"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Arınç’ın seks ve alkol çıkışına dair

80’Lİ, 90’lı yılların bazı radikal İslamcı gençleri, evlendiklerinde düğün davetiyelerinin en üstüne şu ibareyi yerleştirirlerdi özenle:<br><br>“Hayat iman ve cihattan ibarettir”.

Eğer o gençlerden bazıları, bugün çıkıp da “Hayat içki ve seksten ibaret değildir” deseler...
“Ne var bunda? Adamlar hayat algılarını dün de ifade ediyorlardı, bugün de ediyorlar” derdim.
Saygı duyardım yani.
Ama Bülent Arınç’a duymuyorum.
Neden mi? Anlatayım:
* * *
Hepimiz biliyoruz ki...
Bülent Arınç, eskiden de hayatın seks ve içkiden ibaret olmadığına inanıyordu.
Fakat bunu ifade etmekten imtina ediyordu. Bırakın ifade etmeyi, hayatı içki ve seksten ibaretmiş gibi algılayanların varlığına bile işaret etmiyordu.
Ya ne diyordu?
“Herkes istediği gibi yaşasın” diyordu.
“Kimse kimseye karışmamalı” diyordu.
“Tercihlere saygı duyulmalı” diyordu.
“Biz senin kıyafetine karışıyor muyuz, sen niye benim kıyafetime karışıyorsun” diyordu.
“Benim yaşam tarzıma saygı duymalısınız” diyordu.
Çünkü o günlerde meyve henüz olgunlaşmamıştı.
Çünkü “maslahat”, gözetilmeliydi.
* * *
“Maslahat” deyip geçmeyelim.
Şiilikte “takiye” varsa, Sünnilikte de “maslahat” vardır.
“Maslahat” şöyle bir şeydir:
“Şartlar el vermiyorsa gerçek düşünceni sakla”.
Ya da şöyle bir şey:
“Her şey her yerde her zaman söylenmez”.
Sünni siyasal düşünce, bu son derece pragmatik yaklaşımın zengin tarihsel tecrübesi ve geleneğine sahiptir.
“Maslahat gözetmek” adına susulur, “maslahat gözetmek” adına konuşulur, “maslahat gözetmek” adına saltanat rejimleri ile barış içinde yaşanır, “maslahat gözetmek” adına demokrat olunur, “maslahat gözetmek” adına mini eteğe ses çıkarılmaz falan...
Ama şartlar değiştiğinde...
İşin rengi de değişir.
Sözün kısası...
Bülent Arınç eskiden “maslahat gözetiyordu”, şimdi buna gerek duymuyor.

Erdoğan’ı Atatürk’e benzeten milletvekili

Adı: Ali Er. AK Parti Mersin Milletvekili...
Ben bu ismi bir yerden hatırlıyorum galiba?
Evet, buldum:
ANAP’ın şaşalı günlerinde ANAP milletvekili idi... Turgut Özal’a bağlıydı.
Sonra?
Turgut Özal gitti yerine Mesut Yılmaz geldi.
Bu milletvekili, bu sefer de Mesut Yılmaz’a bağlı oldu.
Dün gibi hatırlıyorum: Benim sunduğum haber programında Mesut Yılmaz’ı övüyordu.
Sonra?
AK Partili olmuş.
Bu sefer de Tayyip Erdoğan’ı övmeye başlamış.
O kadar ki, dün yaptığı bir açıklamada Tayyip Erdoğan’ı Atatürk’e benzetmiş.
* * *
Bazıları diyor ki:
“Liderler demokrasisinde olur böyle şeyler. Sistemin değişmesi lazım”.
Katılmıyorum. Kesinlikle katılmıyorum.
Dünyanın hangi sistemini getirirseniz getirin, Ali Er gibiler mutlaka bir çıkış noktası bulacaktır.
Yani sorun, biraz da mizaç ve karakter sorunu galiba...

Balbay ve Özkan’ı milletvekili yapmak

CHP’li Süheyl Batum karar vermiş.
İlle de Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan’ı CHP’den milletvekili yaparak hapisten kurtaracak.
Bunun için çırpınıp duruyor.
O “milletvekili olacaklar” diyor...
Karşı taraf da mal bulmuş mağribi gibi “Vay Ergenekoncu vay... İşte gerçek yüzleri ortaya çıktı” diye vurdukça vuruyor.
Bence bu oyuna bir son verilmeli.
* * *
Süheyl Batum çıkıp açıklamalı:
Ergenekon’a destek vermek için mi Balbay ve Özkan’ı kurtarmaya çalışıyor?
Yoksa bu iki ismin haksız yere içeride tutulduklarına ve hukukun bir işe yaramadığına inandığı için mi böyle bir girişimde bulunuyor?
Eğer amacı, haksız yere tutuklu olduğuna inandığı bu iki ismi kurtarmaksa...
Şunu bilmeli ki:
Gittiği yol yanlıştır.
Çünkü:
Ortada bir hukuksuzluk varsa, bunun mağduru sadece Balbay ve Özkan değildir.
Bütün mağdurları milletvekili yapıp kurtarmaya kalktığında ise, Silivri’dekilerin çoğunu Meclis’e taşıması gerekir.
Bu kadar ağır yükü CHP kaldırır mı bilmem.
Şaka bir yana...
Süheyl Batum, kişileri kurtararak adaleti sağlamak yerine “herkes için adalet” prensibi doğrultusunda çalışsa çok daha iyi olur.

Minik bir balyoz sorusu

“Balyoz Darbe Planı” hakkında haddim olmayarak...
Üst üste iki tane “acaba mı?” diye yazı yazdım ya...
İleri demokrat okurlarım tepeme balyoz üstüne balyoz indirdiler.
Balyozu yiyince de...
Aklıma şu soru geldi.
Madem darbe olsa da, darbe olmasa da...
Sonuçta ben kafama balyozu yiyorum...
O halde neden “Yaşasın! Balyoz Darbe Planı gerçekleşmedi... Yaşasın savcılar... Yaşasın hükümet” diye sevineyim ki?

X