Çiller’in borcum yok demesi komik

DÜNKÜ ‘Çiller: O yönetim para toplayamaz’ başlıklı Sn. Tansu Çiller adına avukatı tarafından yapılan açıklamayı büyük bir ibret ve tessürle okuduk.

Bizler de 130 villalı (30 kadarı Çiller’in) Güller Vadisi Sitesi’nde oturmaktayız. İnsana ‘Oha oldum yani’ dedirtecek kadar yapılan açıklamaya biz de yanıt verelim:

Ormanlık ve yeşil alan olan söz konusu sitenin arsa alanı zamanında Tansu Çiller’e aitmiş? Birden buradan iskan geçmiş ve imara açılıvermiş! Yolları dahi asfaltlanmış. Sonra da bu arsa sahibi, villaların üçte birinin kendisine verilmesi karşılığı Metin Aşık’la anlaşmış. Bu arsa üzerinde 3 parsel varmış; 572, 565 ve 564... Belirttiğinin aksine 634 diye bir parsel yoktur. 572’de 34 adet, 565’de 16 adet ve 564’de de (Çiller’in evlerinin olduğu parsel) 54 villa mevcuttur. 54 villanın numaraları 1-17 arası olan 17’si Tansu Çiller vekili Şemsettin Doğan, 18’ncisi Tansu Çiller, 26-36 arasındaki 11’i yine Çiller’e ait gözükmektedir.

Her ne kadar üç ayrı parsel gibi gözükse de burası bütün bir sitedir ve müştereken yönetilmek zorundadır. Her üç parselin güvenliği, suyu, arıtması, kanalizasyonu, aydınlatmaları, havuzu ve spor alanları da ortaktır. Yani parsel ayırımı pratikte olmayan ve uygulanamayan bir konudur.

Ancak Çiller Hanım, 2002’de aldığı bir yargı kararını gerekçe göstererek, 80’e yakın villa sahibine ve oturanlarına pes dedirtmektedir.

Mahkeme burada oturan kişilerin oybirliği ile seçtiği yöneticiyi bu parsele yönetici olarak atayarak tanıdığına göre... Tansu Hanım’ın iki yıl önce yapılan yüzme havuzu ve hakimin ödemesini uygun gördüğü altyapı hizmetlerinden dolayı 100 milyarın üzerinde borcu vardır. Oğlu Mert Çiller geçen yıl sitemizde otururken yönetime hiç aidat ödemiş midir? Aidat ödememek için kendince hukuki bir boşluğa sığınan Tansu Hanım, iki villasında imara ve projeye aykırı olarak yapılan tadilat işlerini Sarıyer ve Büyükşehir Belediyeleri niye görmemektedir?

Çiller’in site yönetimini hiçbir borcum yok demesi komiktir. Hiç olmazsa site sakinlerine saygı borcu vardır. Bir eski Başbakana da bu yaraşır ama...

M.Ali DEMİR-12 villa adına

Prof. Korkmaz: Halkçıyım

CHP Parti Meclisi üyesi seçilen İÜ İktisat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Esfender Korkmaz, kendisinin sağcı ve anti-sol olduğuna ilişkin değerlendirmeler üzerine ‘Ben sağcı mıyım, solcu muyum, halktan yana mıyım öğrenmek isteyenler Gözcü’deki yazılarıma ve internet siteme bakabilirler. Ben kendimi halkçı, sosyal demokrat bir insan olarak tarif ediyorum’ dedi.

Baykal’ın üç yıldan beri danışmanlığını yürüttüğünü söyleyen Prof. Korkmaz, şunları söyledi:

‘Ben Cumhurbaşkanı YÖK’e solcuları atıyor, diye bir yazı yazmadım. 27.10.2002 günü Gözcü’deki köşemde bu konudaki yazım şöyleydi: ‘Örneğin YÖK’e atadığı beş üyenin beşi de öğretim üyeleri derneği kuranlardır. Bu arkadaşlar derneği rektörlük seçiminde kullanmışlardır.’ Bu olay 1997’de İÜ Rektörlük seçimlerinde bizzat yaşadığım bir olaydır. Yine İktisatçılar Derneği diye bir dernek yoktur. Benim de ‘Burasını komünistler bastı’ diye bir yazım yoktur. Sağ tandanslı ve anti-sol gibi yaklaşımlar, kişisel görüşlerdir. PM’ye girmekle fedakarlık yaptığım bilinmelidir.

Bizler girmezsek meydanı üçkağıtçılara mı bırakalım?’

Mafyayla uğraştım

1989-94
döneminde haklarında yolsuzluk iddiasıyla parti soruşturması açılanlar arasında ‘Sarıyer Belediyesi’nin adı geçmesi üzerine SHP’li eski başkan İhsan Yalçın belge ve bilgiler göndererek şu açıklamayı yaptı:

‘Hakkımda nerede olursa olsun yolsuzluk kelimesini duyunca vücut kimyam bozuluyor. Hayatımda dürüstlük ve Kemalist çizgiden zerrece taviz vermedim. Kendi partimin meclis üyeleri hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulununca bunlara destek verenlerce hayali, mesnetsiz bir karalama kampanyası ile karşılaştım. Kimse ekmek teknelerine çomak sokanlardan haz duymuyor. Benim hakkımda Nurettin Sözen soruşturma açılmasını istedi, ancak il yönetim kurulu hakkımda herhangi bir soruşturmaya gerek olmadığına karar verdi. Ben orada arsa mafyası ile uğraştım, yüzümü asla kızartmadım.’

Atatürk’ten ‘misyonerlik’

GAZETECİ Uğur Yıldırım’ın yeni çıkan ‘Türkiye’de Misyonerlik’ (Otopsi) kitabında haçlı savaşlarından bugüne misyonerliğin seyri inceleniyor. Kurtuluş Savaşı ve Atatürk dönemiyle ilgili çarpıcı belgelere de yer verilen kitapta, Atatürk’ün ABD Deniz Kuvvetleri’nden istihbaratçı Teğmen Robert S. Dunn ile 1.7.1921 tarihinde yaptığı görüşmenin tutanakları yer alıyor.

Dunn’
un, Washington’a gönderdiği 9.8.1921 tarihli raporda Atatürk’ün Amerikan Yardım Heyeti’ni ağır sözlerle eleştirdiği belirtiliyor. Atatürk rapora da geçen sözlerinde ABD yardım kuruluşları ve misyonerlerinin ‘bölücülük’ yaptığını söylüyor. Atatürk, Teğmen Dunn’a şöyle diyor:

‘Yasalarımızla uyum halinde bulunması kaydı ile biz ACRNE’nin insani ve yardım amaçlı faaliyetlerini memnuniyetle karşılamaktayız. Fakat esefle söylemeliyim ki, Merzifon ve Kayseri’deki gibi bu müesseselerden bazılarının bu hainane amaçlara vasıta oldukları araştırmalarla ispatlanmıştır.

Atatürk,
Dunn’la yaptığı görüşmede Amerika’yla ilişki kurmaktan memnuniyet duyacağını ama Meclis’in prensibinin ‘tam bağımsızlık’ olduğunu, ABD’nin ‘kapitülasyonların devamını istememesi gerektiğini’ vurguluyor.

Çarpıcı başka konular da var kitapta... Atatürk’ün Vatikan’la yazışmaları, Atatürk’ü kalkan yapan misyonerler; Urfa Kuvayı Milliye Komutanı Yüzbaşı Ali Saip’in Amerikalı misyonerlerle ilgili gözlemleri; Protestan kiliselerin açılmasında Turgut Özal’ın nasıl katkı verdiği; ve kiliselerinin önünün nasıl açılması gibi birçok çarpıcı konu var.

Kayrak taşı ihalesi

MUĞLA Valiliği bünyesindeki bir yetkili aradı; dekoratif amaçlı ‘Kayrak taşı’ konusundaki tartışmayla ilgili bilgi verdi. ‘Yazdıklarınızın bir bölümü doğru ama izaha muhtaç yanları var’ dedi. Anlattıklarını özetleyerek aktarıyoruz:

Muğla ilinde kayrak taşı çıkarma başvuruları, 2003’e kadar Taşocakları Nizamnamesi’ne göre ruhsatlandırılıyormuş. Bakanlar Kurulu daha sonra 2003 yılında kayrak taşını 3213 sayılı Maden Kanunu’nun ‘mermer grubu madenler’ kapsamına almış... Bu arada 5.6.2004 tarihinde çıkarılan 5177 sayılı Maden Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapan kanun çıkmış; yayınlanan genelge sonucunda kayrak taşları ile ilgili bölümün uygulanmasında tereddüt hasıl olmuş. Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürü Yener Cander’le Muğla’da toplantı yapılmış, kendisinden görüş istenmiş... Cander aralık ayında gönderdiği iki yazıda, ruhsatlandırma işleminin Özel İdare tarafından yapılmasını uygun karşılamış. Bunun üzerine müracaat ve temdit talep eden 12 dosyanın ruhsatlandırılması, Taşocakları Nizamnamesi ve ruhsatlandırmaya esas diğer mevzuat hükümlerine göre uygun görülmüş... Ruhsatlandırmaya esas alınması gereken rüsum ve mükerrer resim miktarları da Bodrum Mal Müdürlüğü’nün belirlediği M2 fiyatı 38 milyon olarak tespit edilmiş; ihalenin de 27.1.2005’te yapılacağı duyurulmuş... İşlemleri tamamlanan 12 kişi belirtilen günde hazır bulunmuş; bunların 9’u bu miktarı kabul etmiş... Bunlardan 6’sı da gereken parayı hemen yatırarak ruhsatlarını almış...

İlgili, ‘Köşenizden itirazlarını bildirenlerin ise bedeli yüksek buldukları, bu alanları ucuza kapatmak istedikleri, bu amaçla bakanlığı ve milletvekillerini rahatsız ettikleri anlaşılıyor. Halbuki işlemler yukarıda izah ettiğimiz şekilde mevzuata uygun ve İl Özel İdaresi menfaatleri gözetilerek yapılmıştır’ diyor.

Biliyor musunuz?

İSKENDERPAŞA Camii Derneği’nden yapılan duyuruda, Avustralya’da 4.2.2005’de trafik kazasında ölen Prof. Mahmud Es’an Coşan’ın ölümünün 4. yılında bugün Eyüp’teki kabri başında anılacağını, akşam da ‘hadis’ dersleri verdiği İskenderpaşa Camiinde bir program düzenlendiğini, Akra FM’de de canlı yayında hatim duası yapılacağını...

Mesaj panosu

TEKİRDAĞ
Değirmenaltı Mahallesi’nde oturan ve evladı üniversitede okuyan bir babayım. Kızımın okulu nedeniyle beş ay önce buraya taşındım. Bulunduğumuz muhit E5 karayolunda kent girişindeki Ziraat Fakültesi ve Maxi alışveriş merkezinin bulunduğu yer... Kavşakta trafik ışıkları var; yayalar için bir uyarı yok. Yüzlerce insan her gün bu kavşağı kullanıyor. Belediye Başkanı’na e-maile bunu bildirdim, dört aydır cevap yok. Allah göstermesin sonucu faciayla biten bir kaza mı olması bekleniyor.

Oğuz TUNA-TEKİRDAĞ

KADIKÖY’den bir veli isyan ediyor: Veliler olarak servisçilerden bıktık. Her istediklerini veriyoruz. Ama bu kadar yeter; sömestr tatili nedeniyle bir aylık ücret de alınır mı? İsyanımıza kim yanıt verecek?

GÜNÜN SÖZÜ

Batı’nın bilgisi, misyonerleri, papazı, tüccarı, koca Afrika Kıtası’nda kölelere ne söylediyse aynısını bizlere de buyuruyor.’

(Nihat Genç, Yeni Harman)
Yazarın Tüm Yazıları