GeriSeyahat Yok olan tarih
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Yok olan tarih

Yok olan tarih

İstanbul'un tarihi dokusunda çeşmelerin çok önemli bir yeri vardır. Ancak çeşmelerin hali içler acısı. Şehirde kalan 800 dolayındaki çeşmeden yüzde 95'inin suyu akmıyor. Bu çeşmelerin yüzde 90'ı restorasyona muhtaç. Tahrip olan çeşmelerin son örneği, Emirgan Şirin Sokak'taki tarihi çeşme.

Emirgan, Şirin Sokak'ta salı günleri Reşitpaşa Pazarı kurulur. Bu pazarın bir ucu Şirin Sokak'ın ortasındaki meydanda biter. Bu küçük şirin meydanın ortasında da eski güzel bir çeşme vardır. Mermer kurnalı, çok eskiden kalma, güzel bir çeşme. 1876 yılında yapılma. Taksim suyu akıyor. Mahalledeki eski insanların bin bir türlü hatıraları ile yüklü çok güzel bir çeşme. Birkaç ay evvel, meydanda açılmış ama kapatılmamış bir çukuru son anda görüp aniden direksiyon kıran bir ağır vasıta bu çeşmeye çarptı; çeşme paramparça oldu.

Olaydan iki ay önce buradan geçen Emirgan Muhtarı Baki Kızgınkaya bu çeşmenin resmini çekmiş; sanki içine doğmuş gibi. Muhtar konuyla ilgili konuşmamız sırasında Boyacıköy yokuşunda Kanlıkavak suyunun aktığı çeşmenin iki yıl önce Sabancı tarafından restorasyonu yapılıp yenilenerek açıldığını vurguluyor. Bir de Emirgan korusunun, Reşitpaşa köşesinde yine Sabancı tarafından yaptırılmak istenen çeşmenin bürokratik engeller yüzünden yapılamadığını söylüyor.

Çeşmenin son durumu ile ilgili yapılan araştırmalarda İSKİ Vakıf Su Genel Müdürlüğü şu bilgiyi veriyor: Yeniden inşa çalışmaları için Anıtlar Kurulu projeyi onaylamış. Restorasyona yakında başlanıyor.

Şirin Sokak'taki çeşme Osmanlı dan günümüze bin bir güçlükleri aşarak gelen 800 çeşmeden biri. Çok uzun olmayan bir süre öncesine kadar bu sayı üç bindi.

Nasıl azalıyorlar?

Çeşmelere yapılan çeşitli tahribatları şöyle açıklayabiliriz: Öncelikle yeni yollar açılırken ya da genişletilirken tarihi çeşmeler karşımıza birer engel olarak çıkıyor. Çeşmeleri ya tamamen ortadan kaldırıp yok ediyoruz ya da başka bir bölgeye taşımak üzere yerinden söküyoruz. Tabii ki bu sökülme sırasında kimi yerleri kırılıyor, kayboluyor, hatta kimi zaman çalındığı bile oluyor. Tarihi çeşmelerin başına gelen bir başka olayda asfaltlama çalışmaları sırasında meydana geliyor. Kimi zaman asfaltlar üst üste dökülüyor. Hatta neredeyse her zaman üst üste dökülüyor. Böylece yeni yollar yapılırken yolun zemini de gittikçe yükselmeye başlıyor. Son 40-50 yıldır devam eden bu uygulamalar yüzünden İstanbul'un pek çok semtinde zemin neredeyse metrelerce yükselmiş bulunuyor. Bu uygulama yol kenarındaki çeşmeleri de olumsuz etkiliyor. Günümüzde 300 civarında çeşme bu nedenle yüzeyden 1 ila 2 metre aşağıda kalmış durumda.

Suyu akan çeşmeler bölge sakinleri, mahalleli tarafından korunurken suyu akmayan çeşmeler neredeyse cezalandırılıp büyük bir tahribata uğruyor. Çeşmelerin üzerine çeşitli ilan ve sloganlar yazılıyor, afişler yapıştırılıyor; içlerine kenarlarına çöpler atılıyor. Bu arada gözden kaçırılmaması gereken bir diğer hususta çeşmelere gösterilen fazla ilgi! Bazı çeşmeler mahalle sakinleri tarafından güzelleştirme adına boyanıyor, sıvanıyor ya da fayans kaplanıyor; böylece de çeşme zarara uğruyor.

Çeşmeler sık sık hırsızlık saldırıları ile karşı karşıya kalıyor. Özellikle kitabe ve ayna taşı gibi üzeri işlemeli parçalar çalınıyor. Kimi kapalı çeşmelerin başka bir deyişle sebilerin genellikle büfe olarak Vakıflar tarafından kiraya verildiğini görüyoruz; tarihi meka*nlarda çay, salep satılıyor. Bazı durdumlarda çeşme restorasyon çalışmalarıının yeterli kişilere yaptırılmadığına şahit oluyoruz. Bu çalışmalar sırasında orijinal parçalar kırılıp kayboluyor, zarar görüyor.

Tüm bu olay ve durumlardan sonra çeşmelerle ilgili diğer içinde bulunduğumuz gerçekleri belki de şöyle açıklayabiliriz: İstanbul'daki tüm çeşmelerin yaklaşık yüzde 95'inin suyu akmıyor. Çeşmelerin yüzde 90'ı restorasyon işlemine muhtaç durumda.

Çeşme tarihçesi

İstanbul'da yapılan ilk Türk çeşmeleri 1453 yılından öncelere rastlıyor. Her ne kadar kitabeleri olmasada, mimari stillerine bakarak Anadolu ve Rumeli Hisarı civarındaki bazı çeşmeler bunun delili olarak gösteriliyor. İstanbul'un fethi ile birlikte sur içine de su tesisleri yapılmaya başlanmış ve Halkalı suları, Kırkçeşme ve Kağıthane suyu tesisleri gibi tesisler oluşturularak şehrin su ihtiyacı karşılanmaya çalışılmış. Beyoğlu, Galata, Kasımpaşa ve Boğaz hattı boyunca nüfusun artmaya başlaması ile birlikte bu bölgelere su getirmek amacı ile Taksim suyu tesisleri ve Hamidiye suyu tesisleri inşa edilmiş. Su tesislerinden bentler, kemerler, galeriler ve su terazileri genellikle devlet bütçesi ile inşa edilmiş; çeşme ve sebiller ise çoğunlukla hayırsever şahıslar tarafından...

False