"Melda Narmanlı Çimen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melda Narmanlı Çimen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melda Narmanlı Çimen

Atamızın evleri

Bugün 29 Ekim... Bize Cumhuriyeti armağan edene kadar hayatı farklı şehirlerde mücadele içinde geçen Büyük Önder Atatürk’ün oturduğu evleri gezelim; dekorasyonda en sevdiği renk olan şafak pembesini hatırlayalım istedim. Ve onu, ebedi evi olan gönlümüzden bir kez daha saygıyla analım...

Kurtuluş Savaşı sırasında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında halkını yönlendirebilmek için Anadolu’nun farklı şehirlerini gezen, toplantı ve çalışmalar yapan Mustafa Kemal Atatürk’ün kullandığı evlerin ortak özelliği, çok kısa süreli ikamet edilmiş olmaları. Aralarından en çok oturduklarını gezmek istersek, önce tabi ki Selanik’e gidiyoruz.

Selanik

Hepimizin bildiği gibi Atatürk, 1881 yılında Selanik’te, Aya Dimitriya mahallesi Apostolu Pavlu caddesi üzerindeki 75 numaralı evin ikinci katındaki sol tarafa düşen ocaklı odada doğmuş. Çocukluk ve gençlik günlerinin bir kısmını burada geçirmiş, pek çok siyasi toplantıyı burada yapmış. Bodrumuyla birlikte 3 katlı olan bu ev, o zamanlar, etrafı yüksek duvarlarla çevrili, harem ve selamlığı olan klasik, çıkartmalı bir evdi. Dış yüzü sıva üzerine pembe boyalıydı; alt pencerelerine emir, üst pencerelerine de ahşap kafesler yapılmıştı. Atatürk ve ailesinin ayrılmasının ardından ev önce bir Yunan aileye satıldı; 1937 yılında ise Atatürk’e hediye edilmek üzere Selanik Konsolosluğumuza teslim edildi. Dolmabahçe ve Topkapı Sarayları’ndan seçilen eşyalarla yeniden düzenlenen ev, 10 Kasım 1953 günü törenle ziyarete açıldı. 19 Mayıs 1981’de ise, Selanik’teki evin aynısı 100. doğum yıldönümü kutlamaları çerçevesinde Ankara’da yapılarak müze haline getirildi.

Akaretler

Atatürk’ün Trablusgarp Savaşı’yla birlikte Selanik’ten ayrılmasının ardından, annesi Zübeyde Hanım da orada çok fazla kalmamış ve İstanbul’a gelerek Beşiktaş-Akaretler Sıra Evleri’ndeki 76 numaralı binaya yerleşmiş. Yakın zamanda müze olarak açılması planan bu ev, Ata’nın dilbilimci Ferdinand Saussure ile tanıştığı ve ileride hayata geçireceği Dil Tarih Kurumu’nun temellerini attığı evdir.

Şişli

Atatürk Suriye Cephesi’nden ayrılıp 13 Kasım 1918’de İstanbul’a geldiğinde bir süre Pera Palas’ta, bir süre de arkadaşı Salih Fatsa’nın evinde kalmış; sonra Şişli’de Madam Kasabyan’ın üç katlı evini kiralayarak Akaretler’de oturan annesi ve kız kardeşini yanına aldırmış. 16 Mayıs 1919’da Samsun’a hareketine kadar oturduğu bu ev, 1943’te İnkılap Müzesi olarak ziyarete açıldı. Atatürk’ün doğumunun 100. senesinde yeniden düzenlenen müzede, kendisine ait fotoğraflar, kullandığı eşyalar ve merhum Çelik Gülersoy tarafından bağışlanan Atatürk hakkında yazılmış 500’ün üzerinde eserin bulunduğu bir kitaplık bulunuyor.

Anadolu

Atatürk’ün savaş ve mücadele yılları boyunca Anadolu’nun farklı şehirlerinde oturduğu, konakladığı, karargah olarak kullandığı pek çok ev var. Bunların çoğu ev sahipleri tarafından daha sonra Atatürk’e hediye edilmiş, ancak Atatürk, evlerin anahtarlarını ve tapularını ölmeden önce noter aracılığı ile ev sahiplerine geri iletmiş. Sahipleri artık yaşamayanlar ise hükümete emanet edilmiş. Bugün onun hatırasını taşıyan eşyaların sergilendiği bu müze-evlerin bazıları şunlar: Alagöz Karargâh Müzesi, Alanya Atatürk Evi Müzesi, Ankara Atatürk Müzesi, Diyarbakır Atatürk Köşkü, Havza Atatürk Evi, Hünkâr Köşkü, Silifke Atatürk Evi, Erzurum Atatürk Evi, Taşucu Atatürk Evi, Trabzon Atatürk Köşkü, Yalova Atatürk Köşkü, Çankaya Köşkü, Şebinkarahisar Atatürk Evi Müzesi.

Dolmabahçe

Kurtuluş Savaşı kazanılıp Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, yani Samsun’a hareket edişinden tam sekiz yıl sonra, 1927 yılı yazında Atatürk İstanbul’a dönmüş ve Dolmabahçe Sarayı’na yerleşmiş. Son nefesini de bu sarayın denize bakan cephedesinde bulunan, son derece yalın döşenmiş yatak odasında vermiş. Bugün, karyolasının üzerinde Olgunlaşma Enstitüsü’nün armağan ettiği ipek üzerine dival işi işlenmiş Türk Bayrağı serilidir. Perdeleri iki farbelalı olarak Hereke kumaşından dikilmiştir. Duvarda Alivazosky imzalı bir tablo ile Moskova Büyükelçiliği’mizin hediye ettiği “Dört Mevsim” adlı tablo asılıdır. Atatürk’ün, hastalığının en şiddetli olduğu dönemlerde bir gün bu tabloya uzun uzun bakarak başucundaki manevi kızı Afet İnan’a “Oralara gidelim, Selanik’e… ve her şeyi bırakalım” dediği biliniyor.

Florya

Atatürk’ün doktorunun önerisiyle 1935 yılında mimar Seyfi Arkan’a yaptırılan Florya Köşkü, yazlık bir konut olarak tasarlanmıştı. Gayet sade bir mimari ve dekorasyona sahip bu köşkte Atatürk 1936 yılının yaz dönemini geçirdi. Halkla beraber denize giriyor, bazen sandalla dolaşıyor, köşkte siyasal ve bilimsel toplantılar yapıyordu. İngiliz Kralı VIII. Edward ve Madam Simpson gibi bazı önemli konuklarını burada ağırladı. Atatürk’ün yatak odası, çalışma odası, kabul salonu ve misafir odalarının bulunduğu ve yine sade olarak döşenmiş tek katlı ahşap köşke kara tarafından 90 metre uzunluğunda bir köprüyle ulaşılır. L biçimli binanın kabul salonunun önündeki terasta bir iskele vardır. Köşkün ahşap yapısı ilk olarak 1993 yılında restore edilmiş; 2008 yılında ise bir kez daha yenilenmiştir.
Atatürk, Cumhuriyetin ilanından sonra, hedeflenen Batı Medeniyeti doğrultusunda yapılan çalışmalar kapsamında her alanda olduğu gibi imarlıkta da hızlı ve azimli adımlar atmış; pek çok köşk yaptırmış. Bunların çoğunda, en fazla birkaç gün kaldığı; aralarında en fazla sevip vakit geçirdiklerinin Atatürk Orman Çiftliği ve Yalova’daki bahçesinde kesilmek istenen çınar ağacı için “Ağaç kesilmeyecek, bina kaydırılacak”, talimatını verdiği ünlü “Yürüyen Köşk” oldukları söyleniyor. 1938 yılında vefatından zonra ise, ebedi olarak kalacağı eve, gönüllerimize yerleşmiştir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI