Bizans'ı ve Fatih'i tanımak

İSMAİL Tokalak'la geçen haziran ayında Bafra'da tanışmıştık. "Bizans'ı ve Fatih'i yazıyorum" demişti. En sonunda 704 sayfalık 'Bizans Osmanlı Sentezi' (Gülerboy Yayınları; tokolak@btinternet.com) adlı kitabını çıkardı.

Haberin Devamı

Daha yeni yeni tepkilerini almaya başlamış Tokalak... Yunanistan'da To Vima gazetesinde, kitapla ilgili Türk-Yunan kardeşliğini ve kültür birliğini vurgulayan bir yazı çıkmış. Kitabın Yunanca'ya çevrilmesi için teklif almış. İngilizce’sini de kendisi yapacak.

Tokalak, İstanbul Fen Fakültesi'ni bitirdikten sonra Londra Üniversitesi'nin Ekonomi Bölümü'nde okumuş. İngiltere-Türkiye arasında tekstil ticareti yaparken bir yandan da kendisini kültür, tarih, ekonomi ve din konularında araştırmalara vermiş. 20 yıl bu konular üzerinde kafa yorarken, bir yandan da Londra'da genç takımlar futbol antrenörlüğü yapmış. "Araştırmalarım sırasında Bizans'ın, Osmanlı'nın bugüne kadar gelen etkilerini araştırdım" diyor. Bizans uzmanı Prof. Speros Vryonis'in, "Bir devletin yok olması, o devletin yarattığı medeniyetin yok olduğu anlamına gelmez" ifadesinden yola çıkarak, Anadolu'daki Türk kimliğinin oluşumunun perde arkasını ortaya koymaya çalışmış. Nitekim, Prof. Halil İnalcık'ın, "Osmanlı düzeni, Doğu'dan ve Bizans'tan gelen bir sistem, Osmanlılar bu sistemi fazla değiştirmeden sürdürdüler"; Prof. Ömer Lütfü Barkan'ın, "Bizanslı Rumlar ve diğer Balkan milletleri, sadece isim ve din değiştirerek tarih sahnesine yeni ırk ve millet olarak çıktılar. Osmanlılar, İslami bir renk ve cila altında eski Bizans'ı ihya ve devam ettirdiler" ifadelerini daha genişleterek, Osmanlı-Türk kimliğinin kültürel ve etnik oluşumunun perde arkasını gözler önüne sermeye çalışmış.

İSTANBUL'UN 7 TEPESİ

Kitapta, yedi tepe üzerine kurulan Roma'nın mimarisi model alınarak İstanbul'un da yedi tepe üzerine kurulduğu ve ismine ilk önce 'Yeni Roma' (Nova Roma) verildiği belirtilirken; yedi tepenin yerleri şöyle anlatılıyor: 1- Topkapı ve Ayasofya'nın bulunduğu yer (Akropolis), 2- Çemberlitaş (Forum Konstantinos), 3- Beyazıt Meydanı (Forum Theodosia), 4- Fatih Camii (Bugün Fatih'in ve Bizans imparatorlarının gömülü olduğu eski Havariyun Kilisesi), 5- Yavuz Sultan Selim Camii yanı (Aspar Sarnıcı'nın olduğu yer), 6- Edirnekapı (En yüksek tepe anlamında; Harisios), 7- Fındıkzade (Çukurbostan Sarnıcı-Ayiyos Mokios).

"Dünyada iki kardeş seçilecekse bunu en çok hak eden İstanbul ve Roma'dır" diyen Tokalak, tarihten süzülerek gelen kültür etkileşimlerini ayrıntılı olarak sergilerken; müzik, dil, yemek, denizcilik, devlet kurumları ve ekonomi konularını ayrı ayrı işlerken; Bizans azizleri ve Müslüman evliyaları, yağlı güreşler, folklor/kılıç kalkan, Karagöz-Hacivat üzerinde de ayrıntılı bilgiler aktarıyor. Bu arada, Fatih'in vezirlerinden Mahmut Paşa'nın da Bizans aristokrasisinden geldiğini öğreniyoruz.

Tokalak, başta Avrupa olmak üzere yüz yıllar boyu çarpıtılmış tarihi gerçekleri ortaya koymayı amaçladığını söylerken, 1800'lerde yaşayan Fransız düşünür Ernest Renan'ın "Tarihi yanlış yönlendirmek, devlet olmanın gerekli bir parçasıdır" dediğini hatırlatıyor.

Haberin Devamı

Yazarın kitabından alıntılara devam edeceğiz.

Konstantinopolis Orkestrası!

HERODOT'tan (-484/420) 48 yıl önce doğmuş olan Türk tarihçi ÖNGRE-BİNĞABAŞI (-530/484) tarafından İsa'dan önce 6’ncı yüzyılda taşa vurdurulan TÜRÜK BİL tarihi "TENGRİDE BOLMIŞ İL İTMİŞ BİLGE QAĞAN Evren’in Tanrı tarafından yaratılmasında oluşmuş ve halkı kalkındırmış egemenliğin Qağan’ı" diye başlar. Onun 15'inci bölümü olan TUTUQ BAŞ seferinin "OY URUM ATIN, OY-OĞI" şeklindeki ilk cümlesi, İsa'dan sonra 5’inci yüzyılda Konstantinopolis adının tarihte görülmesinden yaklaşık 900 (dokuz yüz) yıl önce bu kentin adının, başkent anlamına OY-OĞ olduğunu görsel olarak ispat eder.

Bu yazıt-taşı, Moğolistan’da, Mogoitsu Irmağı ŞİNE-USU Gölü yöresinde Finli araştırmacılar 1909 yılında bulmuşlar ve Ramstedt tarafından 1918’de yayınlanmıştır. (Orkun.H.N.1938-41 Eski Türk yazıtları I-IV / Anadolu Prototürkleri sa. 66 , K.Mirşan.)

Bu da, İstanbul orkestrasının esas ve tarihi adının 'OY-OĞ ORKESTRASI' olması gerektiğini ortaya çıkarır...

Yunanlı dostlarımıza barışçı elimizi uzatarak saygılarla bildiririz.

Halûk TARCAN tarcanhaluk@gmail.com

Bahçeli'yi unutmayın

'İNSAFINIZ Kurusun' (27.1.2007) başlıklı yazıdaki görüşlere katılıyorum.

Haberin Devamı

Ben de soruyorum, bir insan çalışırken nasıl olur da emekli maaşı alabilir. Mevcut parti genel başkanlarından hangileri böyle bir yasaya karşı çıkmış ve hem harcırahı hem emekli maaşını ahlaki açıdan uygun görmeyip reddetmiştir.

Hemen yanıtı vereyim: MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli. Bunu doğrulatmak ya da yanlışlığı göstermek sizin elinizde ama şimdiden söyleyeyim Adnan Kahveci gibi bunu yapanlar var. Adnan Kahveci'yi yazınıza taşıdığınız gibi Bahçeli'den de bahsetmenizi bekliyoruz.

Z.Y.

Türk'ten fazla Türk idi

DÜNKÜ 'Biliyor musunuz' başlığı altında verdiğiniz Avusturyalı araştırmacı- yazar Eric Feigl'in ölüm haberini derin üzüntüyle okudum. Viyana'daki görevim sırasında kendisiyle birlikte çalışma ve onu yakından tanıma olanağı bulmuştum. Kimliğini söylemekten utanan birçok Türk'ten daha fazla Türk dostu idi. Toprağı bol olsun, ışıklar içinde yatsın.

Ünal MARAŞLI fmarasli@ttnet.net.tr

Derviş ve Beyaz

- YENİ Türkiye Partisi'nin kuruluşunda İsmail Cem'i yüzüstü bırakarak onu yüreğinden yaralayan ve sonra CHP'ye katılan, ancak oraya da hiçbir katkısı olamayan ve kartal gibi geldiği Amerika'dan, ülkemizi akbaba gibi terk eden Kemal Derviş'in, cenaze töreninde neden olmadığını gerçekten merak ediyorum. Bu konuda bir habere rastlayamadım. Bazı insanlar birilerini yok etmek için sadece silah kullanmazlar, bazen de yüreğinden yakarlar. Yorum sizin.

Haberin Devamı

Zahide NOYAN

- İSMAİL Cem'i toprağa vermemizin üzerinden 12 saat bile geçmemişken, benim de severek izlediğim Sayın Beyazıt Öztürk, "Bugün benim en mutlu günüm. Bugünü bayram ilan etmeli" diye defalarca tekrarlayarak programını açtı. Tabii ki programı eğlence programı ve matem beklemiyorum. Ama biraz saygı bekliyorum. Bir programcı, toplumundaki gündemleri bilerek seyirci karşısına çıkmalı ve bu duyarlılıkla program yapmalıdır.

Seda Toykan DOĞANGÜN

Düşün...

"İNSAN hangi kaynaktan gelirse gelsin ışığı sever olmalı, hangi toprakta biterse bitsin gülü sever olmalı. İnsan hangi kaynaktan gelirse gelsin hakikatı arar olmalıdır. Işıldağa bağlanmak demek, ışığı sevmek demek değildir" anlayışının tüm inanç sahibi insanlar tarafından benimsenmesi, dinler arasındaki kavgaya son vermede önemli adım olmalıdır.

Muammer KARABULUT

Yazarın Tüm Yazıları