Çorum rezaleti

ÇORUM’da AKP’li belediye ve il başkanlığı tarafından tezgáhlanan rüşvet-haraç düzenini incelemekle görevlendirilen AKP milletvekilleri Sedat Kızılcıklı (Bursa) ve Bekir Bozdağ (Yozgat), raporlarında ‘Rüşvet yok... Cahillik var’ buyurmuşlar.

Sanki kendilerinden başka türlü bir rapor beklenebilirmiş gibi...

Yemezler!

Bu rezalet, belediyecilerin İmam Hatip Lisesi’ndeki öğretmenlerden kat ilavesi için rüşvet istemeleri ve prensip sahibi öğretmenin şikáyeti üzerine ortaya çıkmadı mı?

Belediye meclis tutanaklarında AKP’liler tarafından emrivakiyle geçirilmiş bunun gibi birçok şahsa özel karar mevcut değil mi?

Bunlar bağış karşılığı alınmış masum çekler idiyse, niçin (evet niçin!) sahiplerine iade edildi? Basında, hiçbir hayır sahibinin bağışından vazgeçtiğine dair haber gören var mı?

Bu cehalet değil, ‘Benim memurum (ve tabii ki belediye başkanları, parti il başkanları dahil) işini bilir’ felsefesinin hatmedilmiş halidir.

İşin acı tarafı, Çorum sadece buzdağının su yüzüne çıkan küçücük parçasıdır. Tüm ülkede rüşvet-haraç sayesinde göz yumulan çirkin yapılaşma ve ilave kat inşaatları tam gaz devam etmektedir. Yoksa, şehirlerimiz, kasabalarımız, giderek köylerimiz bu kadar planlama ve estetik yoksunu olur muydu?

Birileri altına kat, yat, cip çekmekte; buna mukabil ülkenin imarı çirkinleşmektedir.

Tabii, bunu fark etmek için biraz gören göz, anlayan beyin ve gerçek vatan sevgisi gerekir!

TEMEL FIKRASI

Çorum trajedisi
aklımıza ‘Temel-Devekuşu’ fıkrasını getirdi:

Temel’le arkadaşı, devekuşu avına çıkmışlar. Biraz sonra birkaç tane devekuşu görmüşler. Bizimkiler tam tüfeklere asılırken, devekuşları tehlikeyi fark edip kafalarını kuma gömmüş. Bunun üzerine Temel’le arkadaşı şaşkın şaşkın birbirine bakıp;

‘Allah Allah, biraz önce buradaydılar, nereye gittiler yahu?’ demişler.

İrfan ÖZTÜRK-İSTANBUL

GÜNÜN SÖZÜ

‘Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir:

İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.’

(Benjamin Franklin)

Baykalcılık

CHP,
kurultaya gidiyor. Baykal ve yakın çevresinin oluşturduğu Baykalcılık, CHP’nin içinde bulunduğu çıkmazın adı. Baykalcılık bir ideoloji değildir.

Bu çıkmazdan kurtulmak için verilen her mücadele başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Yeniden tanık olmaktayız ki; Baykalcılık kendi değerlerine sıkı sıkı bağlı kalmaya devam etmektedir. Bu da Baykalcılığı hákim siyaset tarzı haline getirmiştir. Ve en önemlisi, CHP’nin sosyal demokrat kesimde beklenen ideolojik netleşmeyi, yenileşmeyi sağlayamayacağını, CHP’nin çekim merkezi olamayacağını göstermiştir. Baykalcılığı sınıflandırırsak; şu başlıklar altında toplayabiliriz.

‘Papağan’, ‘Kurultay’ ‘Korku’, ‘Reklam’, ‘Söylev’, ‘Gardırop’, ‘Tabu’ ve ‘Tekelci’ Baykalcılık gibi... Bu listeye, ‘Olağanüstü Dönem Baykalcılar’ ve ‘Ruh Baykalcılar’ı da ekleyebiliriz.

Bunlar, gelecek seçimlerde CHP oylarının bir önceki seçime göre daha da eriyeceğini görmek ve anlamak istememektedirler.

Ali Güney TOROS-HOLLANDA

Susma hakkı

ANKARA’
dan bir avukat olarak diyeceğim şudur ki: ‘Van’da üniversite Genel Sekreter Yardımcısı Enver Arpalı’nın adalete güveni sarsıldı da onun için mi intihar etti? Adalet varsa ya kanıtlar toplanmalı, dava açılmalı ya da takipsizlik kararı verilmelidir. Adaletin geçici önlem tutuklamayı, ceza infazına çevirme hakkı yoktur. Sanırım Arpalı, uzun tutukluluk süresini, suçluluğu için kamuoyunda kanıtlanma olarak yorumlandı. Prof. Göksel Kalaycı’nın öldürülmesinde ise zanlı Yusuf Cevahir, susma hakkını kullanıyormuş.

Susma hakkı, adalete meydan okumadır. Düzgün yargılama hakkını, adalete yüklemektedir. Geciken adalet, adalet değildir.’

‘Ajanlar savaşı’

ESKİ İçişleri Bakanı ve YP Genel Başkanı Sadettin Tantan, önceki gün Yeniçağ Gazetesi’ne çarpıcı açıklamalar yapmış. Türkiye’de 3000 ajanın varlığından söz ederken, Şemdinli olaylarını ‘Ajanlar savaşı’ olarak nitelendiriyor.

Türkiye’de terörü kullanmak isteyen güçlerin ellerini kollarını sallayarak ortada gezdiğini, güvenlik güçlerinin ise yetkisiz bir duruma getirildiğini söylerken, ‘Bizim istihbarat teşkilatlarımızın altyapısında büyük boşluklar olduğuna’ dikkat çekiyor.

İstanbul-Kocaeli hattında bir finans merkezi oluşturmak istenmesinin BOP’un atılan ilk adımları olduğunu iddia eden Tantan, ‘Mersin-Trabzon hattı üzerinde birtakım olaylar geliştiriliyor. Bununla halkın nabzı tutuluyor ve sabrı test edilmek isteniyor’ diyor.

Tantan’ın eleştirileri şu noktalarda toplanıyor:

- Yasaların içi boşaltıldı... Örneğin, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örütleriyle Mücadele Yasası vardı; o birtakım müesseseler, yaptırımlar ve disiplin getirmişti. Bu yasayı ortadan kaldırdılar.

- Türkiye’de yolsuzlukla mücadele yasası yok. Çünkü terörü besleyen kaynaklar, yolsuzluk kaynaklarından geliyor. Ülkenin federatif sisteme dönmesi için kurulmuş tuzaklar var.

- Türkiye’de tek sorun, kirli siyaset ve siyasetçi ile kirli siyasetçinin oluşturduğu kirli kadrolar. Bu kadrolar yüzünden Türk sermayesi de küçülüyor, yabancı sermaye ülkeye egemen olmaya başlıyor. Bu da bir yağma düzenine ortam hazırlamış oluyor.

- Ordu da yıpratılıyor. Ulusal güvenlik strateji belgesi biliyorsunuz, aylarca yazılmadı. Ki bu belge, o ülkenin geleceğinin tapusu gibidir. Kamuoyuna da hiçbir zaman yansımaz.

SİYASET BELGESİ

(Tantan’ın sözünü ettiği Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin (MGSB) tamamı dün Mustafa Balbay imzasıyla Cumhuriyet’te yayınlandı. Belgede yer alan tespit ve önerilerde ‘Türkiye’nin yapısı: Tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek dil’ vurgulaması yinelenirken, irtica ve bölücülük aynı önemde iki iç tehdit olarak değerlendiriliyor. Özetle şunlar yer alıyor: ‘Kıbrıs’tan asker çekilmemeli, AB’ye objektif koşullarla girilmeli, Ege’de 6 mile karşı girişimlerin savaş sebebi olduğu yönündeki caydırıcılığımız korunmalı, ABD, AB sürecinin alternatifi değildir, Kerkük herhangi bir etnik grubun kontrolüne bırakılmamalı...)

‘Barışık seçim’

BÜYÜKŞEHİR
yeni dönem çalışmalarına başlarken, beklendiği gibi ‘çalkantı’ olmadı, sanki bastırılmış bir barış havası vardı. Muhtemel bir muhalif çıkışı susturulmuştu.

Gazetecilerin alınmadığı AKP Meclis grubu, İl Başkanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’nun başkanlığında 1.5 saat kadar toplandıktan sonra Büyükşehir’deki seçimlere geçildi. Meclis 1. başkanlığına 210 oyla İdris Güllüce yeniden seçildi, diğer aday Mehmet Doğan Muşlu 18, adaylıktan vazgeçen İsmail Erdem’e ise 2 oy çıktı. 45 oyun boş çıkması ilginçti. ‘Sürpriz’ şekilde yeniden aday olan Güllüce için ‘Yetkileri budandıysa neden seçildi’ sorusunun yanıtını kimse bulamadı. 2. başkanvekilliği seçiminde ise Dr. Müezzinoğlu’nun desteğini aldığı bilinen Ahmet Selamet; İdris Güllüce’den 7 oy fazla (217) oy alarak makamını korudu. AKP’nin 230 oyuna karşılık Güllüce’ye 210, 3 üyesi olan (biri gelmedi) SP’nin adayı Mehmet Doğan Muşlu’nun ise 18 oy alması dikkat çekti. 23 ANAP’lı ve 12 DYP’liden SP adayına oy kalması olabileceği yorumları yapıldı.

12 yıldan beri (RP, FP ve AKP) grup başkanvekilliğini yürüten Hüseyin Evliyaoğlu, kapalı grup toplantısında belirlendiği gibi aday gösterip yeniden ‘seçildi.’ Evliyaoğlu, Tayyip Erdoğan ve Eyüp Belediye Başkanı Ahmet Genç’e yakınlığı ile biliniyor. AKP’li bazı üyelere göre, Kemerburgaz-Işıklar (Kısırmandıra) köyünde havuzlu tripleks villası bulunan Rize’li Evliyaoğlu’nun Kemerburgaz’da 2B arazilerini topladığı iddia ediliyor.

İMAR’A 3. BAŞKAN

İmar Komisyonu
seçiminde de ilginç bir tablo ortaya çıktı. Kadir Topbaş’ın ilk döneminde İmar Komisyonu Başkanlığına M. Ergun Turan (Güngören) seçilmişti. Geçen yılki seçimde aday gösterilmemiş ve yerine Tankut Gündoğar (Beyoğlu) getirilmişti. Dünkü seçimde Gündoğar da aday gösterilmedi. Gündoğar ile CHP’li İrfan Şenol’un yerine Temel Yaz ile Erhan Çoban seçildiler. İmar Komisyonu’nun diğer üyeleri Sefer Kocabaş, Bülent Tatar, Mustafa Demirkan, M. Ulvi Günpınar, Metin Karakaş, Z. Nurdoğan Yüzbaşıoğlu ve ANAP’dan Hüseyin Avni Sipahi) oldu. Komisyon Başkanlığına Sefer Kocabaş’ın (Zeytinburnu) seçilmesi bekleniyor.

Dilenir ki, AKP’de kapalı kapılar ardındaki seçimler, AKP’lilerin vicdanını yaralamamıştır.

Sonuç; yine Başbakan’ın dediği oldu ve ‘kol kırıldı yen içinde kaldı.

Biliyor musunuz

ANAVATAN İstanbul Milletvekili Emin Şirin’in, Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak AKP İstanbul İl Başkanlığının Kağıthane’de 10 milyon dolar karşılığında bir arazi satın alındığının söylendiğini, bu nedenle inceleme yapılıp yapılmadığını sorduğunu... İETT Genel Müdürlüğü’nden emekliliği istenen Muammer Kantaracı’nın yerine Ulaşım Koordinasyon Daire Başkanı Rafet Bozdoğan’ın getirileceğinin konuşulduğunu...
Yazarın Tüm Yazıları