Ağacın, hayvanın gölgesinde

Güncelleme Tarihi:

Ağacın, hayvanın gölgesinde
Oluşturulma Tarihi: Kasım 29, 2023 20:13

‘Yaban Hayvanı Koleksiyonu’nda Emir Çubukçu, insanı ve hayvanı da içine alan doğa merkezli bir bakış açısıyla bir söğüt ile geyiği, insan ile yılkıyı yan yana getiriyor. Çubukcu kitabında, insan mı hayvan mı ağaç mı olduğunu ayırt etmeden, kenara itilenin, karanlıkta kalanın yanında canlı kanlı duruyor.

Haberin Devamı

Alışılagelmiş, sözsüz bir kural gibidir, insanın, doğadan daha değerli olduğu kabulü. Sanki doğa, tüm varlığıyla kendini sadece insanı diri tutmaya adamalıdır. Doğanın ağacıyla, hayvanıyla “öteki” olduğu bu eşitsiz ilişkide “ben”cilliğini koruyan insan, tahakkümünü sürdürmekte, bütüncüllükten uzak, kendinin merkezde olduğu imtiyazlı hayatını önceliklendirmektedir. İnsanın, menfaatini yasal kabul ettiği yerde Yaban Hayvanı Koleksiyonu’nda Emir Çubukçu, insanı ve hayvanı da içine alan doğa merkezli bir bakış açısıyla bir söğüt ile geyiği, insan ile yılkıyı yan yana getiriyor. Aynı hizaya getirdiği evrenin bireylerini hiyerarşiye dayandırmamak için imtina ediyor. Şayet, şartlar bu ya, birinin diğerine galebe çaldığı durum olursa da inceliğiyle, okurun, doğanın yanında olmasını sağlıyor.

Haberin Devamı

Kır hayvanları
‘Yaban Hayvanı Koleksiyonu’nun ilk bölümü dört hikâyeden oluşan “Kır Hayvanları” başlığını taşır. Hikâyelerin ortak yanı, bir doğa-insan ikiliği yaratmaktan uzak, doğanın ve insanın birbirine kıymet veren, besleyen tarafta olması. Tıpkı insan gibi doğanın da -bazen sessiz de olsa- söz söylemeye hakkının olduğu hikâyelerde, meydan okumalara değil, uyumlu yaşamaya öncelik verilir. Mesela “Örümceğin Yazılmamış Masalı”nda okur, “Bir örümceğin ve insanın hayatı neden farklı olsun ki?” diye sorar. “Neden biri diğerine galebe çalsın?” Bu sebeple kendine yapraklar arasından yol açarak ağacı tırmanmaya çalışan örümcek ile sol kolunu kullanamayan ve babasını hastanede ziyarete giden karakterin hayatı birleşir. Karakterin yanı başında da sadık dostu köpeği vardır. “Sen köpeğinle yan yana oturmuş öylece duran örümceğe bakıyorsun şimdi. Biz, senin bakışındayız. Beraber izliyoruz örümceğin kaderini,” diyen anlatıcı, hayvanın ağaç gövdesinden yeni oyuklar açarak nasıl da kendine nefes bulabildiğini hayranlıkla anlatır. Onun bu, en kutsal varlığın insan olduğu kabulünü görmezden gelen tavrı, insana dirim gücü verecek şeyin aslında doğayı takip etmekte olduğunu gösterir gibidir.

Yazar, uyumu yok sayan, böbürlenen insana dair eleştirel yorumunu “Bir Avuç Et” hikâyesinde yapar. Bir çocuğun, oyun arkadaşı hayvanın kesilme sürecini anlatan hikâyede, hayvanın asılı olduğu ağaç onu yemeye meyyal insanların oluşturduğu bir karnaval alanına benzetilirken herkesin halinden memnun olduğu ân şöyle anlatılır: “Merakla bakışıp birbirlerine birbirlerinden saklarken yaşayan her şeye duydukları onulmaz nefreti -ki sakladıkça daha görünür olacak- doğa kusacak, kusacak aileni.” Bu bir başkaldırıdır; etin dolgunluğuna, büyüklüğüne yapılan övgüye, yani sömürüye. Çünkü aslında birdir insan da hayvan da. “Adımlarınızı birbirinize uydurarak, gitgide yanında insanlaşan yavru. O insanlaştıkça yavrulaşan sen,” denilerek yapılan vurgu da bundandır. Bu sebeple hayvanın kesileceği gün acıyla, utançla yanar tutuşur çocuk. Yeni filizlerin göğermesine yalnızca insanın gözünden bakılan dünyada geriye felaket kalır. Fakat “Yılkının Son Doğumu” hikâyesinde olduğu gibi bir yılkının doğumuna yardım eden, kanı yılkının kanına karışan; “Bir Dolmuşun Geleceğine İnanmak” hikâyesindeki gibi ise, yüzünü söğüdün gölgesine çeviren, yaprakların koruduğuna inanan insanların varlığını da yok saymamak gerek.

Haberin Devamı

Kent hayvanları
İlk bölümün hikâyelerinde hayvanlar ve insanın hayvan ile ilişkisi daha sarihken “Kent Hayvanları” başlıklı ikinci bölümde hayvanlar daha geriden bir yerden anlatılırlar. Tabii bu onların bir fon malzemesi olarak kullanıldığını düşündürmesin. Anlatılanlar insana dair olduğundan, kenarda duran doldurulmuş bir geyik başı da balık kılçığı da ötmeyen kuş da bir şeyler söyler. Bu bölümde yazar hayata; insanı merkeze daha yakın tutarak “eşrefi mahlukata” odaklanan, ama “düşünemeyen hayvan”a da mesafe koymadan, doğadan biraz daha uzak, şehrin yapaylığına dokunmaya ramak kala bir yerden yaklaşır.
“Ufak Bir Yara ya da Cevahir Et Lokantası” hikâyesi, dakika dakika etrafı ıssızlaşan insanın neden bu duruma düştüğünün göstergesi gibidir. Soğuk, ağaçların seçilmekten zorlandığı bir yağmurlu günde, bozkırın ortasında bir çiftin nefes almak için girdikleri yer, “devasa ağaç masalardan”, altlarına serilen “kürklü halılardan”, doldurulan geyik başlarından ibarettir. Av etlerinin sergilendiği, büyük bir iştahla yenildiği bu mekânda en dikkat çeken köşede bir tüfeğin belirmesi buranın, lokantadan daha ziyade bir yer olduğunu anlatmak ister. Karakterlerden biri sorar: “‘Bir avcının,’ dedi, ‘sence hayvanı avladığındaki hazzı mı daha büyüktür yoksa hayvanın avlandığını anladığındaki hayal kırıklığı mı?’” Bu çok yönlü bakış açısı, alelade görünenin ardındakine bakmaya yardım eder. “Bir Avuç Et” hikâyesinde kör oğula rahmet olsun diye yana yakıla istenen et, bu hikâyede, bir çiftin arasında, tıpkı çiftin ilişkisi gibi olabildiğince kanlı ve can sıkıcıdır. Haz, hayal kırıklığına galebe çalmaz.
“Tahir Bey’in Bacakları” hikâyesinde de doğrudan hayvanın sesi duyulmaz. Burada işkence vardır. “Kırbaç” lakabındaki bir komiser, “kadın hakları, hayvan hakları” konusunda “toplumu dinamitleyen haini” sorgular. Sorgulanan kişi için diğer polisler arada bir, “Kuş öttü mü?” diye sorarlar. Bu ifade, bildiğimiz gibi, bir işkence odasında, savunmasız, tutsak edilmiş insanın simgesidir ve elbette hayvanın. Fakat bir de, basit görünen, alt metinde bir yerde duran bu “öttürülmeye çalışılan kuş”, diğer tüm hikâyelerde olduğu gibi doğa adına konuşan, konuşmak gerektiğini içselleştiren yazarının ta kendisidir belki. ‘Yaban Hayvanı Koleksiyonu’nu bir “koleksiyon”dan öte yapan şey de bu kanımca; insan mı hayvan mı ağaç mı olduğunu ayırt etmeden, kenara itilenin, karanlıkta kalanın yanında canlı kanlı durması.

Haberin Devamı

Ağacın, hayvanın gölgesinde
YABAN HAYVANLARI KOLEKSİYONU
Emir Çubukçu
İletişim Yayınları, 2023

BAKMADAN GEÇME!