"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

3 Büyükler’in kanal vesayeti ve Fatih Erbakan’ın mitingi

KISACA Fatih Erbakan olarak tanıdığımız, Doktor Muhammed Ali Fatih Erbakan’ın miting performansını tesadüfen seyretme şansı buldum.

İyi bir hatip değil. Ona döneceğiz ama şu “tesadüfen seyretme” konusuna bakalım önce.
Tesadüf diyorum çünkü Saadet Partisi de “Ankara’nın Üç Büyükleri (AKP, CHP, MHP)” dışında mitinglerini haber olarak görmekte/göstermekte zorlananlardan.
Önceki seçimde Liberal Demokrat Parti’den alt sıralarda aday olan bir mahalle arkadaşımı ti’ye aldığım yazı sonrasında bir süre LDP’nin en sevdiği gazetecilerden biri haline gelmiştim.
“Başka söz eden yok bizden” diyorlardı gelen mesajlarda; ironiyle bile olsun basında yer almak önemliydi.
* * *
Medyaya, özellikle de haber kanallarının miting yayınlarına bakarsak, sadece Erdoğan, Kılıçdaroğlu, Bahçeli yarışacak yaklaşan seçimde.
Eğer şanslı günleriyse, “Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku” adayları ile Numan Kurtulmuş da (HAS Parti) mitingleriyle haber olabiliyor.
Diğerlerine “yokmuş gibi” muamele ediliyor çoğunlukla.
* * *
Diğer tarafta Başbakan Erdoğan evde musluk açsa “Koşun, açılış yapıyor” refleksiyle canlı yayınlayacak derecede sadık kanallar var.
CHP ve MHP daha az yer açabiliyor kendine.
Ama onların da mitinglerini baştan sona yayınlayacak en az bir kanalları bulunuyor.
Daha “butik yayın” yapan kanallar da var; mesela dün öğlen baktım Melih Gökçek’in kavşak açılışı Beyaz TV’de canlı yayındaydı.
Kavşak açılışını canlı canlı izlemesem büyük eksikliğini hissederdim, hatırım kalırdı, “Aç koynunu kuş konsun Melih Bey” derdim, sitemkâr olurdum, kadere isyan ederdim valla!
* * *
Fatih Erbakan’a dönersek. Eğer yakın gelecekte partinin başına geçmek gibi bir planı varsa, hitabet yönünü acilen güçlendirmeli.
Babası gibi bir belâgat ustası olması gerekmiyor ancak kitlelere hitap ederken en azından önündeki kâğıda bakmamalı.
“Diğerlerinin logoları farklı, özleri hep aynı. Tek farklı parti biziz” teması da son derece demodeydi.
Bir “seyirci” tavsiyesi olarak dikkate alır herhalde sözlerimi. Yoksa “Hiç dersine çalışmadığına göre liderliği düşünmüyor”

Bandırmaspor Üsküdar’ı geçti Sayın Mehmet Yılmaz

MEHMET Yılmaz’a bulaşmak için gayet anlaşılır bir nedenim var: Şampiyonlar Ligi Finali’ne o gitti, ben gidemedim!
Wembley’de canlı canlı seyretti Messi’nin golünü, affetmem mümkün değil elbette.
Dün köşesinde “Dünya nasıl da küçülüyor” başlıklı yazısında “Futbol dostluk, futbol kardeşliktir” temasına abanmıştı.
Manchester United formalısı, Barcelona formalısı ve dahi Afrika’dan, Arabistan’dan geleni buluşmuşlar.
İyi güzel.
Mehmet Yılmaz “Ben de Fenerbahçe forması giyip gittim” diyor.
Ben de böyle bir durumda Galatasaray forması giyerdim, doğru karar.
Takımını böyle bir finalde formanla, âşık olduğun renklerle temsil etmek iyidir.
Aşkın sahada değilken böyle davranmak biraz züğürt tesellisi gibi olsa da her taraftar anlar ruh halini.
Ama bu sene atı alıp Üsküdar’ı geçen “Ne Beşiktaş, ne Fener, ne de Cimbombom” oldu.
Wembley’de Barcelona tribünlerine yancı yazılan ve maç sonunda “Bandırmaspor” atkısını canlı yayına yerleştirmeyi bilen kardeşimiz yılın taraftarı seçildi.
Cumartesi gecesi, Toros Dağları’nı geçerken, Hürriyet Treni’nin uydusu sayesinde seyrettiğim final sırasında (Sağ olasın TCDD) Messi ve Villa’nın golü kadar, o arkadaşı da alkışladım.
Aslan Bandırma!

X