"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Davutoğlu’na 7 soru

SURİYE’de Esad’a karşı çarpışan örgütlerden bazıları resmen barbarlık yapıyorlar.

Damdan adam atıyorlar, Alevi çocuklarını kurşuna diziyorlar, kafa kesiyorlar, kalp çıkarıyorlar.
Ve bu yaptıklarını marifetmiş gibi internette yayınlıyorlar. Yani öyle utanmaca falan yok.
*
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, dün muhaliflerin kafa kesme fotoğraflarıyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Kınıyoruz, kabul edilemez buluyoruz, tekrar etmemesi için çağrıda bulunuyoruz”.
Ardından da ekledi:
“Bu resimlerden hareketle Suriye’deki haklı mücadeleye gölge düşürmek de bir propaganda taktiğidir”.
*
Eğer Ahmet Davutoğlu, haklı mücadeleye gölge düşürmek isteyenlerin propagandalarını boşa çıkarmak istiyorsa...
Aşağıdaki şu yedi soruya tatmin edici yanıtlar vermelidir:
- BİR: Suriye’de çarpışan bu aşırı gruplar, bu ülkeye hangi yolla girmiştir?
- İKİ: Türkiye, bu aşırı gruplara karşı bu zamana kadar hangi önlemleri almıştır?
- ÜÇ: Suriye halkının Esad’a karşı verdiği haklı mücadelede bu aşırı grupların rolü ne kadardır?
- DÖRT: Bu aşırı grupların bu zamana kadar Suriye’de sivil hedeflere yönelik gerçekleştirdikleri katliamlarla ilgili olarak Türkiye’nin elinde bir sayı var mıdır? Kaç kişiyi katletmiştir bu aşırılar?
- BEŞ: Aşırı gruplar, Suriye’deki mücadelenin patronajlığını yürütmekte midirler? Yürütmüyorlarsa patronaj kimdedir?
- ALTI: Esad giderse bu aşırı gruplar ne olacaktır?
- YEDİ: Esad sonrası Suriye’de bu aşırı gruplar egemen olursa Türkiye’nin buna karşı tutumu ne olacaktır?

Bir dinin iki mabedi olmaz

KİM diyor bunu?
Sünni fıkıh âlimi Hayrettin Karaman Hoca.
Hayrettin Hoca “İslam’da cemevi olmaz” görüşünde.
*
Bu Hayrettin Karaman’ın yorumudur.
Bir “teolojik görüş”tür.
Hayrettin Karaman bu görüşünde haklı da olabilir.
Mesele burada değildir.
*
Mesele şuradadır:
Hayrettin Karaman’ın bu teolojik görüşü, devlet yönetiminde geçerli olacak mı?
Yani Hayrettin Karaman Hoca “Tek mabet camidir, cemevi mabet olamaz” diye hüküm verince...
Devlet, Alevi vatandaşlarına dönüp, “hüküm verilmiştir, dağılın gidin” mi diyecek?
Peki ya Alevi vatandaşlar ısrar ederlerse?
O zaman gaz bombaları, tazyikli sular falan mı devreye girecek?
Bu durumda barış, esenlik, mutluluk falan nasıl olacak?
*
Aslında bu konuda düşünmek sadece devletin görevi değil, Hayrettin Karaman Hoca’nın da bu konuda düşünmesi gerekir.
“Tek mabet camidir” diyen Karaman Hoca, bunu böyle kabul etmeyenlere ve “ille de cemevi” diyenlere nasıl bir karşılık verilmesi gerektiği konusunda da teolojik görüşünü söylemelidir. “İslam’a göre bu insanlara şöyle denilir, böyle yapılır” demelidir, diyebilmelidir.

Kadir Topbaş: Dur, daha meydan bitmedi

DÜN yazmıştım.
Demiştim ki:
“Taksim Meydanı’nın yeni halini beğenmedim”.
*
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş aradı.
“Dur” dedi, “Henüz Taksim Meydanı için çalışmaları bitirmedik”.
Ardından da ekledi:
“Biz sadece trafik akışkanlığını sağlamak için tünelleri hizmete açtık. Bundan da çok mutluyuz. En yoğun saatlerde yarım saatte
8 bin araç geçebiliyor. Taksicilerden olumlu dönüş aldık. Herkes memnun”.
*
Meydan düzenlemelerine gelince...
Kadir Topbaş, “Meydan için değerlendirme yapmakta acele etmişsin” dedi ve ekledi:
“Taksim Meydanı çalışmamız daha bitmedi. Ağaçlandırma yapacağız, şehir mobilyaları koyacağız, yüzey kaplaması yapacağız. Ayrıca meydana bakan binaların güzelleştirilmesi için de çalışmalar yapılacak”.
Taksim Meydanı’nın Gezi Parkı’yla bütünleştirilmesini sağladıklarını söyleyen Topbaş, “Eskiden gizli saklı bir durumda olan Gezi Parkı şimdi ortaya çıktı” dedi.
*
Peki ne zaman bitecek Taksim Meydanı?
Topbaş zaman vermedi ama “en kısa zamanda” dedi.
Kadir Topbaş’la çalışmalar bitince beraber meydanı gezmeyi kararlaştırdık.

Savaş çıkmadı diye sevinmek caiz midir?

ABD’nin yukarıdan Şam’a üç-dört bomba sallamasına “savaş” dedik.
Ardından da “savaşa hayır” diye kampanya başlattık.
ABD, Rusya’nın pasından da yararlanarak...
Şam’a üç-dört bomba sallamaktan vazgeçti...
Ve şimdi hepimiz oturmuş “Yaşasın, savaş çıkmadı” diye seviniyoruz.
*
- Suriye’de Esad kan kusmaya devam ediyormuş... Kimsenin umurunda değil.
- Esad rejimi yeni ölüm planları yapıyormuş... Kimsenin umurunda değil.
- Muhalif radikal örgütler, ele geçirdikleri bölgelerin ahalisine kan kusturuyormuş... Kimsenin umurunda değil.
- İstanbul’a gelen kaçak Suriyeli sayısı yüz bini bulmuş... Kimsenin umurunda değil.
- Olan kendi halinde memleketinde yaşayan Suriyelilere olmuş... Kimsenin umurunda değil.
*
Tamam...
Savaş çıkmadı.
Ama yanı başımızda bir memleket, zalim Esad ile zalim muhalifler arasında sıkışmış, içsavaşta her gün biraz daha harap olup gidiyor. Sevinirken biraz da bu durumu aklımıza getirsek diyorum.

Kişisel tercihler

- “Kayıp” mı, “Medcezir” mi? Kesinlikle “Kayıp”.
- Tahammül mü, sefer mi? Kesinlikle sefer...
- Kadıköy mü, Beyoğlu mu? Kesinlikle Beyoğlu.
- Yerel seçim mi, genel seçim mi? Kesinlikle yerel seçim.
- Yaz mı, kış mı? Kesinlikle kış.
- Facebook mu, Twitter mı? Kesinlikle Twitter.
- ABD mi, Rusya mı? Kesinlikle Rusya...
- Kedi mi, köpek mi? Kesinlikle köpek...
- Konferans mı, panel mi? Kesinlikle panel...
- Miting mi, yürüyüş mü? Kesinlikle yürüyüş...
- Şarkı mı, türkü mü? Kesinlikle türkü.
- Deniz mi, göl mü? Kesinlikle göl.
- Et mi, balık mı? Kesinlikle balık.
- Cumartesi mi, pazar mı? Kesinlikle pazar.

Ateistin de çok umurundaydı sanki

PAPA “Cennete gitmek için Tanrı’ya inanmak zorunda değilsiniz” diyerek ateistlere de cennetin kapısını açınca...
Bizim buralardakini aldı bir telaş.
*
İlahiyatçılarımız ardı ardına görüş veriyorlar.
- Süleyman Ateş Hocamız “Allah’a karşı olan Allah’ın cennetine nasıl gidebilir ki?” diyor.
- Zekeriya Beyaz Hocamız “Papa’nın görüşü asla kabul edilemez” diyor.
- Ali Rıza Demircan Hocamız “İmanın esaslarına inanma söz konusu olmazsa cennete gidilemez” diyor.
- Abdülaziz Bayındır Hocamız “Papa’nın açıklaması Katolik öğretisine bile aykırıdır” diyor.
*
Bütün bunları okuyan ateistler ne yapıyorlardır acaba?
“Kardeşim bizim böyle bir kaygımız olsa inanmayı tercih ederdik, âlemsiniz vallahi” diyerek sinsi sinsi gülüyorlar mıdır ki?

X