"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Cumhuriyet Bayramı’nı Ankara’da kutladım

ANKARA hakkında okuduğunuz her kitapta, cumhuriyet coşkusunun izdüşümü vardır.<br><br>Dünden bugüne cumhuriyetin tarihi, onu kuran, yaşatan kişilerle birlikte bir siyah-beyaz film gibi belleğinizden geçer.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Ankara’sının ilk paragrafından bir bölüm herkesin çağrışım dağarcığında yer etmiştir:

‘Belki Milli Mücadele yıllarının bıraktığı bir tesirdir, belki doğrudan doğruya çelik zırhlarını giymiş ortada dolaşan bir eski zaman siláhşoruna benzeyen kalesinin telkinidir: Ankara, bana daima dásitani ve muharip göründü.’

Sonraki satırlarında Mustafa Kemal ve arkadaşlarının, harita başında geçirecekleri uykusuz geceleri, isimsiz şehit ve gazileri anar Tanpınar.

Cemal Süreya’
nın dizeleri zaman zaman Ankara izlenimlerini bir başka boyuta götürür, sevgi de vardır hafif bir ima da:

‘Sen bayan nihayet

Sen bir mevsimin sanat eki

Ankara, iyi kalpli üvey ana’

Cumhuriyeti kuranlar, yaşatanlar, ona iman edenler, bozkırda yeşeren yediveren gülü gibidirler.

Soğuğa, sıcağa, açlığa, yokluğa tahammülü bir din adamının çilekeşliğiyle bir tutan ruh hali.

* * *

GEÇEN
gün şair bir dostum Ankara’daki edebiyatçılardan söz ediyordu. Ben de eski Türk Dil Kurumu kurultaylarını hatırlarım, şairler, yazarlar, şimdi sadece kitaplarda ve anılarımda yaşayan dostlar.

Ankara üzerine okumak demek Kurtuluş Savaşı’nı, cumhuriyetin tarihini okumakla eş anlamlıdır.

Turgut Özakman’ın Şu Çılgın Türkler’inde Ankara’yı yeniden sevdim. Her iman tazelenmeye muhtaçtır, işte bu kitaplar bu gereksinmeyi karşılar.

Okumaya başladığım bir Ankara kitabı daha.

Küçük Asya’nın Bin Yüzü: ANKARA. Hazırlayanlar: Suavi Aydın, Kudret Emiroğlu, Ömer Türkoğlu, Ergi D.Özsoy.

O kitabı okurken, içindeki alıntılardan, belki bilip unuttuğumuz belki de bilmediğimiz nice bilgiyi okurken, Ankara’da Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamaktan, sanki bütün tanıklıkların geçtiği yerde bulunmaktan ayrı bir sevinç duydum.

Falih Rıfkı Atay, Taymis Kıyılarında kitabında 1934 yılından bugünü görüyordu:

‘Çocuklarımız, iki yüz elli bin nüfuslu Ankara’da mesut doğacaklardır.’

Mesut doğdular, mesut büyüdüler.

Ankara’yı anlattığımız her satır Ankaralıları da anlatmalı. O şehirde yaşayan kadınların, kurtuluş yıllarında nasıl seferber olduğunu Halide Edip Adıvar’ın Ankara Kadınları yazısını, gene adını andığım kitaptan okurken, kadınların cumhuriyet için yaptıklarını bir kez daha anımsamamız gerektiğini düşündüm.

Kurtuluş Savaşı’nın ön safında İstanbullu okumuş kadınlar da vardı, Ankaralı milletvekili eşleri de vardı; ama beni asıl duygulandıran, köylü kadınlardı.

Çamaşır yıkayarak geçimini sağlayan bir kadın, öğretmen okulunda okuyan kızını, bu hizmet grubunun içine yolluyordu.

* * *

CUMHURİYET BAYRAMI
’nı Ankara’da kutladım. Sevincin ardındaki tarihle bir kez daha övündüm.

Cumhuriyetin kuruluşuna, Kurtuluş Savaşı’na dair ne varsa okumalıyız.

Onlara olan borcu başka türlü ödeyemeyiz.
X