"Gila Benmayor" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Gila Benmayor" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Gila Benmayor

Akademisyenlere Sulukule şoku

SULUKULE’de garip şeyler oluyor.

Romanların yerlerinden edilmesinden sonra ortaya çıkan tablodan söz ediyorum.


Yaklaşık 10 gün önce Fatih Belediyesi “kentsel yenileme” çerçevesinde TOKİ evlerinin temel atma törenini gerçekleştiriyor.


Ancak TMMOB Mimarlar Odası’na göre, temel atma töreni, alanda kazılarını sürdüren İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin raporu beklemeden yapılmış.


Mimarlar Odası
, “arkeolojik doku göz ardı edilerek yapılacak çalışmaların telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açacağı” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuş durumda.


Biz Sulukuye’yi daha çok Romanlardan ötürü tanıdık..


Oysa bu bölge Roma, Bizans ve Osmanlı kalıntılarının olduğu çok değerli bir yer.


Bizans
saraylarının kalıntıları, Osmanlı su yolları ve daha nice arkeolojik zenginlik var altında.


Zaten kazılar başlar başlamaz künkler, Roma dönemi seramikler ortaya çıkarılmış.


Kuşkunuz olmasın, Sulukule Roma’da olsaydı çoktan “arkeolojik park” ilan edilmişti.


Roma
’nın tam göbeğindeki benzer alanlar gibi.

 

CEP TELEFONLARI YASAK

 

Fatih Belediyesi’nin temel atma töreninden sonra arkeologlar, sanat tarihçileri, mimarlar haklı olarak diken üzerinde.


Bu yüzden “işin erbabı” bir grup geçtiğimiz günlerde Sulukule’de olup bitenleri yakından görmek için harekete geçiyorlar.


Grupta hangi kurumların temsilcileri var?


İstanbul Mimarlar Odası, İcomos-Türkiye(Uluslar arası Anıtlar ve Sitler Konseyi), Arkeologlar Derneği, Europa Nostra, Sulukule Platformu.

Gruptakiler inşaat alanını ziyaret etmek için Fatih Belediyesi’nden “bir saatlik” izin koparıyorlar.

Ancak esas şoku alana girişte bekçinin sözleriyle yaşıyorlar.


“Cep telefonlarına yasak var”.


Düşünün koca koca üniversite profesörlerinin cep telefonlarına Sulukule’ye girerken el konuyor.


Büyük bir olasılıkla iphone’larla fotograf çekilmesin diye.


Icomos Türkiye
Başkanı Profesör Nur Akın yaşadıklarına inanamıyor.


Gördüklerine de.

 

İNŞAAT SURLARIN DİBİNDE

 

TOKİ inşaatı 5. yüzyılda yapılmış II. Theodosios surlarının hemen dibinde başlamış.

UNESCO’nun 1985 yılında İstanbul’u “Dünya Kültür Mirası” listesine aldığı zaman belirlediği dört alandan biri Theodosius surları.


Diğer üçü ise Sultanahmet, Süleymaniye ve Zeyrek.


İstanbul’
un dünyaca ünlü kara surları yani Theodosius surları inşaat nedeniyle tehlikede.


Profesör Nur Akın “Unesco’nun surlardan hemen sonra çizdiği hat yani “tampon bölge” aşılmış”
diyor.


Bilim insanlarının paniğini anlamak mümkün.


Neticede tahrip olma tehlikesiyle karşı karşıya olan bir dünya kültür mirası.


Bunun Fatih Belediyesi için gerçekten hiçbir anlamı yok mu?


620
konut ile 45 işyerinden oluşan TOKİ binalarını dünyanın en gözde arkeolojik parkı haline gelebilecek bir alana dikmek nasıl bir vizyonsuzluk?


İstanbul’
u zenginliklerinden mahrum etmek nasıl bir mantık?


Arkeolojik hazineleriyle İstanbul’a daha çok turist çekmek, şehrin ekonomisine katkıda bulunmak varken bunları TOKİ binalarına kurban etmek yazık değil mi?

 

Her şey kamuoyunu AB Üyeliğine yeniden ısıtmak için 

 

GEÇEN cumartesi gecesi Devlet Bakanı ve Baş müzakereci Egemen Bağış ile eşi Beyhan Bağış’ın himayesindeki “9 Mayıs Avrupa Günü” konserini kaçırmış olanlar adına üzgünüm.

Şef Ğürer Aykal’ın, müzisyen olmamakla birlikte müzikle ciddi bir şekilde ilgilenmiş insanları yüreklendirmek için kurduğu “İstanbul Sinfonietta” Orkestrasından Mozart ve Bach dinledik.


En son da emekli elçi MuratSungar’un bestelemiş olduğu “Pop Sinfonietta”yı.


Sungar
’ın piyano, yine emekli elçi Burak Gürsel’in gitar çaldığı konserde iki sürpriz isim de vardı.


Bas gitarda Hürriyet yazarı Sedat Ergin ve davulda Durul Gence.


Bu müthiş geceyi organize eden Egemen Bağış’ın özel müşaviri Faruk Kaymakçı ile sohbet ediyoruz.


Kaymakcı
aynı zamanda geçtiğimiz hafta Ankara’da 9 Mayıs Avrupa Günü’nde “Bisiklet Turu”nu da organize eden isim.


“Bisiklet turunun sembolik bir anlamı vardı.Avrupa Birliği yolunda durmadan pedal çevirmemiz gerektiği anlamına geliyordu”
diyor.


Gördüğüm kadarıyla Egemen Bağış ve Faruk Kaymakcı’nın başını çeken ekibi, hem Avrupa, hem Türk kamuoyunu yeniden Avrupa Birliği sürecine “ısıtma” gayretinde.


Avrupa Birliği
üyeliğini yürekten isteyen biri olarak kendi adıma memnunum.


Ne ki kafamı kurcalayan şey şu:


Yukarıdaki Sulukule örneğinde olduğu gibi Fatih Belediyesi “kültür miras” anlamında Avrupa normlarına tamamiyle ters düşen bir tutum içerisinde.


Hangi Avrupa birliği ülkesi, Theodosius surları gibi bir hazinenin yanı başına bina dikmeye cesaret edebilirdi söylermisiniz?


Üstelik Avrupa Birliği ülkelerinin “dünya kültür miras listesine” girmek için yarıştıkları UNESCO kararlarını da tanımıyor.

Politikacısıyla, yerel yöneticisiyle Avrupa Birliği yolundan gidilmeyecekse kamuoyu desteğini kazanmışsın neye yarar? 

X