"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

‘Başarı kriterleri’

ÇANKAYA Belediyesi’nin düzenlediği 3. Yeni Toplumcu Belediyecilik sempozyumunda konuşan CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Günaydın, CHP’li belediyelerin başarı kriterlerine ve belediye başkanlığı adaylıklarına ilişkin çarpıcı açıklamalar yapmış...

Belediye başkanlığına soyunan aday adaylarının dikkatle okumaları gereken bir konuşma. Günaydın, “Önemli olan dürüst, ahlaklı ve solcu bir belediyecilik...” diyor. Ve şöyle konuşuyor: “Başarılı belediyeciliğin kriterleri, ölçütleri olmalı. Belediyeleri kasıtla çıkarılan dedikodular üzerinden, şehir efsaneleri üzerinden değerlendirmenin bilimsel ve sol ahlaka yakışır bir durumu yoktur” sözleriyle belediyelerin başarılarının objektif kriterlere dayalı olarak saptanacağına işaret eden Günaydın, “Şehir efsaneleriyle belediyeleri değerlendirmiyoruz biz. O halka yakın, o halka uzak, ona ulaşılıyor, ona ulaşılmıyor, evet bütün bunlar ölçüttür ama esas olan parayı nasıl kullanıyorsunuz, dürüst, ahlaklı ve solcu bir belediyecilik yapabiliyor musunuz, bütün mesele budur” değerlendirmesinde bulunmuş.

KADIN, ÇOCUK VE GENÇLER

Günaydın, iyi bir belediyecilik için gereken kriterleri sayarken sözlerine, “Kadın sığınma evi, kreş, yeşil alan yapmak zorundayız. Ulaşıma ne kadar para ayırdığımızı, sağlığa ne kadar para ayırdığımızı sorgulamalı ve başarı kriterlerimizi buna göre belirlemeliyiz. Eğer bunları yapmazsak geriye bir tek şey kalıyor. Belediye başkanı ne kadar televizyona çıkıyor, ne kadar gazetelere çıkıyor. Türkiye’de belediye başkanlarının basınla ilişkisi maalesef hizmet ilişkisi üzerinden olmuyor. O zaman -en çok basına çıkan belediye başkanı en başarılı belediye başkanıdır- tanımını bir an evvel yırtıp atmamız gerekmiyor mu?” diye eklemiş.

‘Davulcu yellenmesi’

HANİ bir atasözü vardır; ‘davulcu yellenmesi’... Gargaraya getirmek, gürültüye getirmek anlamını ifade eder.
Büyükşehir Yasası’na CHP’nin itirazı Anayasa Mahkemesi tarafından reddedilerek, bundan böyle beldede yatıp köylü olarak uyandık.
“Gerçi Anayasa Mahkemesi’ne bireysel olarak dünya kadar başvuru oldu amma...”
Benim ‘ölü evi’ gibi sessiz sedasız CHP’den ‘tık’ yok... Tamam da basından da TV kanallarından da ‘tık’ yok...
Ayıptır, günahtır, zulümdür.
30 Mart 2014 günü bunun cevabı bütün siyasi partilere çok sert yansıyacak.
Görüşeceğiz.
Biz artık Bodrum Güllük beldesinde değil, Güllük köyünde/mahallesinde yaşıyoruz diyorum.
Nuriddin ERDOĞAN

Almanya’da seçim var

66 Türk aday yarışacak

AVRUPA Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) Başkanı Halit Habipoğlu yazıyor.
Almanya, 22 Eylül’de sandık başına gidecek. 61 milyon seçmen içinden 800 bin civarında Türk kökenli seçmen de oy kullanacak. 34 siyasi partinin ve 4 bin 451 milletvekili adayının yarışacağı seçimlerde seçmenler önümüzdeki dört yıl ülkeyi yönetecek hükümeti belirleyecek.
Federal Meclis’e 598 milletvekilinin seçileceği seçimlerde farklı partilerden 66 Türk kökenli aday yarışacak. Seçimler şüphesiz ülkede yaşayan Türk kökenli seçmenler için yaşamlarını doğrudan etkileyecek politikaların şekillendirilmesinde önemli bir fırsat oluşturuyor. Son anket sonuçlarına göre her oy belirleyici özellik taşıyor ve Meclis’e girme ihtimali olan tüm Alman siyasi partiler, yaklaşık bir milyon oy gücüne sahip Türk kökenli seçmenlerin oyunu alabilmek için kıyasıya mücadele ediyor. Habipoğlu, “800 bin Türk kökenli seçmen için federal seçimler önemli bir fırsat oluşturmaktadır. Almanya’daki Türk toplumu, ülkenin geleceği ile birlikte Almanya içerisindeki geleceğini de gözetmeli ve oy potansiyelini buna göre kullanabilmeli. Almanya’daki beş büyük siyasi partinin hepsi Türk kökenli kişileri aday gösterdiler, bunlardan biri de Batı Trakya Türk’ü olan Cemile Yusuf. Almanya’da yaşayan Türk toplumunun bir parçası olan Batı Trakya Türklerinin Avrupa’daki en üst çatı kuruluşu ABTTF olarak bu ülkede yaşamanın verdiği sorumluluk bilinciyle oy kullanma hakkına sahip tüm Türk kökenli seçmenleri 22 Eylül’de mutlaka sandığa gitmeye ve Türk kökenli adayları desteklemeye çağırıyoruz.”

Biliyor musunuz

-CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak’ın ‘Büyük Çiftçi Mitingi’nin 28 Eylül Cumartesi Lüleburgaz’da Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımıyla yapılacağını bildirirken, ‘Trakya halkına CHP sahip çıkıyor’ dediğini...
-TEMA Vakfı’nın ‘Meşeler Yuva Arıyor’ kampanyası yararına koşan Alper Dalkılıç’ın 4 Mart 2012’de başladığı ultra maraton serisi boyunca 6 kıtada yaklaşık 2000 km yol kat ettiğini. (www.grandtograndultra.com/about-us/newsletter-sign-up)...
-CHP Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Bakan Muammer Güler’e EGO Genel Müdürlüğü’ne ait 75 adet 1993 Model İkarus Marka toplu taşım aracının tescil plakası ve ruhsatı bulunmaması üzerine, “Bu araçların, gümrük muameleleri yapılmamış mıdır? Gümrük vergileri verilmiş midir? Ankara’nın göbeğinde ruhsatsız ve plakasız araçların yolcu taşıma gibi önemli bir işte kullanılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sorduğunu...

THY’de açıkta portakal suyu verilmesi...

THY açıkta portakal suyu veremez, yazısı için Turkish Do&Co’nun Kurumsal İletişim Müdürü Şeyda Güven bir açıklama gönderdi. “THY uçuşlarında servis edilen taze portakal suyu yürürlükteki ‘kanunlara uygun olarak üretildiğini’ belirten Güven şöyle dedi: “Günlük yaklaşık 18-20 ton sıkmalık portakal soğuk zincir içinde alınarak, soğuk odalarda iyice soğutulduktan sonra tam otomatik makinalarla yıkanmakta ve klorlanarak dezenfekte edilmektedir. Bu işlemden sonra portakallar endüstriyel makinalarda sıkılarak, el değmeden şişelenmekte ve el değmeden kapaklanarak soğuk odalara alınmaktadır. Herhangi bir kimyasal katkı kullanılmadığı için günlük üretilerek, günlük tüketilmektedir. Portakal suyu şişeleri soğuk odalarda muhafaza edildiği için etiketler doğrudan şişe üzerine değil şişe boynuna takılan etiketlerle izlenmektedir. Etiket üzerinde ürün adı, üretici şirket logosu ve son kullanma tarihi bilgileri bulunmaktadır. Özellikle BC yolculara doğrudan bardak servisi yapıldığı için yolcularımızın şişeyi ve etiketi görme şansı bulunmamaktadır.”
GIDA KODEKSİ

OKUR Ahmet Şenocak’ın görüşlerine karşı, aynı zamanda gazetemizin yemek tedarikçisi Tama Mutfak Genel Müdürü A. Engin Güner de bir ‘bilgilendirme’ notu gönderdi.
Yıllardan beri gıda ve yemek sektöründe görev yapan, insanların güvenli/güvenilir gıdaya ulaşabilmeleri için işyerinde, sivil toplum örgütlerinde, yurtiçi ve uluslararası projelerde çaba gösterdiğini bildiğimiz Güner, “Durumdan vazife çıkardım. Ahmet Bey’in yazdıklarının da, insanların doğruları bilmesi açısından bir fırsat olduğunu düşünüyorum” dedikten sonra şöyle dedi:
“1- Ahmet Bey’in sözünü ettiği Türk Gıda Kodeksi Gıda Maddelerinin Genel Etiketleme ve Beslenme Yönünden Etiketleme Kuralları Tebliği, eski 5179 Sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair KHK’nın Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’a istinaden çıkarılmış olup, bu mevzuat 11.06.2010 tarih ve 5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile tamamen değiştirilmiştir.
2- Turkish Do&Co, THY’nin yemek tedarikçisi firmasıdır. Yemek firmalarının ürettiği yemeklerin ayrı ayrı etiketleme zorunluluğu bulunmayıp, 5996 Sayılı Kanuna istinaden çıkarılan Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik gereği ‘kayıt belgesi’ almış olması ve yine aynı kanuna istinaden çıkarılan Gıda Hijyen Yönetmeliği’ne göre üretim yapması yeterlidir. Ancak bu portakal suyu, dışarıdan bir başka firma tarafından perakende olarak arz edilen bir ürün olsa idi, yine 5996 Sayılı Kanun’a istinaden çıkarılan 29.12.2011 tarihli Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği’ne tabi olacaktı.
3- Sektörümüz içinde yer aldığından dolayı, Turkish Do&Co’nun Gıda Mühendisleri ve eğitimli personeli ile bu mevzuatı ve gerekli prosesleri en üst seviyede uyguladığını, prosesleri çok iyi takip ettiğini biliyorum. Bu normlarda üretim yapan bir firma ülkemiz açısından büyük kazançtır.“

Atatürk’ün yatı seçim malzemesi mi?

MÜNİR Koçaslan TV8’in haber portalında Atatürk’ün yatı, Savarona’yı yazdı.
Olay şu:
Savarona’yı devlet, Özal döneminde armatör Kahraman Sadıkoğlu’na 49 yıllığına kiraya verdi. Sonrasında yatın adı, fuhuş iddialarına bile bulaştı. 3 yıl önce Arap şeyhleri, ardından Türkiye Borsalar Birliği yata talip oldu. O sıralar İzmir’de de, “Savarona sadece bir yat değil, ‘manevi-yat’tır” diye bir kampanya başlatıldı. Yatın İzmir’e getirilip Körfez’e demirlenmesi... Müzeye hatta devlet konukevine dönüştürülesi istendi.
Zaman geçti, hadise küllendi, ancak şimdi yeniden gündemde.
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Başbakan’ın talimatıyla, yatı Kahraman Sadıkoğlu’ndan alıp müze ve devlet konuk evine dönüştürmek istediklerini ifade etti. Bu gelişme, hafızalara İzmirlilerin, Savarona arzunu getirdi.
Kimilerine göre; “İktidar belki, neticesinde İzmir’in gönlünü okşayacak bir adım attı. Savora İzmir’e getirilecek. AK Parti bir türlü seçim kazanamadığı İzmir’e Atatürk argümanıyla yüklenecek. Zira, İzmir’in Atatürk ve Cumhuriyet hassasiyeti ortada… AK Parti, İzmir’i Savanora ile fethetmek istiyor.”
Yani bir grup, ortada henüz net bir netice yokken, Atatürk üzerinden “siyasi yatırım”… Bu, AK Parti’nin oya tahvil etmek istediği “seçim malzemesidir” dese de… CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, diyor ki;
“Bu yat alınır ve İzmir Körfezi’ne getirilip müzeye dönüştürülürse minnettar kalırız. Sayın Başbakan’a ve Kültür Bakanımıza bir mektup yazarak bu talebi resmen ileteceğim.”
Aziz Kocaoğlu noktayı şöyle koyuyor:
“Türkiye Cumhuriyeti’nde herkes Atatürk’ü çok seviyor ama biz daha başka türlü seviyoruz. Atatürk’ün yatının İzmir’e yakışacağına inanıyoruz.”
Görünüşe bakarsanız; Atatürk’ün yatı şimdiden seçimin dalgaları sularına daldı.

X