"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Bir zamanlar İzmir’de

ŞİMDİ Hakka yürümüş bir tasavvuf büyüğümüzü ziyarete gitmiştik... Neredeyse 20 sene geçmiş üzerinden... Sohbet döndü dolaştı, samimi inanca, ilahî aşk’a geldi. İslâm’ın “zulmü, kibiri, eziyeti, nefsin azgınlığını, yalanı, riyâyı ve kul hakkı yemeyi” nasıl gördüğü üstünde verilen bir örnek, hâlâ hatırımdadır ve bundan daha kapsamlı bir başka açıklama da dinlemedim bu yaşıma kadar. Not için izin istedim, “Müsaade sizin, hattâ çok sevinirim dostlarınızla paylaşırsanız” dediler. Sağda solda çok anlattım ama, yazmak için kısmet bugüne imiş. “Gezi Parkı” meselesindeki maddi–manevî hoyratlığın, önünde sonunda çarpacağı duvarın da tarifidir bu aslında... “Kırım’daki bir camiin kitâbesinde yazıyor bu beyit” diye başladılar söze. Cümlenin sonu, nemli gözlerle şöyle tamamlanacaktı: “Zulm evi berbâd olur ger Kâbetullah olsa da/Kan içen zâtın içerler kânın, ger Allah olsa da...” İçiniz rahat olsun yani. Nihai hesap yerinin terazisine güvenin...

İncitmek mi? İncinmek mi?

KİTABIN arka kapağında (*), “Rifâîlik, Kadirîlik, Şâzelîlik ve Mevlevîliğin gürül gürül çağlayan inisiyatik ırmaklarından Kenan Rifâî ve sadık izleyicilerinden, yol’un esaslarından...” bahsediliyor. İçinde ise “derûnu”na bir davet var. Anlamak istemeyene bile, tasavvuf bir yoldur... Her yol gibi bir başı bir de sonu vardır. Yola çıkmak nispeten kolaydır. (Başlangıçta) “incitmeyeceksin” telkiniyle salınır menzile yolcu. Asıl, yolun sonuna doğru zorlaşır mesele; artık beklenti “incinmeyeceksin”e varmıştır çünkü. Alıcı gözüyle bakarsanız, “incitmemeyi” başarabilir insan bir şekilde. Son tahlilde zor olan “incinmemektir”. Günlerdir, “incittikleri için eleştirdiğimiz” siyasilerin asıl açmazı, işte bu, “kendilerini her şeyden incinecek kadar önemli zannetmeleri zayıflığı”dır. Allah ıslâh etsini ne diyeyim?
(*) Kenan Rıfâî ile AŞKA YOLCULUK/Cemâlnur Sargut–Sufi Kitap, Kasım 2007

Paris’teki EXPO Sunumu

BİR şehrinizde “Daha İyi Bir Dünya İçin Yeni Yollar/ Herkes İçin Sağlık” diye feryat edilirken, siz aynı ülkenin 60 küsur şehrinde, “Biber Gazı” spekülasyonlarına çanak tutmaya devam edeceksiniz. “İzmir Hipokrat’ın doğum yeri” diyen Sayın Bakan Egemen Bağış, BIE Genel Kurulu ve delegeler hiç televizyon seyretmiyorlar mı sanıyor acaba?
İzmir adına konuşan THY Genel Müdürü Temel Kotil, “THY’nin küresel arenadaki en güçlü hava yollarından biri olduğunu, Avrupa’daki en iyi hava yolu seçildiğini” anlatırken, “İzmir’in Avrupa’nın merkezi olduğunu söyleyebilirim” derken, “ Birçok şehri 45 dakikalık süreyle İzmir’e bağlıyoruz. Adnan Menderes Havalimanı daha da büyüyor. Yılda 25 milyon yolcuya hizmet verecek. İzmir, Türkiye’nin en önemli girişlerinden biri olacak. EXPO için THY olarak direkt uçuşlar düzenleme sözü ve tam destek veriyoruz. Hepinize EXPO 2020’ye kolay ulaşma imkanı sunacağız” diye sesini yükseltirken, konuşmacılar ve dinleyiciler, Büyükşehir Belediyemizin “Mürsel Paşa ve Tâlat Paşa bulvarlarındaki inadım inat” tavrı”ndan haberdar mı acaba?

Bertolt Brecht bu işlere ne derdi?

Bernard Shaw’un bir terörist olduğu apaçık ortada... Onunki görülmemiş bir terör, kullandığı da görülmemiş bir silah: Nükte...


 

X