Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

CRR’de konser

Tuğrul ŞAVKAY

Salı günü bu köşede Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu ile ilgili bir günah çıkartma seansına tanık olmuştunuz.

CRR Konser Salonu 10. Kuruluş Yıldönümü Etkinlikleri devam ediyor.

Bugün, 25 Mart perşembe akşamı saat yedi buçukta Tiflisli bir piyanist, Dimitri Başkirov’un resitali var.

Ben her zaman Slav terbiyesi ile yetişmiş müzisyenlerin Batılılardan çok farklı ve ilginç bir üslubu olduğunu düşünürüm. Üstelik bu üslubu bilmemek ve tanımamanın bir müziksever için eksiklik olduğu yolunda neredeyse sabit bir fikre sahibim.

Dimitri Başkirov, işte bu Slav ekolünden yetişmiş ve hiç şüphesiz çok önemli bir sanatçı.

Önemine ilişkin programdaki bir cümle hemen dikkatimi çekti. 'Doğu Avrupa’daki yeni politik yapılanma sayesinde kendi ülkesi dışında da artık yeniden seyirciyle buluşan Başkirov, şu anda Isaac Albeniz Vakfı’nda dersler verdiği Madrit’te yaşamaktadır.'

Bu cümlenin arkasında ne kadar trajik, ama aynı zamanda çok hoş bir hikaye olduğunu bir bilseniz!

Onu da bir başka gün anlatırım.

Dimitri Başkirov’un konser programı da Mozart, Schubert-Liszt ve Brahms gibi popüler sanatçılardan seçilmiş eserler içeriyor.

Çok güzel ve keyifli bir konser olacağından hiç şüphem yok.

Eğer hasta yatağımdan kalkabilirsem, o akşam mutlaka CRR Konser Salonu’nda olacağım.

Sizleri de beklerim.

Yapay kasisler

Herkesin bir takınağı var.

Benim takınaklarım ise birden fazla.

Bunlardan biri de yapay kasisler.

Kent içinde trafiğin hız meraklısı magandaların tecavüzünden kurtarılması gerektiğine inanıyorum. Bunun için de gereken her şey yapılmalı elbette.

Yalnız burada sınır, kendi hakkını korurken bir başkasının hak ve hürriyetlerine tecavüz etmemek. Demokrasi ile tiranlık; uygarlık ile vahşet, tabiat hali ve zorbalık arasındaki farkın ince kırmızı çizgisinin geçtiği hattan söz ediyorum.

Bazı aklıevveller İstanbul’un canlarının çektiği yerlerini yapay kasislerle donatıyorlar.

Muhtemel ki, iyi bir şey yaptıklarını zannediyorlar.

Benim itirazım başlıca iki noktada.

Birincisi, kimse kendisini kamu otoritesinin yerine koyarak, kamuya ait yerler üzerinde tasarrufta bulunamaz. Çünkü burası dağ başı değil!

Maganda arkadaş: Kendi bahçene istediğin kadar kasis yaptır, o paşa gönlünün bileceği iş. Ama herkese ait olan yola bu kasisleri koyamazsın!

İkinci itirazım, kimsenin paşa gönlü çekti diye koyduğu kasisler ile başkalarının araçlarına zarar vermeye hakkı yok.

En azından bu magandalar bir uyarı levhası koysalar, bu sonuncu mahzur ortadan kalkacak, ama onlar için ne gam!

Şimdi durduk yerde yine ayranın mı kabardı demeyin. Çünkü bir okuyucum ve dostum Dr. Mühendis Osman Simav’dan bir faks aldım. Anlaşılan derdimiz aynı. Dr. Osman Simav, bu işin çaresini yazmış.

Onu da yarın hep birlikte okuyalım...

X