Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

“Batı'nın dayatmasıyla demokratikleşemeyiz!"

Ruşen Çakır’ın 14 nisan 2004 günü Vatan gazetesinde yayınlanan haberinden aldığım ilhamla yazıyorum.

***

İslam dünyasının demokrasiyle yönetilen 14 Müslüman ülkesi temsilcileri “İslam Ülkeleri Demokrasi Kongresi” için İstanbul’da bir araya geldi. Oysa dünyada Müslümanların çoğunlukta olduğu 57 ülke var. Demek ki 43 ülke ya “Demokrasi benim neyime?!” ya da “Benim yönetim biçimim dünya birincidir!” anlayışında olduğu için İstanbul’u şereflendirmeyi gerekli görmemiş.

Gelenler arasında Mali, Sierra Leone, Nijer, Nijerya gibi Afrika ülkeleri var ama Mısır, İran ve Pakistan gibi İslam dünyasının (paslı) ağır topları yok.

Gelenlerin de gelmeyenlerin de canları sağ olsun! Tuttukları altın olsun!

***

İşin en hoş ve anlamlı (belki de anlamsız) yanı toplantının düzenleyicisinin eski ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright hanımefendi hazretlerinin başında bulunduğu “Uluslar arası İlişkiler İçin Ulusal Demokrasi Enstitüsü”nün olması.

Belki de bu nedenle, toplantıya katılan 14 Müslüman ülkenin delegeleri “Batı’nın dayatmasıyla demokratikleşemeyiz!” kararı almışlar ve bunu dünyaya ilan ediyorlar.

Eski Cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel beyefendi hazretlerinin diliyle: Fevkalade isabetli bir karar!

O zaman ben fakire “Elinizi tutan mı var kendi kendinizi ya da birbirinizi demokratikleştirin ve Türkiye’yi işe karıştırıp başını belaya sokmayın!” demek düşer.

***

Ruşen Çakır’ın İstanbul kongresinin ilk iki gününde saptadığı ortak düşünce öbekleri şöyle:

1.İslam dininin demokrasiyle bağdaşıp bağdaşmadığını tartışmayla vakit kaybetmeyelim. Halk demokrasi istiyor sorun uygulamada.

(Evet sorun uygulamada! Seçim yapılmayan mevcut rejim ve yönetimleri nasıl devirecekler, ihtilal mi yapsınlar? İşin doğrusu Arap halklarının demokrasi istediği düşüncesine katılmıyorum!)

2.Batı bizi terörle özdeşleştirmesin.

(Güzel! Ama siz de terörle özdeşleşmemek için yekinin yerinizden, somut ve inandırıcı bir şeyler yapın.)

3.İslam toplumları dinin aşırı yorumlarına karşı daha kararlı bir şekilde mücadele etmeli.

(Bu da fevkalade yerinde bir düşünce.)

4.Büyük Ortadoğu Projesi iyi niyetli bir girişim olabilir ama Batı bize reform dayatmaktan vazgeçmeli. Önemli olan değişim ve dönüşümlerin iç dinamiklerle yaşanmasıdır.

(Bu dahi fevkalade yerinde bir düşünce. Ama, demek ki, önlerinden çok ince ve çok uzun bir yol var.)

5.Batı, İslam ülkelerindeki otoriter ve totaliter rejimleri desteklemekten vazgeçmeli.

(Bu ne haddini bilmezlik, kimi destekleyip kimi desteklemeyeceğini siz Batı’dandaha iyi mi bileceksiniz? Hele ABD, AP ve AB Türkiye’nin bile yerine düşünmeye başlamışken...)

6.Müslümanlar sadece dış güçleri suçlama huyundan vazgeçip kendilerini de sorgulamalı.

(Zaten bütün sorun burada! Ha gayret!)

7.Kadın-erkek eşitliği için ileri adımlar atmalı.

(Atın! Size kim engel oluyor.)

 

İstanbul seminerine katılan ve katılmayan Müslüman ülkelerin şansı açık olsun.

***

Yazımı bitirirken: Çok eşli, 16 çocuklu ve kadınların telefon rehberiyle kaba yerlerine vurularak dövülmesini tavsiye eden bir Cezayirli imam, Fransa’dan sınır dışı edilmiş. Cuma yazımda bu olayla ilgileneceğim.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI