Popun zamansız prensi

Popun zamansız prensi

Sahne serüveni, dört yaşında evde sandalye üzerinde başladı. 1970’li yıllarda Türk pop müziğinin unutulmaz klasiklerine imza attı. Geçen sene sanatta 50. yılını geride bırakan Erol Evgin için Türk pop müziğinin ‘zamansız prensi’ desek itiraz eden olmaz herhalde… Buluştuk, bize albümünün derinliklerinden bugüne kadar görmediğimiz kareleri ve hikâyelerini anlattı. Klasiklerden ‘Sevdan Olmasa’ parçasını bugüne uyarlasak nasıl olurdu sorusuna da esprili bir yanıt verdi; “Aşı olmasa canım ah bu hayat çekilmez!” derdik!

Haberin Devamı

Erol Evgin ile İstanbul’un şirin bir köyündeki evinde buluşuyoruz. Orman içinde, arkada doğanın fon müziğiyle eski günlere gidiyoruz...

Popun zamansız prensi

Evgin’in hikâyesi 1947’de, İstanbul’un Moda semtinde başlıyor… Van’da Rusya ile ithalat-ihracat işleri yapan babası, Evgin’in üç ağabeyi ortaokul çağına gelince daha iyi bir eğitim alabilmeleri için İstanbul’a göç etmiş. Erol, ailenin İstanbul’da doğan ilk çocuğuymuş. Onu bir kardeş daha izlemiş… Evgin çocukluğunu şöyle anlatıyor: “Babam ithalat ihracat işlerine İstanbul’da devam ediyordu. Sirkeci’de yazıhanesi vardı. Annem akşamüzerleri özenle giyinir, makyajını yapar, beni de alarak Moda’daki iskeleye giderdi, babamı karşılamaya. Radyo yıllarıydı… Kocaman, büyük bir radyomuz vardı. Annem müthiş tasarrufluydu. Babamın eskiyen kıyafetleri bize adapte olurdu. Annem keserdi, biçerdi ve elbiseler büyükten küçüğe doğru inerdi! Yılda sadece bir defa okula başlayacağımız zaman Sümerbank’tan yeni ayakkabı alınırdı. Hem sağlam hem de ekonomik olurdu.”

Popun zamansız prensi
Yaş 6... SENE 1953

Haberin Devamı

MODA’NIN DANSLI GECELERİ

Beş kardeş de Moda İlkokulu’nda okudu. Moda Deniz Kulübü ve Lozan Kulübü’nde o dönemler müzikli, danslı geceler yapılırdı. Evgin de ilk amatör çalışmalarını o kulüplerde yapmıştı; 18 yaşlarındayken ‘Yarasalar’ ve ‘Moda 5’ adlı orkestraları vardı… Ancak Evgin çocukluğundan itibaren müzikle iç içeydi. Anlatıyor: “Sakin, mahcup bir çocuktum. Müzik küçük yaşlardan itibaren bir tutkuydu. Radyolarda çalan ‘Sevdim bir genç kadını’ gibi tangoları söylerdim. Dört, beş yaşlarımdayken sandalyeye çıkartıp, şarkı söyletirlerdi. Babam da bizi kucağına alıp Azeri türküleri söylerdi. Sonra lisede meslek seçimi zamanı geldi. Babam o yılların moda ‘altın bilezik’ mesleklerinden doktor, mühendis veya avukat olmamı istiyordu… Benimse onların hiçbirine ilgim yoktu! Çareyi ağabeyim buldu… Vapur yolculuklarında beş dakikada karşımdakinin portresini yapıverirdim. Ağabeyim de ‘Sen Akademi’ye (bugünün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi) gir, desenin ve resmin iyi’ dedi. Ben de babamı mutlu etmek için mimarlık sınavına girdim ve kazandım. Eğitimini alınca mimarlığı da çok sevdim.”

Popun zamansız prensi
SENE 1970

Haberin Devamı

YÜREKLERDE YER ETMESİNİN SIRRI…

Mimarlığı sevdi ama müzikten de hiç kopmadı. Öyle ki, ilk plağını 1969’da Akademi’de öğrenciyken çıkardı. Evgin, o dönemin ‘popüler’lerini şöyle anlatıyor: “İtalyan müziği modaydı. Amerikan müziği de egemen olmaya başlamıştı; Rock’n roll’lar, Elvis Presley, Beatles… Onların şarkılarını söylerdik ama Türk müziği şarkılarını, türküleri, tangoları da repertuvarımıza katardık. O yıllar için Türk pop müziğinin ‘doğuş yılları’ diyebiliriz.” Peki Evgin’in yol göstereni kimmiş acaba? “Maalesef bu anlamda bir eğitim alamadık” diye yanıtlıyor: “Ama mesela Şerif Yüzbaşıoğlu Orkestrası’nda çalıştım. O değerli bir hocaydı. Tarzımı oluşturma, kendi yolumu bulma gayretindeydim. Türkçe’yi doğru tonlamayla, anlaşılır şekilde dinleyiciye ulaştırmak çok önemliydi. Şarkılar ancak o zaman insanların gönlüne girip orada yer buluyordu…”

Haberin Devamı

Popun zamansız prensi
SENE 1970

Beş yıl sonra Akademi’den ‘yüksek mimar’ olarak mezun oldu. Asistan olmuştu ve akademide geleceği vardı. Ancak, müzik onu rahat bırakmıyordu! Evgin, gülerek, “Ünlenmeye başlayınca Bülent hocamdan izin istedim” diyor.

VE ÇİĞDEM TALU’YLA TANIŞIR...

Üniversite yıllarında dokuz 45’lik olarak 18 şarkı yapmıştı. Evgin ‘arayış dönemimdi’ dediği bu zamanı şöyle anlatıyor: “Yaptığım şarkıların sözlerini kendim yazıyordum. Zorlanmıyordum çünkü Türk şiirini sever ve bilirim. 1975’te Çiğdem Talu ile tanıştım. Sosyal konular işleyen bir şarkı söylemek istiyordum. Birlikte ‘Şoför Mehmet’i yaptık. Sonra başka 45’liklerle devam ettik. Ben tamamen müziğe dönünce ailem çok şaşırdı! Buna rağmen itirazda bulunmadılar.” Söz yazarı Çiğdem Talu’dan sonra 1976’da besteci Melih Kibar’ın da aralarına katılmasıyla efsane başladı! Bu üçlü, 1983’te Çiğdem Talu’nun vefatına kadar ‘İşte Öyle Bir Şey’, ‘Sevdan Olmasa, ‘İçimdeki Fırtına’, ‘Bir de Bana Sor’ gibi klasikleşmiş eserlere imza attılar…

Haberin Devamı

Popun zamansız prensi
Hisseli Harikalar Kumpanyası... SENE 1980

‘HAYALLER VİYANA VALSİ GERÇEKLER KIZILDERİLİ DANSI’

Evgin, geride bıraktığı 50 yıllık sanat hayatında binlerce defa sahneye inip çıkmıştır... Ancak bir sahne tecrübesi var ki… Uzun süre unutamamış! Gülerek anlatıyor: “İlkokulda diplomalarımızı bir müsamereyle alacaktık. Bir kız, bir de erkek öğrenci bir ülke seçecek, o ülkenin kıyafetleriyle dans edecekti. Ben Avusturya’yı seçip ‘Viyana valsi’ yapmak istiyordum fakat bir kız arkadaşım beni gözüne kestirmiş; ‘Biz Erol ile Kızılderili olacağız!’ dedi. O kadar ısrarlıydı ki direnemedim. Tarih yaklaşırken arkadaşımın kolu kırıldı. Ben tek başıma kaldım! Annem bir şort ve yelek dikti. Oyuncakçıdan bir dümbelek bir de çarık aldık. Amerika’da yaşayan ağabeyim de tüylü, kocaman bir Kızılderili başlığı yolladı. Peki dansı nasıl yapacağız? Ben ‘Teksas-Tommiks’lerde ne yapıyorlarsa onu yaparım’ dedim.

Haberin Devamı

Popun zamansız prensi
SENE 1958

JİJJTTT DİYE KAYIP BAAM DİYE OTURDUM

Okulumuzun asfalt zeminli bahçesinde, veliler toplanmışlar ortası pist. Sıra bana gelince ben çığlık çığlığa, dümbelek çala çala attım kendimi ortaya… Ama pistte duramadım, çünkü çarıkların altı yepyeni, ‘jjjjiiit’ diye kayıp, ‘baaam’ diye oturdum!” 

‘ŞARKICIDAN MİMAR MI OLUR?’

Popun zamansız prensi
SENE 1985

80’lerin sonuna doğru pop müziğin ‘popülerliği’ de düşüşe geçti. Gazinolarda ‘arabesk’ müzik hakim olmaya başlamıştı. Çekmecedeki ‘altın bilezik’i çıkarmanın zamanı gelmişti! Evgin devam ediyor: “1985’te eşim Emel ile Bağdat Caddesi’nde şık bir ofis açtık: ‘Erol Evgin, Dekorasyon, Mimarlık ve İnşaat.’ Daha önce ‘Mimardan şarkıcı mı olur?’ diyenler, bu sefer ‘Şarkıcıdan mimar mı olur?!’ demeye başladılar! İlk işimiz de o dönemin meşhur ‘Banker Kastelli’sinin bir ofisini yapmak oldu. Sonra 20 yıl boyunca mimari işleri yaptık. Daha çok konut ve hafta sonu evleri yaptık...”

YENİ ALBÜME HAZIRLANIYOR

Popun zamansız prensi

Evgin, mimarlık yaptığı 20 sene de müzikten kopmamış… “Albümler, televizyon programları yaptım; 1975– 76’da iki sezon ‘Bizden Size’yi, 1985–1986’da ‘Erol Evgin Şov’u sundum. 1992 -1994’te Show TV’de 600 kez ‘Süper Aile’yi, 2009’da ATV’de ‘Bir Şarkısın Sen’ adlı yetenekli çocukların şarkı söylediği bir program sundum” diyor. Sahnedeki 50’nci yılını geride bırakan Evgin, geçen yıl tüm yurtta konser turnesi yaptı. Önümüzdeki aylarda ‘Youtube’dan yayınlanacak yeni albümüne hazırlanıyor…

EVGİN’İN TOP 5’İ

Erol Evgin’in en sevdiği ‘Erol Evgin şarkıları’ hangileri?

- Birinci sıraya ‘İşte Öyle Bir Şey’i koyarım.
- ’Bir De Bana Sor’, ‘Ben İmkansız Aşklar İçin Yaratılmışım’ ve ‘Ateşle Oynama’ yı da söylemeyi çok severim.
- Konserlerimin finalini ‘Sevdan Olmasa’ ile yaparım.
- ‘Söyle Canım’ çok eğlencelidir. Konserlerimin çıkış parçasıdır.
- ‘Hep böyle kal’ hüzünlü ama hoş bir aşk şarkısıdır...” 

‘AŞI OLMASA CANIM AH BU HAYAT ÇEKİLMEZ’

Evgin, “Bizim şarkılar için en çok söylenen şey ‘Tam benim hissettiğimi, hissedip de kelimelere dökemediğimi söylemişsiniz’ diyor dinleyiciler. Bu çok önemli bir şey. Benim her şarkımda ‘umut’ vardır. Umutsuz şarkı hiç söylemedim çünkü en kötüsü umudun terk etmesidir” diyor. Peki ‘Sevdan Olmasa’ şarkısını güncelleyebilecek olsa ne eklerdi? Gülerek yanıtlıyor: “Sevdan Olmasa’yı ‘Korona Olmasa’ya çevirip, ‘Aşı olmasa canım ah bu hayat çekilmez’ diye söylerdik.” 

SABANCI’YLA AMERİKA HATIRASI

Popun zamansız prensi
SENE 1983

“New York’a gitmiştim. Tercüman gazetesinin sahibi Kemal Ilıcak oradaki ofise uğramamı söylemişti. Benden önce de Sakıp Sabancı oradaymış! Haberleştik, “Yeğenim seni ben gezdireyim” dedi. Birlikte Empire State Binası’na gittik. Terasında da turistlerin yöresel kıyafetleri giyip fotoğraf çektirdikleri bir yer vardı. Giydik asker elbiselerini, fotoğraf çektirdik.”

Popun zamansız prensi
SENE 2006

“Müzeyyen Senar’ın jübilesine davetliydik. Fakat Senar bir türlü çıkmıyor sahneye! Kulise gittim. Henüz jübilesini yapmayı düşünmediğini, daha şarkı söylemek istediğini söyledi. Biraz gergindi. Sonra koluna girdim, sahneye götürdüm. Maalesef bir süre sonra hastalandı ve gerçekten de son konseri oldu.”

Popun zamansız prensi
SENE 1980

“Günay yeni açılmıştı. Bütün tiyatro sanatçıları ve o sebeple de tüm İstanbul sosyetesi orada olurdu. Sahnede fasıl yapıyoruz, Erol Simavi, Ajda Pekkan, Emel Sayın, ben...”

Haberle ilgili daha fazlası: