GeriTahir KUM Türk futbolunun kanayan yarası kaçak yayıncılar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türk futbolunun kanayan yarası kaçak yayıncılar

Türk futbolunun kanayan yarası kaçak yayıncılar
Abone Olgoogle-news

Süper Lig’imizin resmi yayıncısı beIN Sports’un bugüne dek en büyük sıkıntısı, malumunuz şu kaçak-göçek yayın meselesi oldu. Haklılar da.

Parayı onlar verecek ama kaymağını kaçakçılar yiyecek. Oh ne âlâ! Para vermeden maçları yayınla. Sanırım bizim o resmi yayıncı kuruluşumuz da onlara benzedi, özendi, şu sıralar!.. Sözleşmeden çok kafalarına göre takılıyorlar. Sözleşme net; “Yayıncı her sezon TFF’ye (kulüplere) yapacağı ödemenin yüzde 25’lik kısmını haziran ayının 20’sine kadar, diğer kalanı da sezonun ilk ayından başlayarak 9 eşit taksitte her ayın 20’sine kadar ödemek zorundadır” der. Peki ödenmezse? Onun da adı konmuş sözleşmeye; “21’inde ihtarname gönderilir ve 15 gün beklenir. Bu 15 günlük sürede ödeme olmadığı takdirde sözleşmenin cezai şart kısmı yürürlülüğe girer.”

1.3 MİLYAR YERİNE 500 MİLYON LİRA

Peki gelinen nokta ne? 2020-21 sezonu için kulüplere şu ana kadar ödenmesi gereken para; bu sezon ödenecek toplam ücretin (3 milyar 145 milyon 193 bin 936 TL) yüzde 25’ine denk gelen yaklaşık 780 bin TL. Ve sezonun ilk iki ayı için ödenmesi gereken 522 milyon TL. Yani kabaca şu ana kadar kulüplerin kasasına girmesi gereken toplam para 1.350 milyar TL idi. Hadi diyelim; o 2016’da yapılan ilk sözleşme değil de geçen yıl revize edilen fiyat uygulandı (2 milyar 812 milyon 13 bin 605 TL). Buna göre de; şu ana kadar kulüplerin kasasına girmesi gereken toplam para yaklaşık 1.1 milyar TL filan olmalıydı. Peki giren ne? Topu topu 500 milyon TL. Peki bu durumda sizce yayıncı sözleşmenin edimlerini yerine getirmiş oldu mu? Elbette hayır. Yani?.. Yanisi bir nevi ‘kaçak yayına’ geçilmiş bir durum söz konusu. Çünkü taahhütler yerine getirilmemiş. Bu net. Tabii buna hukuk karar verir. Bizimki sadece düz mantık penceresinden, bir bakış bir yorum! Şimdi beIN Sports yetkililerine soruyorum; Acaba aboneniz olan kafeler ya da kıraathaneler imzaladıkları sözleşme gereği size her ay ödemeleri gereken 10’ar bin TL yerine, bunu 3’e bölüp 3’er bin TL olarak ödese yaparsınız? Kesersiniz yayını değil mi? Peki o zaman bu kulüpler ‘Stadın kapılarını size kapatıyorum’ dese haksız olur mu? Kapatmıyorlarsa yatın kalkın dua edin TFF'ye, kulüplere...

VE EN SON İHTARNAME DE GÖNDERİLDİ

Peki yayıncı krizinde son gelinen nokta ne, söyleyelim... Malumunuz şu ana kadar yayıncıya iki ihtarname gitmişti. Geçen hafta bu köşeden ‘Üçüncü ve son ihtarname yolda’ diye yazmıştık. Nitekim öyle de oldu. Geçtiğimiz salı günü son ihtarname gönderildi yayıncıya ve 15 günlük süre başladı. Şimdi söz sırası Katarlı amcalarda. Son sözlerini söyleyecekler. Bizimkiler bu rakama ya evet diyecekler ya da yayını kesecekler. İşin artık kaçarı yok. Dedik ya, aslında bu sözleşme çoktan fesholmuştu. Şu ana kadar tamamıyla TFF’nin ve kulüplerin iyi niyetiyle sürüyor. Başkası olsa böyle bir kiracıya çoktan ‘boşalt evi’ demişti.

FATİH TERİM BIRAKIRSA ŞAŞIRMAM

Olay ne saha sonuçları ne de transfer sıkıntısıyla sınırlı. Galatasaray’daki problem; kulübün tüm dinamiklerini sarmış durumda. Yönetim de hoca da keyifsiz ve aralarında ciddi bir memnuniyetsizlik var. Bu, yüzlerden okunuyor. Fatih Terim’in süngüsü düşmüş. Hatayı hep dışarda arıyor. Yönetimde, hakemlerde vs. yerlerde. Her zaman olduğu gibi inceden inceye yine üstlerine gönderme yapmayı da ihmal etmiyor Hoca. Arda Turan ile başlayan ilk ciddi çatırdama giderek kendini belli ediyor. Bu birliktelik fazla gitmeyeceğe benziyor. İnanın Fatih Hoca’dan artık Instagram veya Twitter hesabından “Buraya kadarmış” paylaşımını bekliyorum. Ne yazık ki Florya’da artık ‘kol kırılır yen içinde kalır’ geleneği rafa kalkmış. Hazır söz Florya’dan açılmışken yine içerden gelen bir bilgi bizi şaşırtıyor... Meğerse yönetim personelin önemli bir kısmı için kısa çalışma ödeneğinden yararlanılıyormuş. Kulüpte ‘evden çalış’ diyebileceğiniz kişi sayısı belki bir elin parmakları kadar yoktur bile. Antrenmanı, maçı, deplasman pandemi öncesi mesaisi ne ise bugün aynı. Değişiklik yok. Personele ‘geç gel, erken git’ veya ‘iki gün gel, iki gün gelme’ de yok. Ama kısa çalışma ödeneğinden yararlan! Pek anladığım bir şey değil ama bana tuhaf geldi.

ŞENEZ ERZİK STADI

Şenes Erzik Türk futboluna adını altın harflerle yazdırmış, dünya markası olmuş bir isimdir. Hem benim gönlümde hem de dünya futbolundaki yeri apayrıdır Şenes Başkan’ın. Gerek FIFA ve gerekse UEFA yetkilileri, 32 yıl hizmet verdiği bu kurumlara vedasında kendisini en güzel şekilde onurlandırmıştır. Peki ya bizler?.. Acaba ülke olarak, sporun ve futbolun patronları olarak, vedasının ardından onu hak ettiği şekilde onurlandırabildik mi? O, bu ülkenin ve doğduğu şehir Giresun’un gururu olmuş bir isim. O zaman gelin hazır bu fırsat, tamamlanmasına kısa bir süre kalan Giresun ilimizin yeni şaheseri Giresun Çotanak Stadı’mıza o ilin yetiştirdiği en büyük spor adamı Şenes Erzik’in adını verelim. Ne dersiniz?

MAÇLAR AVM'LERDE OYNANSIN!

COVID-19’un en çok etkilediği alanlardan biri futbol oldu. Neyse ki kısmen de olsa tribünlerde bir normalleşme başladı. UEFA, tribünlerin yüzde 30 kapasiteye kadar açılabileceğini duyurdu. Ülkeler kendilerine göre belli bir sınırlama getirdi. Biz de ise durum malum... “Önce en zenginleriniz gelsin” dendi, ne hikmetse! İlk uygulaması da geçen hafta locaların yüzde 50 kapasiteyle açılmasıyla yapıldı. Sanki her kulüpte loca varmış gibi! Neyse... 20, 30, 40’ar bin kişilik o statlara bir avuç zengini alarak kapılarımızı açtık. Stada giren seyirci 1000’i geçmedi, geçemezdi de. Peki nerede? Bir AVM’ye aynı anda 14 bin 519 kişinin alınmasına izin verildiği bir ülkede. Tuhaf ama gerçek. O ‘dört bir yanı kapalı’ AVM’lerdeki temizlikçi, güvenlikçi kadar kişiyi, o ‘dört bir yanı açık’ statlara alamıyoruz, her nedense. Mantık dışı bir ‘açılım’ oldu, bizimkisi. Umarım tez zamanda mantıklı bir açılım olur.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle