"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Buyrun ‘erkek selüliti’ne!

Ünlü kadınların selülitleri haber yapılırken, “Neden ünlü erkeklerin göbekleri, kellikleri haber olmuyor” diye isyan ediliyordu ya...

Buyrun erkekler de haber oluyor.
İşte Murat Boz’un dün gazetelerde yer alan fotoğrafları.
Sevgilisiyle teknede tatil yaparken çekilmiş fotoğraflarında hafif seyrekleşmiş saçları ve göğüsleri dikkat çekti. Buna da bir nevi ‘erkek selüliti’ diyebiliriz.
Malum kadınların selülit ve kiloysa, bizim de kellik, göbek ve göğüslerde yağlanma en büyük derdimiz.
Üstelik daha 30’unu yeni geçmiş bir isim Murat Boz...
Üstelik her zaman fit görmeye alıştığımız biri...
Hâl böyle olunca teknedeki o fotoğraf, belki ‘suyun da yansımasıyla’ daha çarpıcı bir hale dönüşüyor.
Şimdi bunun da haber olmadığını söyleyenler çıkabilir.
Tıpkı Nurseli İdiz’in gündüz vakti alkollü fotoğraflarının çekilmesinin haber olmadığını söyleyenler gibi...
Oysa bütün dünyada medyanın kuralı şudur...
Ünlü dediğimiz kişinin kadın ya da erkek olması fark etmez, konuşturacak fotoğraf her zaman en etkili haberdir.

Olimpiyat... Tribünden mi izlemek iyi, ekrandan mı?

Londra Olimpiyatları’nda ilk günden bu yana aynı şey tartışılıyor.
Sponsorlar olimpiyatları iyi mi etkiliyor, kötü mü?
İlk televizyonlardan yapıldı bu yorumlar. Sonra yazılı basına yansıdı.
Sponsorların önceden aldıkları yerlerin boş olması nedeniyle seyirci sayısının düşük olduğu söyleniyor.
Hatta seyirci sayısını artırmak için sponsorlara ait yerlerin yeniden satışa çıkarılması bile önerildi.
Ancak sorun sadece sponsorlarda değil.
Bu dijital çağda seyirci sayısı giderek daha da düşecek.
HD yayın kalitesi, mükemmele yakın rejiler, 24 saat süren canlı yayınlar, oyunların çoğunun canlı yayınlanması televizyon karşısına geçmeyi, tribüne gitmekten çok daha cazip hale getiriyor.
Üstelik televizyon bedava...

2020’yi alırsak açılışı statta değil Boğaz’da yapalım...

Madem seyirci sayısı sürekli düşüyor, bu dev olimpiyat statlarını yapmaya bile gerek kalmayacak belki de.
Bir tek açılışlarda işe yarıyor.
Londra’da bazı salonlar portatif inşa edildi, oyunlardan sonra sökülüp Rio’ya taşınacak, 2016 oyunları için...
2020’yi alırsak eğer, benim şimdiden bir açılış seremonisi önerim var.
Olimpiyat açılışını tarihinde ilk kez stat dışına taşımak...
Boğaz’ı bir plato haline getirip bütün şovu burada yapmak.
Beşiktaş-Üsküdar hattından 1. Köprü’ye kadar olan bölümün devasa bir platoya dönüştüğünü düşünün...
İki yakadaki muhtelif yerlerle kurulacak tribünlerle burası tarihin en büyük Açıkhava Olimpiyat Stadı’na dönüşecektir.
Tribünler dışında kalan bölgelerden de seyreden seyredecek, böylece tarihin en büyük seyircisini toplayan açılışa İstanbul imza atacak.
İki kıtanın birleştiği yerde...
Stada hapsolmuş değil, dünyanın en güzel yerinde...
Çin’in teknolojik şovunun, Danny Boyle’un tiyatrosunun yanında İstanbul’a böyle görkemli, farklı bir açılış yakışmaz mı...

Nihayet kornaya ceza geldi

Söyleye söyleye dilimizde tüy bitmişti ki, nihayet gereksiz kornaya basan sürücüye ceza uygulaması kabul edildi.
Büyük şehirler için müthiş bir gürültü kirliliği bu mesele.
Hastane, okul, mesken dikkat etmeden bütün sürücülerin yaptığı ilk iş hemen kornaya basmak.
Dikkat edin, taksilerin hepsinin direksiyon simitlerinde kornaya basılan bölüm aşınmıştır.
Başbakanlık buna “dur” dedi sonunda.
Trafik Güvenliği Eylem Planı’nda korna cezasının caydırıcı şekilde uygulanması kabul edildi.
Gereksiz yere kornaya basan sürücüler 72 lira ceza ödeyecek artık.
Sürücüleri bilinçlendirmek için kampanyalar düzenlenecek ve kamu spotları hazırlanacak.
Bunun bir gürültü kirliliği olduğunu anlatırsak...
Ve en önemlisi cezalar uygulanırsa...
Türk sürücüsünü kornaya basma hastalığından kurtarabiliriz.

X