Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Başbakan’ın sözleri AB çıkmazını doğruluyor

KEŞKE Başbakan Erdoğan iktidara geldiği günden beri Avrupa’ya karşı bugünkü kararlılığı içinde olabilseydi. <br><br>Yani onların her dediğine “peki” demeseydi.

İnanıyorum ki, bugün Türkiye çok daha ileri bir noktada olurdu.

Ama 2004’ten önce “Bu kadar teslimiyetçi olmayın. Türkiye’nin haklarını savunan bir duruş sergileyin” diye uyaranları hep Avrupa Birliği karşıtı olarak suçladılar.

Bu yanlıştı. 

Bugünkü duruş doğru ama, Avrupa Birliği’ni boşlayan bir tutum içinde olmak da yanlış.

Türkiye, üzerine düşeni eksiksiz yerine getirmeli ama diğer aday ülkelerin yaptığı gibi haklarından da ödün vermemeli.

Başbakan’ın Corriere della Sera’ya yaptığı açıklamalar da diplomasi kuralları açısından son derece hatalı.

Erdoğan AB ile görüşmeler konusunda “Türkiye 50 yıldır AB’ye girmek için bekliyor ve artık yoruldu” diyor.

Bu söylem diplomasi açısından yanlış.

Başbakan AB’ye karşı kesin bir kararlılık içinde olmalı. Ancak bıkkınlık, çaresizlik ifade eden böyle söylemler kullanılmamalı.

* * *

Başbakan Avrupalı liderlerin ikiyüzlü davrandığını ortaya koyan örnekler veriyor:

“Sarkozy, Fransa’nın dönem başkanlığında baş başa görüşmemizde ‘Merak etmeyin 30 başlık açalım geriye kalan 5 tanesini de sonra gözden geçiririz’ dedi. Sonra İsveç’e gidip hakkımızda ağır sözler söyledi. Tekrar bir araya geldiğimizde düzelti yolunu seçti.”

Erdoğan 6.5 yıldır başbakanlık yapıyor.

Avrupalı liderlerin ikili oynadıklarını şimdiye kadar çoktan anlamalı, onlarla pazarlık yaparken bunu iyi değerlendirmeliydi.

Şimdi çaresizlik ifade eden söylemlerle ilişkileri ileri götürme olanağı yoktur.

Başbakan gazeteye “Biz açıklık ve tutarlılık istiyoruz, bekliyoruz” diyor.

Haklıdır ama bu uyarı ve kararlılık geç kalmış bir tavırdır.

Avrupalıların özellikle Türkiye’ye karşı hiçbir zaman dürüst politikalar içinde olmadıkları konusunda AKP iktidarına yapılan uyarılar dikkate alınmadı.

Tersine bu uyarıları yapan parti ve aydınlar AB karşıtı olarak gösterildi ve bu, iç politikada malzeme olarak sürekli kullanıldı.

Ne yazık ki kaybeden de Türkiye oldu.

Başbakan’ın Corriere della Sera’ya yaptığı çarpıcı açıklamalar Avrupa trenine atlamanın artık çok zor olduğunu gösteriyor.

* * *

İç politikaya dönersek...

Başbakan’ın, görüşme masasına umutla oturan 270 bin kamu çalışanına hiç gerek yokken kızıp çektiği rest vahim:

“Kusura bakmasınlar eğer greve gideceklerse buyursunlar gitsinler.”

Toplusözleşme pazarlıkları sürerken bir başbakanın böyle bir söylemle olayı çözümsüzlüğe itmesi görülmüş bir olay değildir.

Siyaseten de yanlıştır. 

Çünkü başbakanlar toplupazarlık görüşmelerinde daima son sözü söyleyecek kişilerdir.

Ama Erdoğan her zamanki gibi sabredemiyor.

Son sözü söyleyecek kişi olma özelliğini unutarak işin başında ipleri koparıveriyor.

Neyse ki hükümetin karşısında Türk-İş var. Kopan ipleri bağlayıverip anlaştılar.

X