‘Özgür ruhlu’ bir ressam

Güncelleme Tarihi:

‘Özgür ruhlu’ bir ressam
Oluşturulma Tarihi: Nisan 28, 2023 09:07

Meşher, Britanyalı sanatçı John Craxton’ın yapıtlarını bir araya getiren ‘John Craxton: Işığın Peşinde’ başlıklı sergisini sanatseverlerle buluşturuyor. Sergi, Ege adalarında gündelik hayatın tadını çıkaran insanların özgür yaşam tarzını resimlerine aktaran sanatçının Türkiye’deki ilk kişisel sergisi olma özelliğine sahip.

Haberin Devamı

İstiklal Caddesi’ndeki binasında ikamet eden Meşher, 2009 yılında hayata veda eden Britanyalı ressam ve tasarımcı John Craxton’ın Türkiye’deki ilk kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. ‘John Craxton: Işığın Peşinde’ sergisinin küratörlüğünü ise sanat ve biyografi yazarı, aynı zamanda da sanatçının arkadaşı olan Ian Collins üstleniyor. Sergide, Craxton’ın yaşamının farklı dönemlerinde ürettiği, farklı disiplinlerden oluşturulan bir seçki yer alıyor. Ayrıca sergi, Craxton’ın maceralarla dolu yaşamından kesitler sunmanın yanı sıra sanatçının ‘özgür ruhu’nun sanat pratiğine nasıl yansıdığını da gözler önüne seriyor.

‘Kafasına ne koyarsa yapardı’
Leith John Craxton, 1922 yılının ekim ayında piyanist ve besteci Harold Craxton ve Essie Craxton’ın dördüncü oğlu olarak Londra’da dünyaya geldi. Craxton, kısa süreliğine çeşitli özel okullarda eğitim aldı. Ancak hayatı boyunca sanat dahil hiçbir sınavdan geçemedi. Çok sevdiği motosikleti için girdiği ehliyet sınavı hariç... Küratör Ian Collins’e göre Craxton, kafasına ne koyduysa onu yapan bir çocuktu. Collins, “Çizmek ve resmetmek dışında hiçbir şey yapmamaya yeminliydi adeta. Müzikle yoğrulmuş bir evdeki yegâne ressamdı ama her zaman gitme ve uzaklaşma arzusu vardı” sözleriyle anlatıyor sanatçıyı.
Craxton’ın ilk resmi 19 yaşındayken sanat dergisi Horizon’da yayımlandı. İlk kişisel sergisini 1942’de Londra’daki Swiss Cottage Cafe’de, ilk büyük sergisini ise 1944’te Leicester Galerisi’nde açtı. Craxton, gençliğinde Ege’de yaşamak ve çalışmak istiyordu. Savaştan sonra Sicilya adaları, İsviçre, İspanya, Türkiye, İtalya, Yunanistan ve 1960’ta yerleştiği Girit’e seyahat etti. Bu seyahatler, pek çok yapıtına ilham oldu. Özellikle de Yunan mitolojisine ve kültürüne ilgi duyan sanatçı, Yunanistan’daki Poros Adası’ndaki kumsalları, limanları, tavernaları, adadaki gündelik hayatın tadını çıkaran insanların özgür yaşam tarzını resimlerine aktardı.

Haberin Devamı

Arkadyalı hissetmek

‘Özgür ruhlu’ bir ressam

Sanatçı, İstanbul ziyaretlerinde gördüğü Ayasofya mozaiklerinden ve yerel halkla sıcak karşılaşmalarından da esinlendi. Troya’dan Efes’e kadar Türkiye’nin Ege kıyıları boyunca seyahat eden Craxton’ın tutkulu olduğu konular antik yerleşim yerlerinden geleneksel mutfağa kadar uzanıyordu. Arkadya, sanatçının Ege cennetini tanımlamak için alışkanlıkla kullandığı bir kelimeydi. Kendisini de gururla bir Arkadyalı olarak görüyordu. Bu da Ege’ye ve Ege kültürüne olan tutkusunu ve aidiyetini gösteren en büyük örneklerden biriydi.
1951’de günümüzde The Royal Ballet olarak bilinen o zamanın Sadler’s Wells Ballet’teki ‘Daphnis and Chloe’ balesinin sahne ve kostüm tasarımlarını yaptı. Balenin sahne dekorlarına ise Yunanistan’da yaşadığı deneyimleri yansıttı. İngiltere’de çok sayıda resim sergisi düzenledi. Ayrıca Craxton, üretken bir kitap tasarımcısıydı. Yazar Geoffrey Grigson’ın antolojisi ‘Hayalperest Şiirler veya Şairlerin Gözü’ için taşbaskı çalışmalar üretmişti. Sanatçı, Hanya-Girit’te ve Londra’da yaşadı ve çalıştı. John Craxton, 17 Kasım 2009’da Londra’daki bir hastanede hayata veda etti. Külleri Hanya limanından savruldu.

Haberin Devamı

En sevdiği motosikleti sergide

‘Özgür ruhlu’ bir ressam

Meşher binasının iki katına yayılan ‘John Craxton: Işığın Peşinde’ sergisinde, Craxton’ın anıtsal bir duvar halısı, tabloları, çizimleri, baskıları, kitap tasarımları ve kişisel eşyası da dahil olmak üzere yaklaşık 200 eseri bulunuyor. Sanatçının bugüne kadarki en kapsamlı retrospektifi olan sergide, çeşitli koleksiyonlardan ödünç alınan yapıtların yanı sıra John Craxton Estate’ten sonra en fazla sayıda sanatçının eserine sahip Ömer Koç Koleksiyonu’ndan da 44 eser izleyiciyle buluşuyor. Ayrıca sergide Amerikalı fotoğrafçı Robert McCabe ve İngiliz sanatçı Nicholas Moore’un fotoğrafları yer alıyor.
Sergiye gelen ziyaretçiler, henüz binaya girmezken mekânın vitrininde Croxton’ın 1980 tarihli büyük bir fotoğrafı ve motosikletiyle karşılaşıyor. Bu motosiklet sadece sergiye gelenleri değil, binanın önünden geçen insanların dikkatini de çekmeyi başarıyor. Sergiyi gezerken vitrinin dış tarafında motora ‘hayranlıkla’ bakan gözleri görmek mümkün. Sergiyi birlikte gezdiğimiz Ian Collins, sanatçının motoru dışında hiçbir araç kullanmadığını ve nereye giderse gitsin her zaman yanında çizim defterinin olduğunu belirtiyor.
Serginin düzenlenme şekline bakıldığında ilk kattaki koyu renkli duvarlar ve karanlık tonlardaki tablolar aracılığıyla Craxton’ın henüz İngiltere’de olduğu dönem görülüyor. Henüz hayalini kurduğu Ege’den çok uzaklarda... Ancak renklerin daha parlak, canlı yapıtların olduğu bölümde ise sanatçının artık çok sevdiği Ege’ye kavuştuğu anlaşılıyor.

Haberin Devamı

Sergideki eserlerde tavernada balık ve mezelerle donatılmış sofrada uzo içen adamlar, düşüncelere dalarak sigara içen denizci, sandalyenin üzerinde birbirleriyle oyun oynayan kediler, dans eden insanlar ve adalı kadın portreleri... Hepsi gündelik hayatta görülen sıradan kişiler ve anlar... Collins, Craxton’ın her zaman eğlenen bir kişilik olduğuna, hiçbir zaman sanat dünyasında edinilen şöhreti önemsemediğine vurgu yapıyor. Ünlü arkadaşları olmasına rağmen o hayatın içindeki adalıları resmetmeyi tercih etmiş. Craxton’ın önceliği hiçbir zaman resimlerini satmak ve bitirmek olmamış. Zaten yaşarken çok büyük paralar da kazanamayan sanatçı, yapıtlarını satamadığı durumlarda takas yoluyla hayatını devam ettirmiş. Collins, sergide saçını kestirme karşılığında bir berbere takas ettiği ‘Masada Balık ve Narlar’ adlı eserinin de buna bir örnek olduğunu söylüyor. Sanatçı yapıtları aracılığıyla hayatı ve en çok da Ege’yi sanata tercih ettiğini izleyiciye aktarıyor. Ayrıca kedileri sevdiği belirtilen sanatçının, sergide kedileri resmettiği pek çok tablosu ve kedileriyle çekilen fotoğrafları da görmek mümkün.
John Craxton: Işığın Peşinde’, izleyiciye anı yaşatmayı önemseyen ve ışığın peşinden gitmeyi tercih eden bir sanatçıyı tanıma ve Ege’nin ‘renkli’ atmosferinde gezme imkânı sunan bir sergi.
‘John Craxton: Işığın Peşinde’ başlıklı sergi, 23 Temmuz’a kadar Meşher’de.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!