2004’te olmadı 2005’e bakalım

HER sene bu zamanlar muhakkak yaptığım iki hareket var: Önce geçen senelerde yazdığım yeni yıldan istekler başlıklı listeleri okuyup bunalıma giriyorum, sonra da yenilen yiğidin güreşe doymaması misali oturup yeni gelen yıl için liste yazıyorum.

Geçen yıl yaptığım 2004’ten istekler listesini okurken ‘Ünlüler Çiftliği’ne kapatılmışım gibi bir umutsuzluk kapladı içimi.

Çünkü yapabileceklerim varken yapmadıklarım olduğunu gördüm. Mesela kendimi biraz kasıp langırt masası alabilirdim, almadım.

Daha fazla tatil yapabilirdim, sadece üç gün yapabildim.

‘Eksik Sam Peckinpah filmlerini tamamlayayım’ demişim. İki tanesini bulup aldım ama gerisi için çaba göstermedim.

Cimbom şampiyon olamamış (Ki olamayacağını bildiğimi vurgulamışım), Charlie’nin Melekleri tayfasıyla (Cameron Diaz, Lucy Liu, Drew Barrymore) arkadaşlık kuramamışım, Tom Waits İstanbul’a gelmemiş, bisiklete binmeyi hala öğrenememişim vesaire.

***

2005’ten neler isteyebilirim diye beyni biraz kaşıdım, beyin ‘Buyur birader?’ diye cevap verdi ve devam etti: ‘Sıkılmadın demek hálá? Buyur bakalım sana yeni liste...’

Cimbom şampiyon olsun. İhtimal hesapları filan ilgilendirmiyor beni. Benim isteğim değil mi kardeşim, ayar etmeyin insanın bünyesini!

Langırt masası alınacak eve o kadar! Kendimi fazla geliştiremiyorum galiba ama bu sene öncelikli hedef budur.

Şampiyonlar Ligi Finali’ne gidilecek. Geçen sene gidemedim ama bu sene İstanbul’da olduğuna göre ‘Olimpiyat’a gitmem bir daha’ demiş olsam da gideceğim işte!

New York Knicks bu sene son birkaç sezona göre iyi gidiyor. Yolları çok uzun olmaz ama tut ki coştu babalar. Bir maçlarına gitmek için gerekli her türlü dolap çevrilecek.

Plazma TV bana gereken bir şey değil, plazma TV bana gereken bir şey değil, plazma TV bana gereken...

Mobil play statiton’a gerek yok, kaka o kaka! Pis bir şey, fena diyorum sana anlamıyor musun be adam!

Belli bir yaştan sonra gitar çalmayı öğrenmen mümkün olsa bile Eddie Van Halen gibi çalamayacağın aşikar. Evet, ‘Jump’taki soloyu atamayacağın anlamına geliyor bu. Buna vakit harcayacağına reenkarnasyona inanmaya başla ve bir sonraki hayatta Eddie Abi’nin ruhuyla iyi bir anlaşma yapmaya çalış.

Kylie Minogue’un seninle ilgileneceğini sanmıyorum, Kylie Minogue’un seninle ilgileneceğini sanmıyorum... İlgilenmez diyoruuuuuuum! Aman be seninle mi uğraşacağım, evet güzelim o da sana hasta oluyormuş, oldu mu şimdi? Fesuphanallah!..

***

Şimdi yine geleneksel olarak bizzat geliştirmiş olduğum kopuş yöntemiyle manasız, gerçekleşmesi imkansız olsa da hayal etmesi şahane olan isteklerimi sıralayıp uzuyorum:

‘Hem Glastonbury hem de Roskilde Festival’e gideyim... Hatta bir de V2000 yapabilirim. Büyük Britanya’ya kadar gitmişken bir ay filan takılayım Londra’da... Bu arada Maxim filan gibi bir derginin kapak kızlarıyla mülakatları yapan kişi olarak çalışayım. Gitmişken Drogba’yı da Chelsea’den alıp Cimbom’a getireyim. Masaj da yapan televizyon koltukları çok güzel. Buzdolabı monte edilmişi de var mıydı onların?.. ne diyorum ben ya?..’
Yazarın Tüm Yazıları