"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Beni yobaz yapamadılar

"BEN Ahmet Soytürk... İzmir'e bağlı Karaburun İlçesi'nin Tepeboz imamıyım.

 

Yanı başımızda bulunan Çakmacık Koyu'nda Gülden Aydın ve kızının uğradığı yobaz saldırısını nefretle kınıyorum. Şundan emin olun ki, siz bikinililer o haşemalılara aynı şekilde saldırsaydınız sizi de nefretle kınardım.

Memleketimizin koyları, şu çılgın Türk dedelerimizin sayesinde Türkünü, Kürdünü, Lazını, Çerkezini, Alevisini, Sünnisini ve ay yıldızlı bayrağımızı gördüğü zaman heyecanlanan herkese bağrını açmış bekliyor.

Bu vatanı israf etmezsek hepimize yeter.

Hepimiz kardeşiz. Laiklik, İslam'ın ta kendisidir. Peygamberimiz, İslam'ı yayarken kimseye baskı yapmamıştır. Dinde zorlama yoktur. Kuran-ı Kerim'de bir ayetin meali dinimizin hoşgörüsünü yansıtmaktadır ki; şöyledir:

Benim dinim bana, sizin dininiz size. Her düşüncenin bağnazları olduğu gibi İslam yobazları da çoktur.

 

YOBAZ OLMADIM

 

1982 yılında imamlığa başladım. 24 yıldır beni yobaz yapmaya çalışıyorlar. Benim dedem Atatürk'le omuz omuza savaşmış çılgın bir Türk'tü. Ben dedemden daha çılgınım. Yobaz olmak yerine aydın bir din adamı olmayı yeğledim.

1986 yılında, 'Peygamberimiz zamanında enflasyon yoktu. Dinimiz tefeciliği yasaklamıştır. Bankacılıktaki faizler dinimizin yasakladığı tefecilik değildir' dedim. Sicilim bozulup Urla'nın bir köyüne tayinim çıktı.

 

PİSUVARA ÇİŞ YAPTIM, SÜRÜLDÜM

 

1996 yılında, eski Urla müftüsü, affedersiniz ayakta pisuvarlara çiş yaptığım için beni tenkit etti. 'Peygamberimizin zamanında pisuvar icat edilmemişti. Edilseydi Peygamberimiz de benim gibi ayakta pisuvarlara çiş yapardı, dedim. Yine sicilim bozulup Karaburun'a tayinim çıktı.

 

MÜFTÜ AYRIMCILIK YAPIYOR DEDİM CEZALAR ALDIM

 

Ayrımcılık ve kayırmacılık yaptığı için ve Karaburun köyünün mezarlıklarına Kuran okuyup bize üflettiği için Karaburun müftüsünü il müftülüğüne şikayet ettim. Bunun için cezalar yağmur gibi yağmaktadır bana...

Yine Çeşme, Ildırı köyü imamlık kadrosu boştur. Engellemelere rağmen naklen tayinimi yaptırmak için müracaat ettim. Normalde yapılması gereken tayinim yapılmadı.

 

YOBAZLIKTAN NEFRET EDİYORUM

 

İşte bu zihniyet Çakmacık koyunda Gülden Hanım ve kızı Ceren'e saldıran zihniyetin ta kendisidir. Bu zihniyete karşı 24 yıldır dik durdum. Ölünceye kadar da dik duracağım.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin laikliği özümsemiş aydın bir din görevlisi olarak biat ve hurafeleri dindenmiş gibi gösteren, sünnetleri farzlardan daha öne çıkaran yobazlığı nefretle kınıyorum.

 

Irak'ta PKK'ya çalışan firmalar

 

"BEN üç yıl sekiz aydır Irak'ta çalışıyorum. Şimdiye kadar üç firmada çalıştım. Buradaki firmalar işçinin emeğini inanılmaz şekilde sömürüyorlar.

Kimse bu işçilere yardımcı olmuyor. Sigortasız, 12 saat çalıştırılıyorlar. Sonra da nedensiz şekilde işten atılıyorlar. 77 inşaat sürüyor.

Barzani'nin ortağı bir Türk firması var, PKK adına çalıştığını çok kişi biliyor. Kimse de gıkını çıkartamıyor. Bunlar para kazanıp bize silah olarak geri dönüyor ve askerlerimizi şehit ediyorlar. Ne olur adımı kullanmadan bunu kamuoyuna duyurun. Dışişleri Bakanı Gül ile Devlet BakanıTüzmen'in haberleri olsun, bir şeyler yapsınlar. Biz ekmek derdindeyiz."

 

Anlamı kalmadı

 

BODRUM'da "Doğal denge korunacak, mali yol yaşayacak" başlığı altında bir imza kampanyası düzenlenmişti.

"Biz aşağıda imzası olanlar; Bodrum Yarımadası ve Gökova Körfezi’nde bulunan hazine ve orman arazilerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca turizm tesisleri yapılması amacıyla tahsis edilmesi karar ve işlemlerin geri çekilmesini talep ediyoruz" deniliyordu. Bunu <ı>bodrumajans.com.tr duyuruyordu.

Gökova'yı da yaktık; böyle bir kampanyaya artık gerek var mı?

Yok!

 

Mesaj Panosu

 

- VAN Bahçeray'da Satranç Federasyonu ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın katkıları ile düzenlenen Satranç Şöleni bugün başlayarak iki gün sürecek. Bu süre içinde milli takım sporcularımızdan Kübra Öztürk (16) ve Yakup Erturan (23) herkese karşı çoğul gösteri yapacaklar. www.tsf.org.tr

  

Florya Atatürk Ormanı çöplüğe dönüştü

 

SANIYORUM 'Temizlik imandandır' sözünün doğruluğunu hiç kimse inkar etmez. Ben, yıllar önce Londra'da yaşarken Hyde Park'a gider saatlerce gezerdim. Ortada bir tek çöp görmezdim, göremezdim. Şezlonglarda yatıp güneşlenenler bir yanda, minik orkestralar bir yanda. Serbest kürsüde nutuk atanlar ise bir yanda. Her şey rüya gibiydi.. Yeşilin ve ağacın kıymetini çok iyi bilen bu insanlara hep hayran olmuşumdur.

Şimdi ise, beton yığınları arasında makinelerle boğuşarak ve birilerini zengin ederek spor yapmaktansa, doğada yürümeyi tercih ediyorum. Her sabah saat 06.00'da Florya Atatürk Ormanı'na gidiyorum. Yürüyüş yapıp, temiz hava almak için. Ama orman, artık orman olmaktan çıkmış dersem bana inanın. Cumartesi ve Pazar günleri burası adeta istila ediliyor. İnsanların piknik yapmasına karşı değilim ama bu böyle olmaz ki. Yiyip, içip sonra herşeyi geride bırakıp gitmek hangi anlayışa sığar. Yine bir dönem ABD Houston'da pikniğe gittik. Atlı polis işe nezaret etti ve ortada bir tek çöp bırakılmadı. Her yer tertemiz oldu. Ben özellikle Pazartesi sabahları ormana gitmekten nefret ediyorum. Bu kadar çöpü ortada bırakanlara çok kızıyorum. Önemli olan döktürmemektir yoksa belediye niye toplamıyor demek marifet değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi malına sahip çıksın. O ormanda çimenler sulansın. Çöp döktürülmesin ve dökenlere ceza yazılsın. Yürüyüş parkurunda metre tabelaları yerlerine dikilsin. Oraya daha ciddi

ve daha sevimli bir hava verilsin. Köpeklerden arındırılsın.

 

KADİR TOPBAŞ GÖRMELİ

 

Sayın Başkan Kadir Topbaş da bir gün gelsin ve orada eşofmanlarıyla yürüyüş yapsın. Benim söylediklerime katılmaz ise ben de kendisinden özür dileyeceğim. Gazeteci kökenli oluşum belki beni biraz daha fazla eleştiri yapmaya itmiş olabilir. Ama mal meydanda.. Ormana ve yeşile sahip çıkalım derim ve başkanı bir gün oraya yürüyüşe davet ederim.

Musa ALİOĞLU-FLORYA <ı>malioglu@sagaairlines.com

 

Araçlarımız mahsur kaldı

 

RUMELİHİSAR'nda oturuyorum. Sarıyer Belediyesi sokaklarda beton kilit taş döşemesi yapıyor. Eski güzelim granit parkelerin üzerine dökülmüş olan asfalt kazınıp, beton parke döşeniyor yine o güzelim, sapasağlam granitlerin üzerine...

Bu, konunun bir boyutu.

Esas beni dehşete düşüren, tüm sokaklarda aynı anda çalışma yapılması ve bizim buralarda arabalarımızla mahsur kalmamız. Allah korusun,

yangın çıksa, acil sağlık problemi olsa mahvolduk.

Muhtarlığı aradım, sağ olsunlar, ilgilendiler, belediyeyi aramışlar.

Çalışmalar 5 Eylül'e kadar sürecekmiş, vatandaşlarımız sabırlı olsunlarmış!

Dehşet içindeyim... Arabalarımızı çıkartamayacağımız için uğradığımız (önceden kapılara duyuru asıp bildirmedikleri için mahsur kaldık) maddi ve zaman kayıpları, olası bir felakette uğrayacağımız zararlar kimin sorumluluğunda?.. Maalesef her konuda dertli bir milletiz ama bu küçük ve çok önemli probleme de köşenizde yer verip sesimizi duyurursanız çok müteşekkir olacağım.

Belediyenin sitesine de yazıyorum ve ulaşabildiğim her yere anlatacağım bu ciddiyetsizliği ve iş bilmezliği... Azıcık saygıyı hak etmiyor muyuz?

B.T.

 

Kumburgaz en kötü yazını geçiriyor

 

KUMBURGAZ Belediyesi, Atatürk heykeli yaptırmış. Ben CHPliyim, hem koyu Atatürkçüyüm, hem de Kumburgazlı yazlıkçıyım. Bu yaz denize akan lağımlar,ve lağım kokularından çok kötü bir yaz geçiriyoruz. Hem Kumburgaz hem de bitişik beldesi Kamiloba halkı olarak çok mağduruz. Deniz rezalet pis, hiç bu yazki kadar pis olmamıştı. Kanalizasyon için paralar toplandı sözde altyapı yapıldı ama patlayan alt yapılar... Belediye ve İSKİ bakıyor.

Gülçin FIRAT

 

İSKİ VE SU BASKINI

 

- SİLİVRİ, Değirmenköy Basınkent 4 Sitesi'nde oturuyoruz. Site yanındaki tali yol üzerindeki patlak borulardan gelen sular burayı göle çeviriyor.

Şikayet ediyoruz, İSKİ'den gelip bakıyorlar. Değirmenköy'den vanayı kapatıyorlar, kesiliyor. Gece vana açıyorlar su basıyor. Belediyenin çalışmaları için açılan çukurlar dolup taşıyor.

Artık tarlaları sulamak için borular mı deliniyor bilemiyoruz.

Gülçin FIRAT

 

THY'de eski defterler açılmayacak

 

TÜRK Hava Yolları'nın dün yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda eski yönetime dava açılmama kararı çıktı. KİT Komisyonu'nun Maliye Bakanlığı müfettişi tarafından yapılan incelemede eski yönetim kurulu üyeleri Cem Kozlu, Yusuf Bolayırlı, Süha Özkan, Önder Doğu, Ahmet Ertuğrul, Tolga Akgün ve Mehmet Gök hakkında helikopter alımı konusunda THY'yi zarar ettirdiğine iddiasına karşılık Yargıtay'da yerleşmiş içtihatlar gereği sorumluluk davası açılmayacak.

Olağanüstü Genel Kurulu'nda ikinci karar da 'huzur' hakları konusunda alındı. Buna göre THY Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri, ücretlerinin Yüksek Planlama Kurulu'nun bu konuda kararları çerçevesinde belirlenmeye devam edilecek ve bunlar dışında huzur hakkı verilmeyecek.

 

İstanbul'da 680 müdür beklemede

 

MİLLİ Eğitim Bakanlığı, aynı okul ve kurumlarda beş yıl ve daha fazla okul müdürü olarak görev yapanların isteğe bağlı olarak -bir anlamda da zorunlu-

yer değiştirmesi kararı almıştı. Bu konumdaki okul müdürleri, istediği üç okulu veya kurumu tercih edebilecekti. Atamalar, müdürlerin 'hizmet puanı'

sıralamasına göre yapılacaktı. Eğer puanı yetmezse Milli Eğitim Müdürü, istediği atamayı yapacaktı.

Ancak bu uygulamaya karşı eğitim sendikaları yargıya gitmişti.

Taleplerin iptal edileceğini umduklarını söyleyen Eğitim Sen Sendikası çevrelerine göre, kesin durumun yarın belli olabileceğini belirtiyorlar.

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü, bu konuda gerekli tüm hazırlıklarını tamamladı ve Ankara'nın son talimatını bekliyor. Atamaların 28 ağustos tarihine kadar tamamlanması bekleniyor.

Milli Eğitim'e yakın kaynaklar ise iptal kararı çıksa bile 'hizmet puanı'na göre atamaların gerçekleştirileceğini belirtiyorlar.

Çünkü 'Ankara böyle istiyor.'

Eğitim ve öğretim yılına girilirken, okullarda tam bir kargaşa yaşanıyor.

Bazı müdürler ve veliler arasında 'endişeli' bir bekleyiş sürüyor.

 

Orman idaresi, tarım arazisinde çıkan yangına müdahale etmeyince felaket büyüdü

 

YANGIN önce Milas'da başlıyor sonra Bodrum'a sıçrıyor. Cennet Gökova'nın asırlık çamlarını kül ediyor.

Yıldırım, elektrik hattı palavra, insan eliyle çıktığı kesin. Kimin yaptığı belli değil.

Ancak önemli bir ayrıntı var. Yangın önce Kısırlar Köyü'ndeki tarım arazilerinde başlıyor. Başlangıçta çok küçük. Büyük ihtimalle cahil ve sorumsuz köylüler tarlalarında anız yakıyor.

Daha sonra gelişme gösterip orman arazisine doğru yönelince bölgedeki arıcılar tehlikeyi görerek bölge Orman İşletme Müdürlüğü'ne ihbarda bulunuyorlar ancak İşletme'deki ekipler "orası tarım arazisi, görev sahamız dışında. Bizi ilgilendirmez" diyerek alevleri uzaktan seyretmekle yetiniyorlar.

Öyle ya onlar yalnızca 'orman arazisindeki görev için' için para alıyor, bedavaya iş olur mu?

İş büyüyor, genişliyor ve şu ana kadar 1.200 hektar yanıyor ve her dakika bu alan genişliyor.

Yani henüz başlangıç aşamasında, tarladayken müdahale edilmesi halinde durdurulabilecek bu iş bir felakete, bir katliama dönüşüyor.

Eğer böyle oldu ise, o Orman İşletme Ekip'leri amirinden işçisine kadar doğru yapmadılar diyorum.

Bir yangına başlangıç aşamasında müdahale etmek için ille o yer için görevli mi olmak gerekir?Yani para, maaş mı gerekiyor?

Yanan vatanın bir parçası, milli varlığımız.

Yoldan geçen bir insan bile eline bir şey alır ve söndürmeye çalışır.

Ama tabii insan.

Feyzan YÜKSEL

 

Pepe, çok başarılıyım dedi, arazi mafyası ve teröristleri harekete geçirdi

 

MAYIS 2006 sonunda Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin; “Benim Bakanlığım döneminde çok az orman yangını oldu. Çok başarılıyım” demeci üzerine size gönderdiğim tepki mesajımı yayımlamadınız. Bu demecin talihsiz bir açıklama olduğunu; bunun orman yangınlarını körükleyeceğini; arazi mafyasını, teröristleri harekete geçireceğini yazdım. Yayınlasaydınız belki, bu uyarı bazı Orman Bakanlığı görevlilerini uyandırırdı. 45 yıl TC’ye hizmet ettim. Her yazdığım bir tecrübe ürünüdür. Hiç yanılmadım. Keşke bu konuda yanılsaydım.

Diğer yandan, İstanbul çevresindeki ve turistik yörelerdeki orman içine yapılan kaçak villalar orman yangınları gibi her yıl binlerce hektar ormanı yok ediyor. Rüşvet, Anayasamızın bir maddesi hâline gelmiş.

Son yangınlarda bomba gibi patlayan kozalakları toplatıp ısınmada, kereste ve kâğıt yapımında kullanmayı düşünen bir mühendisimiz ne zaman ortaya çıkacak?

Nail TAN-ANKARA

 

Hükümet yanan ormanların yapılandırılması için ek bütçe çıkarmalıdır

 

GÜNLERDİR geleceğimiz olan ormanlarımız cayır cayır yanıyor. Bu yangınların kimi ülke düşmanları ve çıkar gurupları tarafından kasıtlı olarak çıkarıldığını bilmeyen kalmadı ve bu felaketi bizler sadece büyük bir üzüntüyle sadece seyrediyoruz. Benim korkum, yangın sonrası bir takım rantçıların, yanan bölgeleri 'orman vasfını kaybetmiş' bölgeler olarak ilan etme gayreti içine girecek olmaları.

Hayır!

Buna asla müsaade etmemek gerekir. O halde ne yapılmalı? Silahlı kuvvetler, Üniversiteler, Orman Bakanlığı ve gönüllü bölge halkıyla beraber, ilan edilecek bir seferberlikle, yanan ağaçların yerine en az iki misli fidanlar en kısa zamanda zarar görmüş bölgelere dikilmeli ve Hükümet bunun için özel ek bütçe yaparak bu organizasyonu maddi yönden desteklemelidir, hem de kaça mal olursa olsun. Zira, ormanlarımız aşımız, ekmeğimiz, sağlığımız kısacası geleceğimizdir, değeri parayla pulla ölçülmez. Ormanı kasıtlı yakanlar, devlete ve millete açıkça meydan okumaktadırlar. Bu durumda üzülüp ah, vah çekmek hainlerin amacına ulaşmasını sağlar. Onlarla mücadele etmenin en etkin yolu, verdikleri zararı derhal telafi edecek eylemlere geçmektir, gecikmeden, hemen şimdi...

Prof.Dr.Faruk MENDİ

X