Allah aşkına Güzin Abla nasıl sabredebiliyorsun

Sevgili Güzin abla öncelikle sevgilerimi iletir, kolaylıklar dilerim. Geçtiğimiz hafta köşenizdeki bir yazıyı okudum, inanın hayretler içerisinde kaldım. Belçika’daki evli bir hanımın Türkiye’deki beyle chat’te tanışması ile ilgili bir yazıydı. Ve bu hanım ‘Eğer Türkiye’deki bey kabul ederse hemen yuvamı terk eder, kollarına koşarım’ diyor. Ben buradan ona şunları söylemek istiyorum: Chat üzerinde tanıştığı kişiye güvenip de nasıl yuvasını dağıtabilir insan? Benim o hanıma tavsiyem chat’ten karşılaştığı birine ve üstelik hiç tanıyıp görmediği biri için bir yuva yıkılamaz. Böyle bir çılgınlık sakın yapmasın. Her zaman senin sevdiğin kişi ile değil seni seven biri ile kalmanı tavsiye ederim aradığın mutluluk eşin ve çocuklarındadır. Ben bu yazıyı Türkiye’den yazıyorum. Güzin abla köşeni ve yazdığın yazıları beğenerek okuyorum. Ancak şu chat konusunda şöyle uyarıcı bir şeyler yaz, engin tecrübelerinle, okurlarına öğüt ver. Allah aşkına bu tür insanlar çok mu okurların arasında, hiç kızmıyor musun, şaşırmıyor musun onlara? Bu konulara pek değinmiyor, duygularını anlatmıyorsun. Nasıl sabredebiliyorsun?RUMUZ: SEHER VAKTİEh işte aramızda bu kadar fark olmalı tabii sevgili kızım. Yoksa, Güzin abla olmak kolay mı sanıyorsun? Elbette sabır küpü olacaksın, öyle kolay kolay kızmayacaksın. Seni şaşırtan, şok yaşatan konuları bile, yine de hoşgörüyle karşılamaya çalışacaksın. Bunca mektup, bunca öykü, bunca dert, hepsine kızsan, çatsan, öfkelensen, bir daha sana yazmak isterler mi insanlar? Önemli olan anlayış göstermek, hatalarını yumuşaklıkla gözler önüne sermek, tatlı tatlı öğüt vermek. Kısacası sonsuz bir hoşgörü sahibi olmak! Bu chat aşklarını yaza yaza dilimde tüy bitti ama inandıramıyor, anlatamıyorum. Yüzünü bile görmediği birine uzaktan aşık olmak nasıl bir duygu, bunu da bilemiyorum. Hem de senin de dikkatini çektiği gibi, evini, yuvasını, çocuğunu bir anda silip atacak kadar! Bu arada, eğer duygularımı biraz daha ayrıntılı olarak öğrenmek istiyorsan, bu hafta yayınlanan ‘Haftalık Dergisi’nde, sevgili meslektaşım Kutlu Esendemir ile yaptığım söyleşiyi okumanı öneririm. Böylece beni daha iyi anlayacaksın. Davut Öğretmen’in tek isteği çocukları için kitapMerhabalar, aşağıdaki öğretmenin çağrısına duyarlı olalım ve fazla değil, herkes bir kitap yollasa kütüphanenin kavuşacağı zenginliği düşünelim! Nercü AKKAYA, Zeynep Alantuğ, Ceyda BALDABANCA, Avukat Mustafa İNANÇ ‘Merhaba ben Davut Aydın... Van merkez 30 Ağustos İlköğretim Okulu’nda Sosyal Bilgiler öğretmeniyim. Bizim derdimiz kitap. Okulumuz modern bir binaya sahip olmasına rağmen kütüphanesinde hiç kitap yok. Eğer kitaplığınızın tozlu raflarında, çatı katında, işinize yaramayan romanlarınız, hikayeleriniz, ansiklopedileriniz varsa okulumuzun kütüphanesine bağışlar mısınız? Okulumuz yeni ama Van’ın varoşlarında yer alıyor. Öğrencilerimiz köylerinden göç eden ailelerinin çocukları, gelir durumları çok düşük. Ama onlar okumak isteyen, hayata umutla bakan, geleceğin öğretmenleri, doktorları, avukatları, gazetecileri olacak öğrenciler. Öğrencilerimizin kafalarının gerçek bilgilerle dolmasını istiyoruz lütfen bu çağrımıza duyarsız kalmayın.Davut AYDIN davut_aydin@yahoo.com Sosyal Bilgiler öğretmeni, 30 Ağustos İlköğretim Okulu Van Merkez 65040Cep tel: 0 505 485 47 99 Okul: 0 432 217 34 64Önce evlenmek istedi, şimdi ‘Acele etmeyelim’ diyor 21 yaşında İsviçre’de oturan bir genç kızım. Güzel bir işim, iyi bir ailem var. Dört yıl önce bir erkek arkadaşım vardı. Birbirimizi çok sevdik. Ama ailem tutucu olduğu için ilişkimiz yıprandı, bir yıl sonra ayrıldık. İki ay önce beni tekrar aradı, beni unutamadığını ve evlenmek istediğini söyledi. Ben de ‘Birlikte olalım ama evlilik kararını zamana bırakalım. Kendimi hazır hissettiğimde konuşuruz’ dedim. Ailem çıktığım biri olduğunu biliyor, bana baskı yapıyor. Ufukta yine ayrılık olursa, altından kalkamam diye düşünüp, sonunda evlilik teklifini kabul ettim. Bu defa o, benden zaman istedi ve ‘Acele etmeyelim’ dedi. Oysa önce o istemişti. Çok kırıldım, çok kızdım. Ona mecbur olduğumu mu düşünüyor? Eğer niyeti alay etmekse kendimi kullandırmak istemem. Ama gerçekten onun dediği gibi zamana bırakmak daha iyi bir çare mi, bilemiyorum. Bir erkek neden zaman ister? Sizce bu basit bir kapris mi? RUMUZ: NESRİN/DBana da kalırsa yaptığı kapris kızım! Bunca yıl sonra sana dönüp, sensiz olamadığını söylemiş, evlenelim, demiş ya! Sen hemen koşup boynuna atılmayınca, burulmuş anlaşılan. Şimdi kendine göre, sana kısasa kısas yapıyor. Senin gibi zamana bırakalım, diyor. Ailenin onu istemediğini bilmesi de onu kırmış olabilir. Bir de onun açısından düşün istersen. Erkekler bu tür şeyleri gurur meselesi yaparlar. Hemen kırılma, üzülme. Gerçekten de, önce aileni biraz hazırlayabilmek için biraz zamana ihtiyacınız yok mu? Aceleye ne gerek var?
Yazarın Tüm Yazıları