"Ayşe Baykal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Baykal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Baykal

"Ak Parti'de kadının bir objeden fazla değeri yok. Bu sebeple HDP'den adayım."

Türkiye, Nurten Ertuğrul adını 2014 yılındaki yerel seçimlerde Ak Parti Bingöl Belediye Meclis Üyeliği görevinden olaylı istifası ile tanıdı.

Yıl 2015; Nurten Ertuğrul, HDP İstanbul 2. Bölge 6. Sıra milletvekili adayı. Bir yılda ne oldu da Ak Parti’den HDP’ye geçti? Yaşadıklarını ve adaylığını konuştuk.

Nurten Ertuğrul kimdir?

Bingöl doğumluyum. İlk ve orta öğrenimini memleketimde tamamladım. Anadolu Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü mezunuyum. Mali müşavirim. Evli ve bir kız çocuğu annesiyim.

Siyasete nasıl girdiniz?

Ailemden dolayı siyasetin bir şekilde içindeydim. Ailem Milli Görüş çizgisinde insanlardı ben daha çok STK’larda çalışmayı tercih ettim.

KADININ, GÖZ ÜNÜNDE GÖREV YAPMASI DİNEN VE ÖRFEN UYGUN DEĞİLDİR.”

2014 yılındaki Yerel Seçimlerde Ak Parti’den Belediye Meclis Üyesi seçildiniz. Ama ilk toplantıda Belediye Başkanı ile aranızda geçen diyalog sebebiyle istifa ettiniz. Neler yaşadınız?

2014 Yerel Seçimler öncesi Belediye Encümenliğine aday olmam için bizzat Bingöl Belediye Başkanı Yücel Barakgazi tarafından teklif almıştım, kabul ettim. Birlikte seçim çalışmalarını yürüttük.

Seçimden sonraki Pazar günü, gayri resmi ilk toplantımız için 19 AK Parti il encümeni ile bir araya geldik. Başkan gergin bir şekilde salona girdi, oturdu. “Arkadaşlar, yarınki toplantı için görev dağılımı yaptım.” dedi ve ekledi: “Başkanlığım süresince bayan arkadaşlar başkan vekilliği ve başkan yardımcılığı görevinde bulunamayacaklardır. Erkek arkadaşlar ise dönüşümlü olarak başkan vekilliği ve yardımcılığı görevinde bulunacaklardır. Zaten kadının göz önünde bir görevde bulunması dinen ve örfen de uygun değildir.” Bu cümlelerden sonra başkanla kısa süreli sözlü tartışmamız oldu. Daha fazla da uzatmak istemedim, çantamı aldım ve “Hadi size kolay gelsin!” dedim ve dışarı çıktım. Böyle erkek egemen bir ortamda çalışamayacağımı anladım ve Belediye Meclis Üyeliği görevimden istifa etme kararı aldım. Ertesi gün de istifa dilekçemi verdim.

“PARTİ’YE ZARAR GELİR DİYE BENİMLE İRTİBAT KURMADILAR.”

Peki, bu zaman zarfında Ak Parti yönetimi nasıl davrandı?

Direkt mobbing uygulandı. Ak Parti den yetkili ağızlar Belediye Başkanının “Dinen ve örfen uygun değildir.” cümlelerini kullanmadığını söylediler. Kesinlikle yalan değildi. Allah, şahittir. Kendisi dışında orada bulunan 19 kişi de şahittir. Partiye zarar gelir diye benimle ilgilenmediler, hâlbuki partiye zarar veren ben değildim. AKP Kadın Kolları Başkanı Belma Satır “Eğer ayrımcılık olsaydı, birinci sıradan belediye meclis üyesi olamazdı.” dedi. Kendisi, beni de temsilen orada, o kadar sekretaryaları var, bir kez bile arayıp benimle konuşmadılar. “Ne oldu?”, diye sormadılar. Fatma Şahin'den, Ayşenur İslam'dan defalarca randevu istedim, her seferinde atlatıldım.

“KULLANILDIM.”

Bu yaşadıklarınızdan sonra ne hissettiniz?

Kullanılmışlık duygusu. Kapı kapı erkeklerle birlikte siyasi çalışma yaparken sizi tebrik edip, alkışlıyorlar ama gerisi yok. Kadının bir vitrin, objeden daha fazla değer taşımadığını anladım.

HDP’ye bu yaşadıklarınıza tepki olarak mı geçtiniz?

Aslında beni AKP’ de tutan şey daha çok, çözüm sürecine olan inancımdı. Barış istiyordum. 7 Haziran seçimleri öncesinde ise Ak Parti’nin seçim bildirgesinde çözüm süreci ile ilgili kısımların olmadığı ortaya çıkmıştı. Buna izah getirmeye çalışan Başbakan; “Çözüm süreci kısmı matbaaya giderken yolda düştü, onun için programda yer almadı.” ifadelerini sarf etti. Bu “Zekâmızla alay ediyorlar.” duygusu uyandırdı bende. Ne kadın ne barış, inandığım hiç bir konuda samimi olmadıklarını gördüm.

Şairin dediği gibi "Gülemiyorsun ya, gülmek, Bir halk gülüyorsa gülmektir" "Umudu dürtmek, umutsuzluğu yatıştırmak" için. Büyük insanlık idealine inandığım için HDP’ deyim.

“HDP BİR KADIN HAREKETİDİR.”

HDP’nin kadına bakışıyla Ak Parti’nin bakışı arasındaki fark nedir sizce?

HDP, erkek egemenliğin, diğer tüm egemenlik ve sömürü biçimlerinin (sınıfsal, ulusal, inançsal) karşısında özgül bir ezme ve sömürü biçimi olduğundan hareketle, kadınların toplumsal açıdan maruz kaldığı her türlü ezilme ve sömürülme ilişkisinde kadınlardan yana tutum alıyor. Kadınların özgürleşme mücadelesini destekliyor ve bunun kazanılması için mücadele ediyor.

HDP, başta kendi içindeki cinsiyetçilikle mücadele olmak üzere, tüm cinsiyetçi ilişkilere ve dile karşı mücadeleyi kendine görev edinmiş bir partidir. Bunu pratikte görüyorsunuz zaten. Eş başkanlık sistemi, diğer partilerin %1 küsürlük kadının temsili noktasında son derece kötü puanları varken HDP’de bu oran %44 ü buluyor.Şunu çok açıkça ve rahatlıkla söyleyebilirim ki HDP aynı zamanda bir kadın hareketidir.

“HACI LOKMAN BİRLİK’İN CESEDİNİN YERDE SÜRÜKLENMESİNUN HUKUKTA YERİ YOKTUR.”

Nusaybin’de çatışmada öldürülenHacı Lokman Birlik'e ait ceset zırhlı araçla yerlerde sürüklendi. Bir taraf yaşananları şiddetle kınarken, bir taraf Yasin Börü ve arkadaşlarının hunharca öldürülmesini örnek gösteriyor. Siz bir anne olarak Yasin ve Hacı Lokman’ın ölümlerini nasıl görüyorsunuz?

Bir defa baştan şunu söyleyeyim: “Ben bir anneyim ve ölen gençler arasında asla mukayese kabul etmem.” Bütün ölümler ana yüreğinde kordur. Lakin Yasin Börü meselesinde şunu eklemek lazım; HDP ilk günden bu yana bu olayın detaylı incelenmesini istedi ama malumunuz toplumsal olaylarda “at izi, it izine karışır”. Bizim buradaki itirazımız Yasin Börü davasının yürütülme şeklinedir. Olayla ilgisi olmayan hatta cezaevinde bulunanların bile olayla irtibatlandırılmaya çalışılmasıdır. Yaşananların karanlık taraflarının olduğu şüphesizdir. Biz bu olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını istiyoruz. Yoksa, Yasin Börü’nün öldürülmesi şeksiz şüphesiz tabii ki kınanmalıdır ve kınıyorum da. Yıllar öncesini hatırlayalım, 17 yaşında Serap Eser isimli bir genç kızımız İETT otobüsünde yakılarak öldürülmüştü. O dönem de aynen Yasin Börü meselesinde olduğu gibi Kürt hareketi sorumlu tutulmuştu ama yıllar sonra dönemin İç İşleri Bakanı İdris Naim Şahin bu olayı yapanın MİT elamanı olduğunu söyledi. Birkaç gün önce de Serap Eser davasına takipsizlik kararı verildi. Yani Yasin Börü olayında da başka odakların parmağı olabilir aynen Serap Eser olayında olduğu gibi. Olayı yapanlar her kimse kesinlikle cezalandırılmasını istiyoruz.. Hacı Lokman Birlik’in zırhlı aracın arkasında sürüklenmesi, bunun videoya çekilmesi hiçbir savaş hukukta yeri yoktur. Ölüye bile hürmet etmeyen anlayışın diriye nasıl muamele edeceğinin çarpıcı bir örneğidir. Video görüntüleri; bu olayı yapanların özel hareket mensubu olduğunu gösteriyor. Bu olay bütün çıplaklığı ile önümüzde dururken sadece “tasvip etmiyoruz” deyip geçiştirilmesi ve hemen önümüze Yasin Börü’nün ölümünün sunulması kabul edilemezdir.

Seçim çalışmaları nasıl gidiyor? Vatandaştan ne tür tepkiler alıyorsunuz?

Seçim sonrası başlayan çatışma süreciyle birlikte halkımızda AKP’ye inanılmaz bir tepki var. Bunu evladını yitiren Türk-Kürt ailelerinde gördüğümüz gibi sokaktaki insanda da görüyoruz. Kimse gencecik çocukların ölümünü istemiyor.

1 Kasım’daki tabloyu nasıl görüyorsunuz?

İnadına barış, inadına hayat, inadına insan diyenlerin, hatta inadına kadın-erkek eşit yan yana diyenlerin, inadına kahkaha diyenlerin günü olacak.

X