Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

2000’lerin en özel kadın vokali bence Sıla

Türk popunun en beğendiğiniz kadın vokali kimdir, diye sorsam, bir sürü farklı yanıt alacağımı biliyorum.

Kadın vokaller ve sound’ları açısından doksanlı yıllardaki kaliteli çeşitliliğe sahip değiliz bugün oysa. 2000’lerde de iz bırakan güçlü kadın pop vokallere bir bakalım: Sertab Erener, farklı kulvarlar denese de evet, hala işinin hakkını veriyor. Deniz Seki çok iyi bir vokalist ve şarkı yazarı. Aramıza döndükten sonra müthiş işler çıkartacağına eminim. Funda Arar deseniz keza öyle. Son dönemde sahnesinde büyük ilerleme kaydetti, show girl tarafını da öne çıkartıyor. Demet Sağıroğlu pek yakında yeni albümüyle şaşırtacak hepinizi. Burcu Güneş, bence en önemli isimlerden biri ama açıkçası fazla içine kapalı buluyorum. Yeni albümü “Sihirbaz”la bunu biraz kıracağını umuyorum. Hande Yener’di, Demet Akalın’dı onlar da farklı kulvarlarda başarılı. Candan Erçetin, Yeşim Salkım var, her dem taze Ajda var, Sezen var? Nev-i şahsına münhasır Göksel var, Nil Karaibrahimgil var. Gülşen’den, Bengü’den de dem vurabiliriz. Hadise var, sonra çok beğendiğim Atiye... Belki başka isimlerden de söz etmek gerek. Ama sadede gelecek olursak, benim için bu son dönemin en umut vaadeden ve özel ismi kesinlikle Sıla. Vokal deneyimi, şarkı yazarlığı, duruşu ve güzelliği ile önümüzdeki yıllarda çok özel işlere imza atacağına inanıyorum. “?Dan Sonra” ile yanlış bir çıkış yapan, daha sonra slow’ları ile iki albümde hak ettiği yeri bulan Sıla, 2000’lerin ikinci yarısında başlayan macerasını kesinlikle önümüzdeki on yıllara taşıyacak güçte.

Müzik dergileri can çekişiyor

1980’li yılların ikinci yarısında, dönemin efsane müzik dergisi Hey’de ve çocuk yaşta başladığım müzik yazarlığı maceram halen devam ediyor. ‘80 sonrası yayınlanan neredeyse tüm gençlik ve müzik dergileri ile bir bağım oldu. Bir çoğunda çalıştım, yazılarım yayınlandı. Bu dergilerden en köklü olanı Blue Jean’de 10 yıl kadar yöneticilik yaptım. Blue Jean yayınlandığında derginin posterlerine, çıkartmalarına ve kağıt kalitesine direnemeyen Hey bir süre sonra kapandı. Sonra bir sürü gençlik ve müzik dergisi çıktı Blue Jean’e rakip: Pop Corn, Walkman ve Boom, GO gibi daha yüksek yaş grubunu hedefleyen dergiler? Fanzin kültüründen beslenen Rock Kazanı, Non Serviam, arabeskin coştuğu yıllarda Delikanlı? Türk popunun patlamasıyla birlikte Top Pop, Popsi, gazete eki olup gizliden gizliye satan Salsa, Trendy, sonra Number One, Dream Dergi, Yuxexes, Billboard, Kral? Alternatif kulvarda büyük saygı gören Roll, Basatap, Bant? Burada sayamadığım irili ufaklı başka dergiler de var.

2009 biterken Türkiye’de müzik dergiciliğinin can çekiştiğini görüyorum şimdi. Geçen hafta çok sevdiğim Roll dergisi de Kasım’a kadar yayına ara verince bu yazıyı yazmaya karar verdim. Roll belki geri dönmeyecek. Basatap çoktan veda etti. Dream Dergi desen taş gibiyken havlu atmak zorunda kaldı. Billboard, Blue Jean, Bant bir şekilde direniyorlar ama ne kadar direnecekleri meçhul. Hemen internet falan demeyin. Internetin varlığı sanıldığı gibi bir tehdit değil, müthiş bir avantaj aslında müzik dergileri için. Yeter ki işin çatısı doğru kurulsun. Çünkü müzik okumak isteyen insanlar dergileri ile bir aidiyet ilişkisi kurmak isterler. Müziği yazan insanlardan bir şeyler öğrenmek, usta-çırak ilişkisi kurmak isterler onlarla. Haberin, şarkı sözünün, listenin, röportajın en tazesini bulursunuz belki internette ama dergi ruhunu ve aidiyet duygusunu bulamazsınız. Zaten öyle olsaydı bugün dijital müzik dergileri ile dolu olurdu sanal alem. Ama öyle değil. Oradaki büyülü formül, matbu orijinallerle sanal uzantıların birbirini tamamladığı bir platform yaratmakta gizli. Eğer bugün müzik dergileri yayınlayan medya kuruluşları, “reklam alamıyoruz zaten, kriz de var, devir de internet devri, kapatalım dergiyi dijital olarak devam edelim” diye düşünüyorlarsa boşa heveslenmesinler. Dünyada matbu orijinali kapatılıp dijital versiyonuyla başarıya ulaşmış bir tane dergi örneği yok çünkü. Kaldı ki internet yayıncılığı da oraya doğru değil bireysel yayıncılığa doğru gidiyor. Ayrıca Roll, Basatap, Bant gibi alternatif ve iyi dergiler için lafa gelince mangalda kül bırakmayıp iş satın alıp desteklemeye gelince sus pus olanlara da söyleyecek bir söz bulamıyorum. Dilerim en azından Roll döner ve Bant, Blue Jean, Billboard gibi dergiler de doğru stratejiler geliştirerek ayakta kalmayı becerir.
X