Yıkılış günlükleri

Güncelleme Tarihi:

Yıkılış günlükleri
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 12, 2022 12:26

Prof. Mesut Uyar’ın yayına hazırladığı ‘Binbaşı Abdürrauf’un Harp Günlükleri’, Osmanlı’nın yıkılış günlerine dair aydınlatıcı ve hayli düşündürücü ipuçları sunuyor.

Haberin Devamı

Kafkas göçmeni asker bir aileden gelen ve kendisi de askerliği seçen Binbaşı Abdürrauf Bey, Almanların Osmanlı Askeri Arşivi’ni kaçırmalarına engel olamaz ama küçük parçacıklar halinde de olsa ‘imparatorluğun uzun süren yüzyılı’na dair çarpıcı günlükler bırakır. ‘Binbaşı Abdürrauf’un Harp Günlükleri’nde Prof. Mesut Uyar vasıtasıyla bize ulaşan bilgilere dikkatle bakıldığında yıkılış günlerine dair aydınlatıcı ipuçları görülür. Kanal, Filistin, Galiçya, Dobruca, Trakya seferleriyle donanmanın harekâtları, Bakü, Kırım gibi meselelerde askeri evraka ne yansımıştı artık bilmiyoruz. Fakat Abdürrauf Bey vesilesiyle öğrendiklerimiz hayli düşündürücü.
“29 Temmuz 1918” diye not almış Abdürrauf Bey ve devam etmiş: “Almanya’ya azimetim münasebetiyle elbise anbarından bilabedel 2,74 metre elbiselik ve 3 metre de kaputluk kumaş aldım. 6 metre Amerikan bezi, iplik ve düğmelerle beraber verildi (bilabedel)”. Bu günlük özellikle önemlidir çünkü bir asker olarak gezdiği yerler boyunca sefalete şahitlik etmiştir hep. O, Almanya’ya giderken elbiseye bürünmektedir lakin ülke çıplaktır. Memleket iki yakasını bir araya bir türlü getirememiştir. “O gece biz zabitler de bir beylik (tüyleri dökülmüş eski battaniye) üzerinde birbirimizin üstüne sokulmak şartıyla uyuduk” diye yazdığında 1912’nin ekim ayındadır. Balkan Savaşları öylesine büyük bir yıkım getirmiştir ki, 5 Aralık 1913’te İstanbul sokakları şu vaziyettedir: “Elbisesiz ve evsiz askerler sokakları dolduruyor. Her yerde, her bakışta umutsuzluk ve elem gözüküyor. Bilmem Osmanlılığın...” Buradaki üç nokta Abdürrauf Bey’e mi ait, bilmiyoruz fakat çok cümleden daha güçlü.

Haberin Devamı

Prof. Uyar, kitabın başında ve sonunda günlüklerin içeriği ve değerine dair hayli doyurucu açıklamalarda bulunuyor. Mustafa Kemal Atatürk ile aynı yıl doğan, sonrasında Mekteb-i Harbiye’ye kaydolan Abdürrauf Bey’in özellikle Balkan Savaşı’nda yaşadıklarına dair tuttuğu günlükler öne çıkıyor. Sözü uzatmadan, parmakla hedefi gösterir gibi konuşuyor. 1916’da geçtiği Ankara için “Üzerimde iyi bir tesir bırakmadı” derken, Hacıbektaş’tan ayrıldıktan sonra gördüğü manzarayı “Zavallı Anadolu, pek perişan!” cümlesiyle özetliyor. Suşehri’ni büyücek bir kasaba diye nitelerken “Suşehri’nin kısm-ı azamı Ermeniymiş” notunu düşüyor. Yollarda hastalar, muhacirler, yaralı askerlerle doludur Anadolu. “Kimi kağnılarda, kimi eşeklerde, çoğunluğu yaya, çaresizlerin benzi uçuk, dermansız ve bazısının ayakkabısı bile yok”tur. Mardin ise Trablusgarp ve Bingazi’yi hatırlatır ona.
İstanbul, Trakya, Bağdat, Kutülamare, Sivas, Konya, Adana bölgesi ve nice yerleşim noktasına dair kırık fakat cevher değerinde dokunuşlar okuyoruz. Sivas’ta “Selçuklular pek ileri adamlarmış” diye düşünürken Adana’daki refaha parmak basacaktır. Harput’a giremez ama ‘Mamuretü’l Aziz Vilayeti Büyük Kumandanları Enver Paşa Hazretlerinin Şeref Kudümüyle Bahtiyardır’ levhasının asılı olduğunu görecektir. Keman ve piyano gördüğünü yazacaktır ayrıca kaldığı yerde.
“17 Şubat 1918, bu gece oğlumun ismini Vakur koydum” notunu okurken düşünürsünüz. Bunca yıkım içinde bir çocukla beraber vakur şekilde yaşanacak günlerin hayali mi dile gelir? Her tür hamasetin dışında bir askerin gerçeklikten sapmayan notları belki başka bir açıdan pek çok tarihi karanlığı da ışıtacaktır. İyi ki yazılmış dersiniz o yüzden, parçalar toplandıkça büyüğe gitmek daha da mümkün olur çünkü böyle böyle.

Haberin Devamı

Yıkılış günlükleri
BİNBAŞI ABDÜRRAUF’UN
HARP GÜNLÜKLERİ -
OSMANLI GENELKURMAYI’NDA
ALMAN KOMUTANLARIN EMRİNDE
Abdürrauf Bey
Hazırlayan: Mesut Uyar
İş Bankası Kültür Yayınları, 2022
192 sayfa.

BAKMADAN GEÇME!