"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

'Başkomutan'ın görüşüne saygı!

DSP Genel Sekreteri Ahmet Tan ile konuşurken, Lübnan'a asker gönderilmesi konusunda çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Uzun yıllar gazetecilik yapan, parlamentoda iki dönem bulunan ve bir ara Turizm Bakanlığı yapan Tan'a sorduk:

 

- Bakanlar Kurulu, Lübnan'a asker gönderilmesi yönünde karar aldı. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek ise Cumhurbaşkanı Sezer'in görüşlerine hükümet olarak katılmadıklarını söylüyor.

 

- Sayın Çiçek, Cumhurbaşkanı'nın görüşlerine karşı olabilir. Bu konuda her görüşe saygı duyabiliriz. Ama "Cumhurbaşkanı kendi kanaatini ifade etmiştir" demesi doğru değildir. Sözünü ettiği kişi, Anayasa'nın 104. maddesine göre, TBMM adına TSK’nın Başkomutanlığı'nı temsil etmektedir. Cumhurbaşkanlığı, devletin varlığını ve bağımsızlığını ve milletin bütünlüğünü

temsil etmekle en yüce makamdır.

 

Bu bakımdan Sayın Sezer'in "Lübnan'a asker gönderilmesine karşıyım" demesi, en yüce makamın görüşüdür, herhangi bir makamın görüşü değildir.

 

LÜBNAN'A KİM GİDECEK

 

- Yani AKP kulak vermelidir bu görüşe.

 

- Tabii... AKP vatandaşa, Lübnan'da asker bulundurma kararı alırken, medyaya ve kamuoyuna ulusal çıkarlarımızın ne olduğunu açıklamalıdır. Hükümet, bu açıklamayı sadece AKP grubuna yapmakla yetinemez. Millet, AKP grubundan ibaret değildir; Lübnan'a milletin çocukları girecektir.

 

- Cumhurbaşkanı'ndan sonra bütün muhalefet ve parlamento dışı güçler asker göndermeye karşı...

 

- Sayın Sezer, asker gönderilmesine karşıyım derken, rüyasında gördüklerini açıklamıyor, devletin başı sıfatıyla konuşuyor. Cumhurbaşkanı tarafsızdır ama 'etkin' olarak tarafsızlığını yürütmelidir. Cumhurbaşkanı, bütün partilerin katılacağı bir devlet zirvesi düzenlemelidir. Bakanlar Kurulu'nu bizzat toplantıya çağırmalı, neden asker gönderilemeyeceğini açıklamalıdır. Hatta Meclis'te konuşmalıdır. Çünkü bu konularda yetkisi vardır.

 

HÜKÜMETİN MECLİSİ Mİ MİLLETİN MECLİSİ Mİ

 

- Arınç gene gerekli-gereksiz konuşuyor...

- Sayın Arınç da tarafsızdır ama iki gün önce yaptığı açıklamada, bu tarafsızlığını çiğnemiş, oy kullanma hakkı bile bulunmadığı halde oyunun hükümetle birlikte hareket edeceğini açıklamıştır. Böylelikle Anayasa'yı çiğnemiştir.

 

Cumhurbaşkanı'nın tarafsızlığı herhalde Meclis Başkanı'nın sözde tarafsızlığı gibi olamaz; çünkü onun parti grubu yoktur; onun grubu 'cumhur'dur.

 

- 1 Mart Tezkeresi...

- Millet Meclisi, Lübnan'a asker gönderme konusunda hükümetin meclisi gibi değil, milletin meclisi gibi davranmalıdır. Aynı geçen 1 Mart'ta olduğu gibi... TBMM hükümetin değil, milletin meclisi olduğunu göstermelidir.

 

'Dün dündür, bugün bugün'

 

Erdoğan, 1993'te AB'ye ne diyordu

 

YIL; 1993... Recep Tayyip Erdoğan, henüz RP İl Başkanı ve MKYK üyesi. Partisinin 1993 yılının 'Büyük Değişim İçin' başlıklı çalışma raporuna üç sayfalık 'Önsöz' yazısında ilginç değerlendirmeleri arasında bugüne dönük ilginç tespitler ortaya çıkıyor.

Erdoğan özetle diyor ki:

"Emperyalist güçler Avrupa'da dini İslam olan bir topluluğa kesinlikle yaşam hakkı tanımak istemiyor. Bütün bu zulümler farklı uygulamalarda dünyanın değişik bölgelerinde artarak devam ediyor. (...) ABD emperyalizmi Yeni Dünya Düzeni'ni Müslümanların kanıyla uygulamaya sokmuş durumda. Ülkemizdeki mevcut yönetim (DYP-SHP) bütün bu olaylara sadece mırıldanan bir aciz seyirci edasıyla yaklaşıyor."

Erdoğan, 'Büyük Değişim' için sürdürdükleri hazırlıklar ile 'Milli Görüş iktidarına bir adım kaldığını" vurguluyor; 'menfaat-çıkar çatışması üzerinde vurgulamalar yapıyor, "Siyaset paranın rengine göre şekillenebiliyor. Sağda ve solda bölünmeler, yeni arayışlar devam ediyor. Siyaset adeta bir kaosu yaşıyor" diyor.

 

DÜN DÜNDÜR...

 

Erdoğan'ın bazı saptamalarını da bugüne göre değerlendirmek gerekiyor. İşte bunlardan bazıları:

 

"İnanma, düşünme, yaşama gibi temel hak ve hürriyetler insafsızca çiğnenmeye devam ediyor. Başörtüsü (türban) sorunu okullarda, işyerlerinde hâlâ bir sorun olmaktan

çıkarılamadı.(...) Güneydoğu'da yine terör, yine kan ve ölüm var. Çekiç güç parçalamaya, bölmeye, kısaca yutmaya devam ediyor. (...) Ahlaki durum her geçen gün medya sayesinde daha da üzücü bir hal alıyor. (...)

 

Öğretim ve eğitim müesseselerimiz müflis. (...) Sağlık

hizmetlerimiz yetersiz. (...) Hukuk güçlünün elinde neticesiz. (...) Ülke bütünüyle bir bölünmüşlüğe itilmek isteniyor. Bir korku-kavga toplumu olarak devam etsin isteniyor."

İnsana yaklaşım tarzını da şöyle tarif ediyor:

 

"Nefret ettirmeyiniz, sevdiriniz... Zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız... Korkutucu olmayınız, bağışlayıcı olunuz..."

<ı>(Not: AKP, Lübnan'a gönderme kararı alırken, Erdoğan 2 Ekim'de Amerika'ya gidecek.)

 

TRT de YTL'den 'Türk'ü attı

 

MİLLİ Piyango 30 Ağustos çekilişi için TRT radyo yayınlarında yapılan reklamlarda Yeni Türk Lirası olması gereken Türkiye Cumhuriyeti’nin para birimi sadece 'yeni lira' olarak anons edilmektedir.

 

Bu durum acaba sadece bir unutkanlık ve ihmal sonucu mudur? Yoksa bilinçli olarak Türk isminin aradan çıkartma girişimimidir?

 

Türk ismini dünyadan silmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini unutmayınız.

Yavuz BALBAŞOĞLU

Beşiktaş'ta Zafer Yürüyüşü

BEŞİKTAŞ Belediyesi, bugünkü 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü'nü coşkulu bir fener alayı ile kutlayacağını açıkladı.

Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal'ın da katılacağı Fener alayı, bugün 20.30'da Akmerkez yanındaki Valilik Otoparkı'ndan (Tiryaki Kebap'ın karşısı)

başlayacak ve saat 21.00'de Arnavautköy Meydanı'nda Atatürk anıtının açılması ile son bulacak.

Belediyeden yapılan açıklamada, Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetler Günü nedeniyle düzenlenecek olan fener alayına bütün Beşiktaş halkının davetli olduğu bildirildi.

GAZİOSMANPAŞA'DAKİ ETKİNLİK

Gaziosmanpaşa Belediyesi, Zafer Bayramı'nın 84. yıldönümünü coşkulu etkinliklerle kutlayacağı açıkladı. Türk ulusunun 1.Dünya Savaşı'ndan sonra Mondros ve Sevr'le dayatılmaya çalışılan tutsaklığa karşı yüce Atatürk önderliğinde büyük bir savaşım sonucu elde edilen Zafer Bayramı nedeniyle ilçede GOP Belediye Başkanı Dr. Erhan Erol'un da katılımıyla bir fener alayı düzenlenecek. Belediye çalışanları ve vatandaşların ellerinde Türk bayrakları ile Bağlarbaşı Camii önünde toplanmasıyla başlayacak fener alayı bando eşliğinde Bağlarbaşı caddesi boyunca sürdükten sonra Cumhuriyet Meydanı Atatürk büstü önünde tamamlanacak.

FATİH'TE PİLAV

FATİH Belediyesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle Fatih Camii avlusunda bugün 14.00'de vatandaşlara pilav dağıtacak ve mehter konseri düzenleyecek.

Fatih Belediyesi, Atatürk’ün sevdiği yemek olması nedeniyle 19 Mayıs’ta Vefa Stadyumu’nda vatandaşlara kuru fasulye; Barbaros Hayrettin Paşa’nın doğum günü münasebetiyle 7 Temmuz’da da Fatih Camii avlusunda pilav dağıtmıştı.

Ormanı yangından korumak, vatanı düşmana karşı korumaktan farklı bir şey değildir

 

YILLARCA ormanlarımız alev alev yanar biz de TV'lerden seyrederken içimiz burkulur sahnelere bakamaz, bu konudaki gazete haberlerini okumak bile insana kalp krizi geçirtiyor. Peki konu bu alemdeyken, ormanların çevre, sağlık, ekonomi, turizm ve ülke güzelliğine katkıları tartışılmaz bir değere sahip olduğu herkes tarafından onaylanırken neden ormanları korumayı birkaç yüz ormancıya bırakıyoruz ?

 

Peki neler yapabiliriz:

 

1-Ulusal

 

2-Uluslararası olmak üzere konuyu iki farklı açıdan bakmak lazım.

 

Ulusal olarak Ormanı korumak ve ağaçlandırmada çalışacak, bir nevi askerliğe benzeyen bir hizmet birliği oluşturmalıdır. Bunu askeriye de yönetebilir yada askerlik karşılığı olarak Orman Bakanlığı'nda görevlendirebilir. Daha önce de yedek subaylar köylerde öğretmen olarak askerliklerini yapmıştı. Bu sayı bence 50.000'den daha az olmamalı.

 

Türkiye ormanı çok az olan ülkelerden biri, orman lanlarımızın hızla artması lazım.

 

Uluslararası olarak, ülke olarak özellikle Akdeniz çevresindeki ülkelerle Yunanistan, İtalya, Fransa, İspanya gibi ülkelerle Orman yangınları ve doğa felaketlerine karşı bir birlik oluşturmalıyız.

 

Ülkelerin tek başına baş edemeyeceği büyük orman yangınlarında birbirimize yardım etmeliyiz. Unutmayalım ormanları yanmış bir Yunanistan, Türkiye içinde felakettir. Bahçemiz yeşilse evimizde güzeldir. Aynı şey Yunanistan içinde geçerlidir. Ayrıca bu tür yakınlaşmalar dostluklarda getirecek ve ülkelerin barış içinde yaşamalarına katkı sağlayacaktır.

Son olarak orman yangınlarından hangi çıkar grupları faydalanıyor, bunlar analiz edilip aynı gruplar orman yangınlarından en çok zarar edenler durumuna getirilmelidir.

 

Anız yakmanın, mangal yapmanın veya yangını görüp müdahale etmemenin cezaları arttırılmalı ve anında uygulanmalıdır.

Cennet Türkiye, gelecek nesillere çöl olarak kalmasın.Onda doğacak torunlarımızın da hakkı var.

Prof. Dr. İsmail PEKER-

Multidisplin Bilim, Teknoloji ve Araştırma Derneği Başkanı

 

Orman yangınlarının sebebi Çevre ve Orman Bakanı’dır

 

ORMAN yangınlarıyla mücadele savaşa hazırlanmak gibidir. Bunun için özellikle orman teşkilatında çalışanların moral ve motivasyonu, yöneticilerin beceri ve tecrübesi ile mücadele araçları çok önemlidir. Zincirin halkasındaki bir kopukluk büyük orman alanlarının yanmasına sebep olmaktadır.

 

Yangın çıkması veya kimin tarafından çıkarıldığı mazeret olarak gösterilemez. Mühim olan çıkan yangına en az 1.530 dakika arasında müdahale etmektir. Bu sürede müdahale edilemeyen yangınları önlemek mümkün değildir.

 

Son bir hafta içinde 3 bin hektardan fazla orman alanının yanmasının en önemli sebebi geç müdahalelerdir. Çalışanların moral ve motivasyon eksikliğidir. Araç ve gereç eksikliğidir, sevk ve idare beceriksizliğidir, tecrübesizlik ve liyakatsizliktir.

Bazı yangınlara saatler sonra, hatta günler sonra uçak ve helikopterle müdahale edilebilmesini Çevre ve Orman Bakanı izah etmelidir.

Önlenemeyen yangınlarla, bakanın kamuoyuna büyük şovlarla sunduğu yangın eylem planının hayali olduğu ortaya çıkmıştır.

 

VEKALETLE YÖNETİM

 

Orman teşkilatı 4 yıldır vekâletlerle yönetilmektedir. Partizanca atamalar, liyakatli personeli pasifize etmiştir. Benden olsun da ne olursa olsun anlayışı orman teşkilatının heyecanını yitirmiştir. Son haftada yanan bütün orman yangınlarının sorumlusu Çevre ve Orman Bakanıdır.

Çevre ve Orman Bakanı; kamuoyu tarafından iş yapan değil, şov yapan Bakan olarak hatırlanacaktır.

Nevzat CEYLAN-Doğa ve Çevre Derneği Başkanı

 

İnebolu'da 'Şapka Devrimi'

 

İNEBOLU Belediye Başkanı İdris Güleç, Atatürk'ün İnebolu'ya gelişi ve Şapka Devrimi'nin 81. yıldönümü etkinlikleri kapsamında TRT'nin İnebolu'dan canlı olarak yayınladığı, “Sayısal Gece” isimli eğlence programının ilçede büyük tepki gördüğünü söyleyerek, Ahmet Ahmetov, Türkü ve Sonat'ın katıldığı programı tüm ilçe halkının protesto ettiğini TRT ekibinin İnebolu'da 3 gün boyunca çekimler yapmasına rağmen programda, “İnebolu'yu gezemedik, yağmur yağdı” şeklinde ifade kullanılarak ilçenin tanıtılmadığını söylüyor.

Kurtuluş Savaşı döneminin önemli merkezlerinden olan İnebolu'yu kimsenin hafife alma hakkı olmadığını belirterek şöyle konuşuyor:

“Ulu önder Atatürk'ün önem verdiği, kurtuluş mücadelesinin başladığı ve yürütüldüğü, Türk inkılaplarından en önemlilerinden biri olan Şapka ve Kıyafet Devrimi'nin yapıldığı ilçemiz İnebolu'yu hafife almaya ve dalga geçmeye kimsenin, hiçbir kurumun hakkı yoktur. Buna asla izin vermeyiz.” diyor.

 

X