Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Bas frene İsmail YK

İsmail YK ilginç bir adam. Ben çok naif buluyorum. Elbette albümlerinin o kadar satmasının ticari formülünü anlamış ve onun üzerine gidiyor.

Şimdi yaftalamak istemiyorum ama “gurbetçi kafası” diye bir şey var. Ne kadar ticari düşünmeye çalışsalar da, o naiflik baki kalıyor. Kim bilir, belki farklı bir toplumun içinde yıllarca öteki olmaktan kaynaklanan bir savunma mekanizması, ciddiye alınmamalarının sonucudur. Öfkelenip rap yapanlar, tepki gösterenler de dahil?
İsmail YK’nın şarkı sözlerine baktığınızda temsil ettiği adam; kırmızı, siyah camlı, egzozu özellikle patlatılmış, içinde güp güp müzik çalan Doğan görünümlü bir Şahin. Adama bakıyorsunuz, aslında öyle bir adam değil. Yani yüzüne bakan ne kadar naif olduğunu, beğendiği bir kadınla karşılaşınca kekeleyeceğini falan şıp diye anlayabilir.
Bu söylediğime en güzel örnek; son şarkısı Facebook. “Facebook’la ilgili şarkı yapalım, tutar” diye düşünmesini bir kenara bırakalım. Mesela şarkı ile ilgili soru soruyorsun adama; “13 yaşında kızlar var orda. Benim adımı kullanarak kızlarla tanışıyorlar. Kızlar buna kanmayın” diyor. Öte yandan şarkının sözlerine bakar mısınız: “İnternet kafeye gittim, Facebook sayfasına girdim, adımı çılgın diye verdim, artık ben de üye oldum, tanıştım güzel biriyle, yazışıyorum günden güne? Çıtı pıtı Birsen ah bir görsen; cici bici Ebru, esmer Banu tanışabilsem?”
Bugüne kadar yaptığı işleri düşünüyorum İsmail YK’nın. Niye tuttuğunu anlıyorum. O, “bas gaza”ların “bomba bomba.com”ların ne kadar istemeseniz de kulağa nasıl yapıştığını gayet iyi biliyorum. Ama şunu da biliyorum; herkesin modası geçiyor. İsmail YK’nın da geçmeye başladı. Benim kendisine tavsiyem, yarın acaba domuz gribiyle ilgili şarkı yapsam tutar mı diye düşünmek yerine, içindeki naif adamı ortaya çıkarsın. Etrafının ve bir şeyin farkında olmayan genç kız hayranlarının gazına gelmeyip sakince düşünsün. Yaptığı şeye müzik demek mümkün değil. Sözler desek, İsmail öyle bir adam değil. Yarın işler kötüye gidince sıfırdan başlamak yerine şimdiden önlem alsın.

Hande Yener geri vites

Bizzat açtığı “eller havaya” kulvarından vazgeçip kendini aşmaya çalıştığını düşünmüştüm. Yeni albümlerini, yeni sound’unu da beğendim, destek oldum. Çünkü musluk akarken o paralardan vazgeçmek cesaret ister. Hande Yener’in açtığı kulvardan yürüyen ve bugün sektör büyük sıkıntılar yaşarken bile konseri ekstrası tonla para kazanan onca isim var.
Hande Yener’in piştiğini düşünmüştüm ben. Kendi için iyi bir şeyler yapmak istediğini düşünmüştüm. Ama işler istediği gibi gitmeyince havlu attı. Şimdi TV programlarında “Asla bir daha söylemeyeceğim” dediği o eski şarkılarından medet umduğunu, “Sen asla oralarda program yapmam” dediği mekânlarda o şarkıları söylediğini görüyorum.
İşin maddi sebepleri olabilir. Musluklar artık akmıyor olabilir. İşin komiği o eski şarkılar da tu kaka değil. Ama sen çıkıp bu kadar büyük konuşursan, sonra zora gelince geri vitese takarsan, inan Hande Hanım, o eski şarkıları bile dinlemekten vazgeçecektir insanlar.

Veda değil...

Bu son yazımız, Popvirüs’ün yaklaşık 10 yıllık macerası bu yazıyla son buluyor. 10 yıl önce bana bu köşeyi yazmam teklif edildiğinde nasıl farklılaşırım diye düşünmüştüm. Albümleri yazmak yerine sektörün sorunları üzerine düşündüm, bir katkım oldu mu bilmiyorum. Olduysa ne âlâ? En kısa zamanda görüşmek üzere?
X