Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Clinton'u savunacağız...

Hadi ULUENGİN

Boynumuzun borcudur ve kuşağımız bir kaşık suda kopartılan her şirret fırtınaya öyle kolay kolay pabuç bırakmaz, tabii ki Clinton'u sahipleneceğiz.

Birleşik Amerika Devlet Başkanını namerde karşı sonuna kadar savunacağız.

Birincisi, Washington liderinin fantazma ufku, dolayısıyla da hayat ve dünya perspektifi Monica Lewinsky adlı aşifte kızın ağız masajları sırasında puroyu cinsel uyarıcı olarak kullanacak kadar engin olduğu için savunacağız.

İkincisi, Oval Ofiste kadife ‘fellatio’, William Jefferson Clinton insani zaafları ‘kutsal’ mekanlara taşımak cesaretini gösterdiği için savunacağız.

Üçüncüsü, Kenneth Star denilen ve utanmadan ‘yargıç’ sıfatı taşıyan o kara külahlı engizisyon papazına asla pes etmeyeceğimiz için Başkan'ı savunacağız.

Dördüncüsü, travmatik komplekslerde kıvranan bu çirkef adamın çok özel bir mahremiyeti aleniyete dökerek Monica - Bill seanslarını ucuz bir pornografya romanıymışçasına teşhir etmesini alçaklık addettiğimiz için savunacağız.

Beşincisi, özünde her şeyin iki dünya görüşü, iki hayat tarzı ve iki ahlak anlayışı arasındaki çelişkilere uzandığını bildiğimiz ve Clinton'un şahsında odaklaşan görüş, tarz ve anlayışların ruhunu benimsediğimiz için savunacağız.

Ve nihayet altıncısı, şimdi ABD'de ‘demokrasi şeffaflığı’ diye kakalanmaya çalışılan yukarıdaki hazin komedya ve ceberrut uygulamaların demokrasi portesi değil olsa olsa demokrasi karikatürü çizdiğine inandığımız için savunacağız.

Kolay ricat etmeyiz, Clinton'unu dövüşe dövüşe ve siper siper savunacağız.

***

İKİ kere iki dört, özel hayat kutsaldır. Ama kamuya malolmuş kişilerin sıradan fanilerden daha dikkatli davranması ve skandal yaratmaması gerekir.

Fakat bu olgu onların mahremiyet hakkını engellemez. Amme görevini etkilemediği sürece yukarıdaki mahrem ancak çok sınırlı ölçüde alenileşebilir.

Dolayısıyla, Clinton'un uçkur gevşekliği esas olarak bir aile sorunudur.

Erdemli kadın ve bilge insan Hillary Clinton ister kocasının sırtında oklava kırar, ister ilk celsede boşar, isterse görmemezlikten gelir.

Familya içinde çözümlenmesi gereken bir konu İnternet'e düşmez ve hiç bir adil hukuk da Başkan'ın kızı kaç defa orgazma ulaştırdığı sorusunu soramaz.

Hele hele hiç bir demokrasi anlayışı cevapların teşhirini dayatamaz.

Açık toplum şeffaflığıyla dikizci röntgenciliğini karıştırmamak gerekir.

***

FAKAT kuşkusuz ABD Cumhurbaşkanı hata işlemiştir. Bu hata Monica’yla sevişmedim' diye yemin billah ve yarım yalan söylemiş olması değildir.

Clinton'un ‘fiili penetrasyon gerçekleşmedi ama fermuarımı şöyle indirdim, memelerini böyle avuçladım’ türünden konuşmuş olmasını beklemek ahmaklıktır.

Washington önderinin esas yanlışı konuyu tartışmacağını ilk andan itibaren açıklayarak zaptiye savcı Kenneth Starr'a derhal rest çekmememiş olmasındadır.

Çünkü artık çok açıktır ki ‘Hristos Kilise’si tarikatından bir rahibin oğlu olan ve ABD'deki en gerici kesim ve ideolojilerin temsilcisi olarak görev ifa eden bu Starr efendi Başkan'a karşı düzenlenmiş komplonun lejyon askeridir.

Zira yine çok açıktır ki muhafazakar değil mürteci değerlerin Amerika'sı Vietnam Savaşı'na karşı çıkmış, üniversitede esrar tatmış, Beyaz Saray'ı zenci danışmanlarla donatmış, doğum kontrol hapını ve kürtaj müdahelesini onaylamış ve sosyal politikalara ağırlık vermiş Bill Clinton'dan daima nefret etmiştir.

Ötesi, ‘güney taşralısı’ olarak kalan eski Arkansas valisi Doğu Atlantik malikanelerinin ‘WASP’ sıfatlı Washington ricali tarafından reddedilmiştir.

Dolayısıyla, bugün Başkan'ın uçkur işlerinde odaklaşan çelişki aslında iki Amerika arasındaki mücadelenin parçasıdır. Şematikleştirirsek, son tahlilde ‘Ku Klux Klan’ katilleriyle özgür Yeni Dünya güçleri arasındaki mücadeledir.

Bizim tavrımız ise nettir: Kuşak ve değer aidiyeti paylaştığımız Clinton'u siper siper savunacağız ve dişe diş dövüşmeden onu asla teslim etmeyeceğiz.













X