"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Bir Galatasaraylının aile yadigârı: Lefter

SORU: “Üç Büyükler”i sayınız.

Cevap: Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş.
Soru: Başka türlü sayınız.
Cevap: Metin Oktay, Lefter Küçükandonyadis, Hakkı Yeten.
Soru: Yani...
Cevap: Kral, Ordinaryüs, Baba...
* * *
Rahmetli babam koyu bir Fenerbahçeliydi. Armut her zaman dibine düşmez ya; ben de koyu bir Galatasaraylıyım.
Babam ve ondan da koyu Fenerbahçeli olan rahmetli babaannem (son nefesinden önce sorsanız, Fener’in 18 kişilik kadrosunu sayabilirdi, eminim) Fenerbahçe denildiği anda “Lefter!” derlerdi.
Futbol oynarken seyredemedim Lefter’i.
Kahramanım Metin Oktay’ı nasıl seyredemeden sevdiysem, Baba Hakkı anekdotlarını duydukça ona saygım ve sevgim nasıl arttıysa öyle sevdim Lefter’i de.
Ama bir futbol ikonundan öte, bir aile yadigârı olarak sevdim, adını kalbimde Metin Oktay’ın yanına yazdım.
Renklerin, formaların, şampiyonluk yıldızlarının ötesinde bir yerde saf futbol aşkıyla sevdim ve saygı besledim Lefter’e.
“Ordinaryüs” lakabını Burgazadalı sembol Fenerbahçe taraftarı Manol Taylan bulmuş.
Seyredenler der ki, “’Ver Lefter’e yazsın deftere’ sözü Fenerbahçe’nin renklerinin sarı-lacivert olduğu kadar gerçektir.”
Yüzlerce gol atmış, rekorlar kırmış, 39 yaşına kadar futbol oynamış.
Teknik direktörlüğü de var. Mersin’i çalıştırırken alçak bir fanatik tarafından bıçaklanmış hatta.
Yani Türk futbolu için gerçek manada “kan, ter, gözyaşı” dökmüş.
* * *
Yıllar önce bir sahaf tezgâhında 1950’lere ait İtalyan spor dergileri bulmuştum.
Milano’da yayınlanan derginin adı “Il Calcio e il Ciclismo Illustrato”.
İtalyanca bilmemek derginin “Resimli Futbol ve Bisiklet” dergisi olduğunu anlamaya engel değil.
Siyah-beyaz dergileri kucaklayıp eve getirdim.
Ancak birkaç ay sonra karıştırmaya başladığımda dergiler gerçek manasını bulmuş oldu.
11 Ekim 1951 tarihli nüshanın kapağında, çakı gibi bir futbolcunun ayağındaki topu kapmaya çalışan kaleci görülüyordu.
Çakı gibi futbolcu tanıdık gelince kontrol ettim.
Evet, bu futbolcu Ordinaryüs Lefter’den başkası değildi.
Önce bir Fenerbahçeli arkadaşıma hediye etmeyi düşündüm ancak “Lefter benim de kahramanım, aile yadigârım” düşüncesini aşamadım.
Fenerbahçeli arkadaşlarım kusuruma bakmasın; ama emin olsunlar, Lefter kapaklı dergi, tıpkı Metin Oktay gibi pamuklara sarmalanmış şekilde kitaplığımda ve kalbimde saklanıyor...
Büyük Lefter’in hatırası önünde saygıyla eğilirim.
Hepimizin başı sağ olsun.
X