"Nilüfer Pazvantoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nilüfer Pazvantoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nilüfer Pazvantoğlu

Cildin güzellik kaynağı: Oksijen

Hayatımızın olmazsa olmazı oksijen, ciltteki pek çok sorunun giderilmesinde de önemli rol oynuyor. Yaşlanma, günlük hayatın stresi, hava kirliliği, sigara kullanımı, dengesiz ve/veya yetersiz beslenme, güneşe maruz kalma gibi pek çok etkenle dengesi bozulan cilt, oksijen terapi ile yeniden hayat buluyor.

Oksijen terapi ile cilde ihtiyacı olan oksijen verilirken, kan dolaşımı da düzenleniyor ve böylece beslenmesi düzelen cildin kırışıklık, rengin matlaşması, aşırı hassasiyet gibi problemleri giderilmiş oluyor. Tedavi hakkındaki merak edilenleri Medikal Estetik Doktoru Saliha Güneri’ye sorduk.
Oksijen ile terapi nedir?
- Cilde doğal oksijen verilerek yapılan bir uygulama... Uygulanan oksijen basıncı, 0,6 ile 1 bar arasında değişiyor. Oksijen terapi cilde belirli bir basınçla uygulandığı için masaj etkisi yapıyor ve böylelikler kolajen ve elastin sentezini uyarıyor.
Uygulama hakkında bilgi verir misiniz?
- Soruna ve kişinin cilt yapısına göre seans sayısı 5 ile 10 arasında değişiyor. Uygulamalar tek başına olabileceği gibi kimyasal peeling, tca peeling veya mezolifting gibi spesifik uygulamalar ile de kombine edilebiliyor. Uygulamadan hemen sonra kişi günlük hayatını sürdürebiliyor.
Oksijenin cildin yaşlanma sürecindeki etkisi nedir?
- Cildimizdeki hücrelerin, görevlerini yerine getirebilmeleri için enerjiye ihtiyaçları var. Genç ciltlerde bu problem yaratmaz, çünkü epidermisleri yeteri kadar oksijen ve besini rahatlıkla alabilir. Ama yaş ilerledikçe serbest radikaller, hatalı beslenme, yanlış kullanılan kozmetikler, sigara tüketimi ve özellikle güneşin zararlı etkileri cilt hücrelerimize zarar verir. Böylece cilt yıpranmaya, incelmeye, lekelenmeye, kırışmaya ve sarkmaya başlar. Kısacası oksijen olmasa hayat olmaz, metabolizma çalışmaz, cilt ve vücut hücrelerine enerji gitmez, hücreler yenilenmez ve böylece yaşlanma süreci başlamış olur.

Oksijen cilde nasıl uygulanıyor

* Basınçlı oksijen uygulaması ile cildin alt tabakalarına doğru nüfus eden besleyici, nemlendirici, leke giderici serumlar, özel problemlere müdahale şansı tanıyor.
* Bu özel serumlar, oksijen bakımları sayesinde kan dolaşımı hızlandığı için cildin alt tabakalarına daha iyi nüfus ediyor. Yoğunlaştırılmış oksijen basıncı, uygulamaların sonuçlarını ve oksijen aktivitörlü ürünün etkilerini artırıyor.
* Bu bakımlarda kullanılan özel kozmetik ürünün içerisinde A, C, E vitaminleri, aloe vera bitki özü ve oksijen aktivitörlü sıvı bulunuyor. Özel ürün ve oksijen cilde ilk püskürtüldüğü anda bile 1 bar basıncında etkisi ile cildin alt katmanlarına ulaşabiliyor. Dolayısıyla ürünün herhangi bir baskı yöntemi ile yedirilmesine gerek kalmıyor.
* Uygulamaya başlandığı ilk andan itibaren oksijen aktivitörlü ürün ve oksijen cildin alt katmanlarına kadar ulaşarak kan dolaşımını hızlandırıyor, toksinlerin atılmasını sağlıyor, cildin hücre metabolizmasını çalıştırarak hücre yaşlanmasını geciktiriyor.

EDİTÖRDEN

Yara izleri görünmez olsun

Akne, yaralanma ya da operasyonların yüzde bıraktığı izleri saklamanın yöntemleri var. İşte, bunun 3 önemli adımı...
BAKIM YAPIN: Bakır, çinko ve mangan gibi mineral içerikli yara bakım kremleri, yara izlerinin iyileşme sürecini hızlandırıyor. Ayrıca heparin ve allantoin de cildi nemle destekleyerek, iltihap ve kistik yapıları yatıştırıyor. şişkin ve hızla çoğalan yaralar da silikon formlu jellerle gideriliyor. Tüm bu içerikler yağ dokusunu nemli tutuyor, incecik bir koruyucu film tabakası oluşturuyor.
MASAJ YAPIN: Cildin pürüzsüzlüğünü korumak için üç ay boyunca günde bir-iki kez yara merhemi, kremi ya da yenileyici cilt yağıyla masaj yapın. Ancak uygulamayı doğrudan yara üzerine değil yaranın iki-üç santim uzağına yapın. Böylelikle cildin en ince damarında bile kan dolaşımını sağlamak mümkün.
GİZLEYİN: Güçlü bir kapatıcı kremle ya da su geçirmez bir “body camouflage” ürünüyle kırmızı ve mor renkli yara izlerini kapatmak mümkün. Daha derin yara izleri için parmak uçlarıyla bir kamuflaj tabakası oluşturabilirsiniz. Ciltte çukur oluşturmuş yara izlerini ise ışığı yansıtıcı pigmentlerle optik olarak gizleyebilirsiniz.
Kamuflaj ürününü iki parmak ucunuz arasında ısıtın. Yumuşak bir şekilde cildinize küçük baskılarla yedirin ve bir sünger yardımıyla uygulayın. Ardından transparan bir pudrayla makyajınızı sabitleyin.
BUNLARI YAPMAYIN: Yüzünüzü yıkarken sabun kullanmayın. Aksi halde cildin hassas dokusuna zarar vermiş olursunuz. Cilt yapınıza uygun yüz ve duş kremleri kullanabilirsiniz. Tabii suyun da ne fazla soğuk ne de fazla sıcak olması gerekiyor.

Makyaj yapmayı uzmanından öğrenin

Makyaj, biz kadınların vazgeçilmezi. Ama kusursuz makyaj yapmanın bazı kuralları var. Öyle “çalakalem” uygulamalar zaman zaman hem renk seçiminde hem de görünümde sorunlar yaratabiliyor. Dolayısıyla makyajın tüm inceliklerini, konusunda uzman birinden öğrenmek önem taşıyor.
Christian Breton, bunun için markasının estetisyeni ve makyaj uzmanı Calore Barrot’u yılbaşı öncesinde Türkiye’ye getirecek. Barrot, aşağıdaki tarihlerde Tekin Acar Cosmetics mağazalarında güzelliğin püf noktalarını uygulamalı olarak anlatacak.

İşte Barrot’un takvimi...
8 Aralık Ankara/ Ankamall
9 Aralık Ankara/ Panora
10 Aralık Ankara/ Bulvar
11 Aralık Eskişehir/ Neo
12 Aralık ıstanbul/ Profilo
13 Aralık ıstanbul/ Capitol

Kaşların evrimi

Trendleri takip edenler iyi bilir; bir bakarsınız kalın kaşlar modadır, bir bakarsınız yüzlerde kaşlardan eser yoktur. ışte, eski Mısır’dan günümüze kaşların değişim tarihçesi...

Kaşlar, tüylerin alınmasına yardımcı olan araçların gelişmesiyle birlikte ilk değişimlerini geçirdiler. Eski Mısır’da öncelikle yeniden boyutlandırıldılar, ardından yeşil ya da siyah pigment boyalarıyla farklı tonlara boyandılar.
Bizans döneminde oluşturulan ikinci ince kaş çizgisi, öfkenin dışa vurumu olarak betimleniyordu. Japonya’da ise kaşlar tamamen koparılarak kaş çizgisi siyah bir boyayla yeniden vurgulanıyordu.

YAY GİBİ İNCE VE GERGİN

Tarihe damgasını vuran ıngiltere Kraliçesi Elizabeth, sadece turuncu kıvırcık saçlarıyla değil renklerini açtığı kaşlarıyla da yeni bir trendin öncüsü oldu. Dönemin asalet meraklısı kadınları onun başı çektiği bu trendi uygulamaya başladı. Kaşlar beyaz bir toz ile boyanarak belirsiz hale getiriliyor ya da tamamen koparılarak yok ediliyordu. Dolgun kaş modası Barok döneminde yeniden gündeme geldi.
Sessiz film döneminin unutulmaz yıldızı Greta Garbo, adını güçlü oyunculuğunun yanı sıra yay gibi kavisli incecik kaşlarıyla Hollywood tarihine yazdırdı. “Flesh and the Devil” ve “The Mysterious Lady” filmlerinde kaşlarının dikkat çekici etkisini görmemek mümkün değildi. Marlene Dietrich’li 30’larda ise kadınlar, kaş kalemlerini ellerinden hiç düşürmedi.

80’LERDE GÜCÜN SİMGESİ

Tabii ki bu akıma karşı olanlar da yok değildi. Ortada birleşen kalın siyah kaşları, bir fenomene dönüşen Frida Kahlo’yu ölümsüz kılan en önemli özelliğidir örneğin... 1947’de ünlü modacı Christian Dior’un “New Look” trendiyle birlikte kaşlar da yeniden şekillendi. şakaklardan yukarıya doğru yükselen bu yeni kaş modeli Joan Crawford, Elizabeth Taylor ve Audrey hepburn sayesinde “diva kaşları” olarak anılmaya başlandı.
Kadınların kariyer yapmaya başladığı, geniş vatkalı omuzların ve krapeli saçların vazgeçilmez olduğu 80’lerde ise gür kaşlar gücün simgesiydi. Brooke Shields’ın öncülüğünü yaptığı gür kaş trendi, 2000’li yıllarda ünlü model Lara Stone’la yeniden dikkat çeker oldu. Stone, rengini açtığı kaşlarıyla yeni milenyumda kadınları bir kez daha şaşırttı.
şimdi Balenciaga ve Prada’nın 2009 defilelerinde öne çıkan son kaş trendinde, modeller retro ve fütüristik görünümleriyle, dramatik yüzlerin müjdesini veriyor. Ve kadınlar ister geri plana attıkları ister güçlü bir şekilde ön plana çıkardıkları kaşlarında yaratıcılıklarını konuşturuyor.

Yeni ürünün kampanyası Justin Timberlake’e emanet

Justin Timberlake, ilk kez bir parfümün yüzü olarak kameralar karşısına geçti. Ünlü şarkıcı, Givenchy’nin yeni kokusu “Play” için özel jetinde birbirinden ilginç pozlar verdi.

İlk defa bir parfümü temsil ediyorsunuz. Neden Givenchy peki?
- Bugüne dek birçok farklı teklif aldım. Ama açıkçası Givenchy markasının bana birebir uyduğunu düşünüyorum. Ortaklık teklifi geldiğinde, Givenchy bana parfümün yaratım sürecine, şişe tasarımına, kısacası “Play”in tüm imajına katılabileceğimi söyledi. Bu beni çok heyecanlandırdı. Düşünüyorum da herkes parfüm yüzü olabilir ama yaratım sürecine katılmak gerçekten çok havalı.
Parfümün ismi konusundaki görüşleriniz neler?
- Ben ismin son derece ilgi çekici olduğunu düşünüyorum. Sadece bir parfümle özdeşleştireceğiniz bir isimden daha farklı... Doğrusu, ilk başta böyle çarpıcı bir isimle geleceklerini düşünmemiştim!
Bir parfümü oluşturan tüm elemanları düşünürsek; parfüm içeriği denilen notalar ne derece ilginizi çekti?
- Benim için kesinlikle içerik kısmı önemli... Düşünüyorum da, Givenchy ile olan ortaklık sürecimizin en ilgi çekici kısmı, kullanmak istediğim parfümü yaratmaktı. Ben “Play”in büyük bir hayranıyım. Ferah bir kokusu var. Ondan ilk konuştuğumuz zamanı hatırlıyorum da, bana “Ne tarz kokulardan hoşlanıyorsun, hangi esansları seversin?” diye sormuşlardı. Ben de onlara “odunsu ve limon” diye cevap vermiştim. Sonuçta ortaya greyfurt ve amiris ağacı karışımı bir parfüm çıktı. Ben kokuyu çok beğendim.
Biraz da reklam kampanyasından bahsedelim...
- Givenchy bir yaşam tarzı ve benim de kendime has bir yaşam tarzım var. Çok vakit geçirdiğim bir çevrede görüntülenmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Fazlaca seyahat ediyorum ve stüdyoda zaman geçiriyorum. Ayrıca poz veren bir model havasında değil doğal görünmek istedim. Sonuçta benim hayatımdan bir kesit yansıttık.
Çok meşgul birisiniz ve birçok alanda aktiviteye katılıyorsunuz; müzik, sinema, giyim, golf ve şimdi de parfüm tanıtımı... Peki, sırada ne var?
- Birkaç gün tatil, sonra golf... şu anda stüdyoda çalışıyorum. Yeni albümüm için imzaya oturduğum dört başarılı sanatçı var. Çalışmalarımız yılbaşına kadar yoğun bir tekmpoda devam edecek gibi görünüyor. Yani, gerçekten birkaç gün tatile ihtiyacım var!

Katılın, kazanın

6 Aralık tarihine kadar www.tekinacar.com.tr adresine “Givenchy erkeğinin yeni yüzü Justin Timberlake’in de bizzat yapım aşamasına katıldığı Givenchy Play Intense ve Play EDT parfümlerinin şişe tasarımları hangi çağdaş ikonları çağrıştırır?” sorusunun cevabı ile birlikte isim, soyadı, adres vs. bırakan her 50. kişi, Givenchy CD çantası içinde 50 ml. Givenchy Play EDT kazanacak! Hediyeler 10 adet ile sınırlı.

GEÇEN HAFTANIN KAZANANLARI

DKNY Men kazananlar
* Ali Dubacı
* Bedirhan Erad
* Erkut Cihangir
* Gökçe Karakullukçu
* Gülcan Gül
* Güzin Gülyaprağı
* ınci Türköne
* ısmail Katar
* Meryem Çelik
* Nurten Karalar
* Özkan Ünak
* Ramazan Albayrak
* Seyhan Duvarcı
* şükriye Pehlivan
* Yasemin Tekin
Chanel kazananlar
* Gülşen Aktaş
* Halime Cenik
* Mumin Yıldız
* Mustafa Karabıyık
* Nurten Kapsız
* Oğuzhan Kalkan
* Reyhan Çetinkaya
* Reyhan Sarı
* Serap Yılmaz
* Suat Kavgacı
X