense beni zerre kadar etkilemedi.

Çünkü bu konuda peşin hükümlü olacak kadar deneyimliyiz:

Zavallı Hababam Sınıfı’nın başına gelenler ortadadır. Çalıkuşu’nu Star’da ne hale getirdiklerini görüyoruz. Tuba Ünsal’ın o demode ‘çocuk/kadın’ hallerine ifrit olmuyor muyuz?

Yani... Çok alametler belirmiştir, bu iş tutmayacaktır ve hayallerimize yazık edilecektir.
X