Baykal'dan şimdilik 'Gel... Gel...'politikası

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, İstanbul Hilton'un 9. katında bir grup gazeteci ile önceki akşam yemek yediği salona girdiğimizde "Cumhuriyet birikimlerini tehlikeye sokacak bir tehdit algılaması olduğu ortada...

Haberin Devamı

Bunu anlatıyoruz, toplumsal muhalefet yapıyoruz... Derdimiz Türkiye'yi uyarmak" diyordu. Sözlerinin arkasında, cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere dönük yapılacak 'dayanışma', 'işbirliği', 'büyük toparlanma' ve 'Cumhuriyetçi birlik' adlarını verdiği projeyi 'Cumhuriyet'e ve laikliğe sahip çıkma koalisyonu' olarak adlandırıyordu.

Ancak bunun 'ideolojik' değil, Anayasa'ya sahip çıkma anlamında alınması gerektiğini söylüyordu.

Beraberinde Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek bulunuyordu. U şeklindeki masada 23 gazeteci vardı; ayrıca organizasyonla ilgili olarak İstanbul'da oturan Mali Müşavir, son dönem PM adayı olan Hüseyin Yıldız... Baykal İstanbul'da bir grup gazeteciyle geçen yaz başında da Kadıköy'de bir araya gelmiş, Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin'den başka, o zaman da il örgütünden kimse bulunmamıştı. Bu kez de öyle oldu, İl Başkanı Şinasi Öktem, Baykal'ı otele kadar getirmiş. Bazı gazeteciler arasında, Öktem'in buna alınganlık gösterdiği konuşuldu. Tabii bunların taraflar için bir anlamı olsa gerek.

Haberin Devamı

Baykal'a, güncel olaylara bağlı olarak çok sayıda soru yöneltildi. Ankara'da haftalık grup toplantılarından daha uzun sayılabilirdi konuşması... Çarpıcı olduğu kadar güzel değerlendirmeler yaptı Baykal...

Sözlerinden bir seçme yaparsak...

- ÇIĞLIK ATIYORUZ: Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye'nin ortak sorunudur. Cumhuriyet'in temel ilkelerine, demokrasiye inanan herkesin, bu sadece solun değil, partilerin değil, iş dünyasının, sivil toplum örgütlerinin aklınıza kim gelirse, herkesin sorunu olmalıdır.

ERDOĞAN GELDİĞİ NOKTADA DEĞİL

- %34/66: Türkiye'nin yapacağı cumhurbaşkanlığı seçimi mutlak büyük bir uzlaşı ile yapılmalıdır. Sağduyulu tercihler yapmak, doğru kararlar vermek görevimizdir. Bu ülkenin yararınadır. Biz 2002 seçiminin meşruiyetini her zaman sorgulamıyoruz. Ama AKP'nin %34 oranındaki oyu bugün tartışma durumundadır. Çünkü, Meclis tarihinde hiçbir zaman olmadığı gibi, 5'nci yılda seçim yapılmış olacaktır. Ancak anketler bugün AKP'ye verilen oyların aynı noktada olmadığını göstermektedir.

- CUMHURBAŞKANLIĞI: 82 yıllık Cumhuriyet'in cumhurbaşkanları Anayasa'yı hep savunmuş ve işletmişlerdir. İnönü, Bayar, Özal, Demirel gibi. Bu temel bir anlayıştır. Hiç kimse çıkıp Anayasa'nın maddeleri arasında "Hiyerarşi vardır, kaldıralım, değiştirelim" dememiştir Başbakan Erdoğan gibi... Anayasa'da, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddeler vardır. AKP bugün bu hiyerarşiyi değiştirmek istiyor. Bunun demokrasiye bağlılığı duygusundan kaynaklandığını söyleyebilir miyiz? Hayır. Soruyorum, bugün %34'ün kaçı kalmıştır?

- TEHLİKE NEDİR: Cumhurbaşkanlığına gelindiğinde ortaya çıkan anayasal karşıtlığının tehlikesi şudur. Ciddi bir kadrolaşma var. En büyük tehlike atamaları nasıl kullanacağıdır, kaygı vericidir. Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi, rektörlerin atamaları, Yüksek Hakim ve Savcılar Kurulu'na atayacağı üyelerin belirlenmesi, vali ve de büyükelçi atamaları... Bu atama yetkilerini kullanacaktır. Müsteşar Ömer Dinçer ve Bakan Hüseyin Çelik'in icraatlarını bir düşünün... Halkın çoğunluğunun tercihi olmayan bir cumhurbaşkanının ve sistemle, Anayasa ile çatışan bir cumhurbaşkanının, devletin kurumları ile çatışan bir anlayışın bu mekanizmanın başında olması, Türkiye için çok sıkıntı verici olacaktır. Oraya gelecek kişi, basiretli bir tüccar gibi davranmalıdır.

- MUTABAKAT: Evet bize soruyorlar mutabakat yapacak mısınız diye... Evet şu anda açığız. Önemli olan Türkiye'nin geleceği için mutabakata varmaktır.

Haberin Devamı

"(Erdoğan) Cumhurbaşkanı olmak istiyorum, hakkımdır" diyebilir. Ancak bunun demokrasi anlayışına uygun bir şekilde olmasını isterim. Ortaya çıkıp şunu söyleyebilir: "Evet eleştirilerinizde haklısınız, anketler farklı çıkıyor, cumhurbaşkanı seçimlerinden önce martta seçim yapalım, halkın yeni tercihlerini görelim, ben de buna göre aday olayım; demokratik bir şekilde..." Biz de bunu saygı ile karşılaşırız. İşte uzlaşı ile cumhurbaşkanı seçmek budur. Yani ortada hukuki değil, siyasi bir problem vardır.

BU KONUYU İŞLEYECEĞİM

- SOLDA BİRLİK... ('Zeytin dalı' ile ilgili bir soruyu telaffuz etmeden): Anlattığım proje öncelikli aynı fikri paylaşan partiler arasında olmalıdır.

Haberin Devamı

Bu nedenle herkesi CHP'nin çatısı altına davet ediyorum öncelikle... Ancak birliktelik konusunda dikkatli bir dil kullanmak istiyorum. Birlikteliği kişiselleştirmememiz, partileştirmememiz lazım. Pazarlığı, kişiselleştirmeye indirgemenin henüz erken olduğunu da görmek gerekiyor.

Temel anlayışımız, öncelikle aynı hassasiyeti paylaşan aynı fikri paylaşan partilerle olacaktır, bu birliktelik, Cumhuriyet'in temel ilkelerine inanan partilerle; Türkiye'ye, Cumhuriyet'e sahiplenmek amacıyla... Yoksa, "Bize oy verin biz her şeyi hallederiz" demek o kesimlere de haksızlık olur.

Sol kesimlerin sorumluluk içinde olmasını, bir mutabakat sağlanmasını istiyoruz.

Haberin Devamı

Büyük beraberliği oluşturma gayreti içindeyim, bunu daha da işleyeceğimi düşünüyorum.

- TÜRKİYE'Yİ VE AKP Yİ KURTARDIK: Biz herşeye Türkiye ölçeğinde bakarız.

1 Mart tezkeresine doğru teşhis koyduk ve sonunda doğru yaptığımız anlaşıldı. Biz o zaman günlük siyaseti düşünmedik, Türkiye'yi kurtardık. Böyle düşünmeseydik, 1 Mart tezkeresi çıksaydı AKP bugün batmıştı. Belki Türkiye AKP'den kurtulurdu ama Türkiye kaybederdi, hatta parçalanırdı.

Biz ülkeyi düşünerek özellikle AKP'yi kurtardık, Türkiye'yi de...

Baykal'dan kısa kısa

- "CUMHURBAŞKANI Sezer'ın vetoları, Türkiye'ye büyük kazanım olmuştur."

- SEÇİMLERİN Türkiye'yi istikrara oturtacağına inanıyorum.

- CUMHURBAŞKANINI halk seçmelidir.

- (CUMHURBAŞKANI adayı olur musunuz sorusuna) Biz o mercekten bakmıyoruz, bizim yaklaşımımız başka.

- (ADAY önerecek misiniz sorusuna) "Aday önerip seçime girmek, çıkacak sonucu kabul etmek anlamına gelir. Bu nedenle aday önermeyebiliriz.

- HERHANGİ bir parti ile ittifaktan söz etmiyorum.

- ULUSAL menfatleri koruyup sanayiimizi dışa karşı daha dirençli hale getirmeliyiz. Sanayimiz, ne yazık ki, dışa bağımlı. İthalata bağımlılıktan kurtulmalıyız. Yoksa cari açığa çözüm bulamayız. Sanayii güçlendirelim derken, içe kapanma modelinden söz etmiyorum. Türkiye ekonomisi dinamik bir yapıdadır. Kendisini her zaman yenilebilir.

- BAZI çevreler "GAP'ı unutun, yatırım yapmayın" diyor. Peki niye unutalım.

- SERACILIK hamlesi yapmamız lazım.

- AKP yolsuzluğa ve haksızlığa boğazına kadar batmıştır.

- İSTANBUL örgütümüz için her şey söylenebilir, her türlü iddia ortaya atılabilir. Ama yolsuzluk iddialarının ortaya atılmasını saygısızlık sayarım. Örgütlerimiz müthiş bir çaba içindedir.

Maslak'ta köprülü köprülü kavşak inşaatında skandal

MEHMET Y. Yılmaz geçen perşembe günü Maslak'ta Harp Akademileri ile Kolordu Komutanlığı arasındaki köprülü kavşak inşaatının yarattığı trafik sıkışıklığından yakınıyordu.

Geçen bayramdan beri burada bir faaliyet gözükmüyor.

Nedenini bu yolu hergün kullanan bir okurumuzun telefonundan öğrendik:

"Orada vahim bir durum var. Büyükşehir Belediyesi, projeyi yanlış yapmış, altında, Levent'ten Maslak'a uzatılmakta olan metro inşaatı varmış. Çakılan kazıklar metro inşaatına isabet etmiş. İnşaatı yapan Ar Yapı'ya, 'şimdi çaktığın kazıkları, temelleri sök', biz sana yeniden proje vereceğiz" demişler."

Dikkat edilirse, Büyükşehir'in ceza kestiği müteahhitler arasında Ar Yapı bulunmuyor.

Bunu duyunca aklımıza Mecidiyeköy'de geçen aylarda inşaat için temel sondajı yaparken metroyu delen firma geldi. Borular metro hattına düşmüş, şans eseri büyük bir facia yaşanmamıştı.

Peki bunu bir firma yapabilir ama Büyükşehir Belediyesi böyle bir proje sorumsuzluluğunu nasıl yapar? Metronun nereden geçtiği bilinmiyor mu?

Rumeli Balkan Federasyonu, ilk büyük çıkışını yarınki kongresinde yapıyor

"RUMELİ, Balkan ve Trakyalıyım" diyenlerin üye olduğu 23 derneğin oluşturduğu 'Rumeli Balkan Federasyonu'nun ilk genel kurulu yarın Zeytinburnu Kapalı Spor Salonunda (Olivium'un karşısında) yapılacak.

Haberin Devamı

35 milyon insanı kucaklama iddiasında olan bu örgütün, Türkiye'nin en büyük sivil toplum kuruluşu olmayı hedefliyor. Türkiye'nin çeşitli yerlerinde kurulu bulunan federasyonlar, Bursa'da Genel Merkezi bulunan 'Balkan-Rumeli Göçmenleri Konfederasyonu' (Başkan Turan Gençoğlu) çatısı altında toplanmayı hedefliyor.

Genel Kurul'da, 10 derneğindaha federasyonu katılması bekleniyor.

10 bin kişinin katılması beklenen genel kurulda gelen tüm liderlere söz verileceğını bildiren Rumeli Balkan Federasyonu Genel Başkanı Özcan Pehlivanoğlu, "Salonda bir tek pankart olacaktır; 'Tek vatan, tek dil, tek devlet, tek millet ve tek bayrak'... Biz Türk milleti için bir aradayız, tek yüreğiz" diyor.

BİLGİ VE BİRİKİM

Pehlivanoğlu şöyle konuşuyor:

"Kongremize 'Türk milletine sesleniş' adını verdik. Türkiye'de 32 ilde örütlenen konfederasyonumuz Balkan ülkelerindeki STK ile aynı zamanda kısa sürede açacağı Avrupa temsilciliklerininde işbirliği içinde güçlü bir oluşum gerçekleştirecektir. Rumeli-Balkan Türkleri sahip oldukları bilgi, birikim ve tecrübeleri sebebiyle üzerlerine yüklenmiş olan tarihi misyonun farkında olup, vecibelerini yerine getirmek için yurttaş olmanın verdiği bilinç ile var gücüyle çalışmaktadır."

Kongre süresince mehter takımı, kent orkestrası halk oyunları Arif Şentürk, Sabriye Sayın, Rüstem Avcı ve Faruk Yılmaz birer konser verecekler..

Pehlivanoğlu'na soruyoruz:

- Toplantıya kimler katılacak:

- Çok sayıda siyasetci, bilim adamı, sporcu ve sanatçı konuğumuz...

Başbakan'ın katılmasını bekliyoruz. Geleceklerine kesin söz veren liderler Deniz Baykal (Ankara'da, çok önem verdiği Esnaf Kurultayı'ndan sonra), Mehmet Ağar, Zeki Sezer, Erkan Mumcu... Bakanlardan, Bulgaristan göçmeni Kemal Unakıtan, Kürşat Tüzmen... Annesi Doburcanlı (Kosova) olan Atilla Koç... MHP dört ağır ismini; Oktay Vural, Mehmet Ekici, Bulgaristan göçmeni Metin Çobanoğlu, Yunanistan (Drama) göçmeni Meral Akşener... Sadettin Tantan, Kosovalı Mehmet Ali Bayar, İlhan Kesici ve Bosnalı Cem Uzan... Mustafa Sarıgül, Ali Müfit Gürtuna, Yaşar Nuri Öztürk, Recai Kutan... Lozan mubadili Ayhan Bermek... Ünlü haltercilerimiz; Naim Süleymanoğlu (Delege), Halil Mutlu, Taner Sağır... Babası Priştineli olan Hakan Şukür'ü bekliyoruz. Aslen ailesi Bulgaristan göçmeni olan Edirne Havzalı Türkan Şoray; ressamlar Embiya Çavuş (Bulgaristan), Ethem Baymak (Kosovalı), romancı Mehmet Türker (Bulgaristanlı), CHP Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü... Gümülcineli Mehmet Müezzinoğlu... Ayrıca Doğu Perinçek, Muhsin Yazıcoğlu, Enis Öksüz, Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Sinan Aygün... Kosovalı Ali Şen, Prizrenli Gani Müjde, Köstenceli Beyaz, Makedonyalı Candan Erçetin ve Emel Sayın da davet ettiklerimiz. Batı Trakya'dan ise milletvekili İlhan Ahmet ile birçok Türk sivil toplum kuruluşunun temsilcilerini davet ettik. Prof. Mustafa Erkal, Prof. Turan Yazgan, Balkan kökenli Prof. Hüseyin Bağcı, Prof. Yüksel Gürüz, Prof. Emin Balkan, Prof. Hilmi İbar... Tabii en önemli isimler Üsküp'lü Şarık Tara ile Batı Trakyalı Cavit Çağlar; kendilerini bekliyoruz.

- Balkanlardan gelen yok mu?

- Kosova Türk Demokratik Partisi Genel Başkanı Mahir Yağcılar (milletvekili),

Makedonya Türk Demokratik Partisi Genel Başkanı Kenan Hasibi (milletvekili), Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) Genel Başkan Yardımcısı Kasım Dal (milletvekili), Makedonya Türk Milli Birlik Hareketi Genel Başkanı Erdoğan Saraç... Bosna'dan Rasim Deliç (Eski Genelkurmay Başkanı),

Sancak bölgesi eski Başbakanı Süleyman Uglanin, Romanya'dan eski milletvekili Nejat Salli, Moldovya'nın özerk Gagavuz bölgesi eski Başbakanı Mihail Kendigelen...

Kan ağlayan zeytin üreticisi yarın Orhangazi'de miting yapıyor

MARMARABİRLİK'in 3 Kasım 2006 tarihinde zeytin alım kampanyasını açıklaması ile bölgemizdeki zeytin üreticisinin kederli günleri de başladı. Marmarabirlik açıkladığı kampanyada kota ile avans barem fiyat uygulamasını başlatmış, buna göre 200 tane zeytine 2.50 YTL barem fiyat açıklamıştı. Geçen sene 200 taneli iri zeytine 4.05 YTL ödeme yapılırken, bu sene barem fiyatı 2.50 YTL’den açıklanması zeytin çiftçisini zor durumda bıraktı.

Zeytin fiyatının düşük açıklanmasıyla kaderleri tüccarın keyfine kalan üreticilerimiz sonunun ne olacağı bilinmeyen bir sürece girdiler. Böylesi bir süreçte zeytin üreticisinin öfkesi, MarmarabirliK'in içindeki siyasi kavganın bir tarafı haline getirilmek istendi. Marmarabirlik'i basan bir kısım öfkeli zeytin üreticileri tabii ki tarım ürün birliklerini tasfiye sürecinin bir oyununa geldiklerini bilemezlerdi.

ZEYTİNİNE SAHİP ÇIK

Tüm bu gelişmeler ışığında Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Bursa İl Örgütü olarak 26.11.2006 (yarın) tarihinde Orhangazi’de 'Zeytinine Sahip Çık' mitingi düzenlemeye karar verdik. Bu mitingi düzenleme gerekçemiz, AKP hükümetinin tarım alanındaki politikalarını ve zeytin üreticisinin bugün yaşadığı sorunu açığa çıkartmaktır. Çünkü zeytin üreticisi ve bizler her geçen yıl fiyatı düşürülen, beyan sistemleriyle kota uygulaması başlatılan ürününün dünyadaki ve mağaza vitrinlerindeki yükselen değeri arasındaki çelişkiyi anlamıyoruz.

Zeytindeki bu belirsizliğin son bulması için miting çalışması yaparken ilk tepki Marmarabirlik'in nihai fiyatı erken açıklama kararı ile geldi. Marmarabirlik 200 tane zeytine 3.75 YTL olarak nihai fiyat açıkladı. Marmarabirlik'in bu kararı doğru bir karardır. Nihai fiyatın açıklanması doğru olmakla beraber bu fiyat hala geçen yılki fiyatın altında olmasından dolayı kabul edilemezdir. Bunun bir başarı olarak gösterilmesi ise tamamen yanlıştır. Geçen sezondan bu yana üretim girdileri olan gübre, ilaç, mazot fiyatları azalmamış aksine artmıştır. Sormak isteriz ki zeytinin fiyatı düşünce tüketiciler de mağazalardan daha mı düşük ücrete zeytin alacaklar?

Mitingte oluşturacağımız kürsüdeki mikrofondan; Marmarabirlik’in de içinde olduğu 17 adet Tarım Satış Kooperatifi ve Birliği için Dünya Bankası dayatması ile çıkarılan 4572 sayılı yasanın, Geçici 1 maddesi; Yeniden Yapılandırma Kurullarının oluşturulması, Geçici 1-f maddesi; bağlı fabrikaların üç yıl içerisinde A.Ş’ye dönüştürülmesi, Geçici 1-d maddesi; özelleştirme, planlama, denetim konularında uzman Yürütme Biriminin oluşturulması ve madde 1-e 3; devlet veya diğer kamu tüzel kişilerinden herhangi bir mali destek sağlanamaz maddelerinin değiştirilmesini birlikte isteyelim.

ÖDP Bursa İl Örgütü

Erzurum'lu Nil Hanım'dan Erzurum'da Dadaş Film Festivali

ERZURUMLU Nil Gürpınar, babasının hayalini gerçekleştirerek Erzurum'da ilk kez bir film festivali düzenliyor. Önceki gün başlayan 'I. Dadaş Film Festivali'nde ağırlıklı olarak uzun metraj ve belgesel filmleri arasında Doğuda ve Erzurum'da çekilmiş filmler yeralıyor.

Gürpınar’ın amacı, tarihi ve coğrafi önemi olan Erzurum şehrinin halkına, öncelikle gençliğine bir kültür hizmeti götürmek. "Bunun kültürel ve ekonomik olarak bölgeye büyük katkısı olacağına inanıyoru" diyor.

Nil Gürpınar (46) Erzurum doğumlu... Londra’da işletme eğitimi almış ama şimdi babasının kurduğu Dadaş Film adlı şirketi yönetiyor. Babası Cahit Gürpınar 1962’de Erzurum’un tarihindeki üçüncü sinemayı açmış. Daha sonra

ortaklarıyla İstanbul’da Dadaş Film şirketini kuran Cahit Gürpınar, film çekmeye de başlamış. 1970’e kadar Türk sinema tarihinde önemli yeri bulunan filmler üretmiş. Bu arada, sinema sektöründeki kriz nedeniyle 1995’te kiraya verilen Gürpınar Sineması, 2006 Nisan’ında kapanmış.

"Bu sinema hayatımızdı" diyor Nil Gürpınar. "Kapanması bizleri çok üzdü. Sinemada her yıl galalar düzenlenir, yerli yabancı filmler gösterilirdi. Özel günler, seanslar yapılırdı. 1960’lı ve 1970’li yıllar en parlak dönemleriydi. Sektördeki krize yıllarca dayanmaya çalıştık, maalesef sonunda sinemayı kapattık. Ama Dadaş Film Festivali’ni başlatma kararı aldık. Bu, Erzurum’da düzenlenen ilk uzun metraj ve belgesel film festivali olacak."

Festivalde uzun metraj ve belgesel filmlere yer veriliyor, seminerler, galalar ve sergiler düzenleniyor.

Nil Gürpınar, baba memleketi Erzurum'dan hiç kopmamış. Festivali ilerki yıllarda uluslararası nitelik kazanması için çalışacağını söylüyor.

Festivalde Şahin Gök'ün "Kızılırmak Karakoyun", Lütfi Akad'ın "Hudutların Kanunu", "Gökçe Çiçek", Halit Refiğ'in "Vurun Kahpeye", "Bir Türk'e Gönül Verdim", Ertem Göreç'in "Kızgın Delikanlı", Yücek Çakmaklı'nın "Sahibini Arayan Madalya", Metin Erksan'ın "Susuz Yaz", Memduh Ün'ün "Zıkkımın Kökü", Yılmaz Atadeniz'in "Kafkas Kartalı", Baha Gelenbevi'nin "Barbaros Hayrettin Paşa" isimli uzun metrajlı filmleri gösterilecek. Festival kapsamında, Necip Sarıcı'nın "Dua Taneleri", Atatürk Üniversitesi'nin "23 Temmuz", Suha Arın'ın "Safranbolu Evleri", Ertem Göreç'in "Erzurum'dan Gelen Ses", Hilmi Etikan ve Nil Gürpınar'ın "İlhan Arakon Belgeseli", Oğuz Makal'ın "Eğitim Tarihinin Sessiz Kahramanları Eğitmenler" ve Sırrı Gültekin'in "Erzurum" belgeselleri perdeye yansıyor.

Festivalde ayrıca, Necip Sarıcı'nın Türk sineması film arşivi ve fotoğraf arşivi, Nevzat Çakır ve Lütfi Günaydın'ın "Karma Erzurum", Lüfti Günaydın'ın "Mardin" dia gösterisi, Haluk Çobanoğlu'nun "Sarı Çerçeveli İşler" ve "Newyork" isimli dia gösterileri de sunulacak. Dünya Yayınları'nın bir kitap reyonu açacağı festivalde, Dadaş filmin yapımcılığını üstlendiği "Hudutların Kanunu", "Kızılırmak Karakoyun" ve "Zalimler" gibi bazı Yılmaz Güney filmleri de gösteriliyor.

Festival yarın sona eriyor.

Yazarın Tüm Yazıları