Süper anne modeli kadınları suçluluk duygusuna itiyor

Güncelleme Tarihi:

Süper anne modeli kadınları suçluluk duygusuna itiyor
Oluşturulma Tarihi: Mart 05, 2019 13:18

Kadınlar, günümüzde hem evde hem iş hayatında önemli görevlerde rol alırken, bu durum beraberinde çok büyük sorumlulukları da beraberinde getiriyor. Kadın, hayatındaki rolleri nedeniyle “hiçbir yere yetişememe ve hiçbir şeye yetmeme” gibi sorunlar yaşayabiliyor. Sosyal medyadaki “süper anne” modelinin kadınları suçluluk duygusuna ittiğine dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Barış Önen Ünsalver, “Çocuk bakımında tüm anneler hata yapar. Tüm anneler berbat günler geçirir. Hiçbir anne sürekli anne olmaktan mutlu olmaz. Fakat sosyal medya insanlarda böyle bir yanlış algıya sebep oluyor” dedi.

Haberin Devamı

ANNE OLAN BİR KADININ DİĞER ÇALIŞANLA KOŞULLARI AYNI OLAMAZ

"Hani ‘Çocuk da yaparım kariyer de’ diye bir şarkı vardı. İşte bu şarkı hem doğru hem yanlış. Çünkü bir kadın hem anne olup hem kariyer yaparken her iki alanda da yardım alarak ilerleyebilir. Oysa yardım sistemleri genellikle yetersiz kalıyor. Örneğin iş yerleri annelerin durumlarını gözardı edip onlardan diğer çalışanlarla aynı saatlerde ve aynı derecede performans bekliyorlar. Bu durumda ya annelik zedeleniyor ya da iş performansı düşüyor. Oysa anne olan bir kadının diğer çalışanla koşulları aynı olamaz.

SOSYAL MEDYADAKİ “SÜPER ANNE”LER SİZİ YANILTMASIN!

Öte yandan Instagram ve Twitter’da ‘süper anneler’ sayfalar açıp her şeyi nasıl da mükemmel yaptıklarını ve bunun her anından nasıl da keyif aldıklarını habire yayınlıyorlar.

Çocuk bakımında tüm anneler hata yapar. Tüm anneler berbat günler geçirir. Hiçbir anne sürekli anne olmaktan mutlu olmaz. Fakat sosyal medya insanlarda böyle bir yanlış algıya sebep oluyor. Kadınlar da o ‘süper anne’ olmaya çabalarken suçluluk duyguları içinde boğuluyor. Sadece kariyer ve annelik değil mesela bedenin ideal ölçülerde olması bakımlı olmak gibi şeyler de vurgulanıyor. Kadınlar da sanki o resimlere uymazlarsa toplum dışında kalacaklar gibi bir koşturmaca ve sonuçta tükenmeye gidiyorlar.

MÜKEMMELİYET DÜŞÜNCESİ, KİŞİDE YETERSİZLİĞE NEDEN OLUYOR

Mükemmellik diye bir şey yaşadığımız dünyada var olmadığından, yani gerçek dışı bir şey olduğundan kişide sürekli bir yetersizlik düşüncesi olur. Kişi sürekli bir performans kaygısı yaşar. Kendisine karşı katı kurallar koyar ve kendisini cezalandırır. Karşısındakilere de aynı kuralları koyar ve cezalandırır. Sonuçta ne kendinden ne ötekilerden memnun olamaz ve huzursuz bir hayat yaşar. Düşünün ki bir merdiven çıkıyorsunuz 12 basamak sonunda su içeceksiniz deniyor, fakat 12’ye gelince su 13.basamakta diyorlar, 13’e gelince 14 ve dolayısıyla siz tam susuzluğunuzu gidereceğiniz sanarken sürekli yukarı çıkıyorsunuz ama bir türlü su içemiyorsunuz. Fakat orada 14. Katta birisi diyor ki ‘Buradan gel sana iki bardak su vereyim; ama buradan aşağı ineceksin ya da hangi katta su içeceğin belli olmadan yukarı çıkacaksın’. Mükemmeliyetçinin sıkıntısı buna benziyor.

KENDİNİZİ OLDUĞUNUZ GİBİ SEVİN

Mükemmeliyetçi kişilerin hayattaki çeşitlilikle ilgilenmeleri, kendilerini sadece kendilerinden yukarıda değil aşağıda olanlarla da karşılaştırmaları, mükemmel olmamanın sonuçlarına bakmaları, kendilerini oldukları halde kabul edip sevmeleri, bazen bile bile mükemmel olmayana yönelmeleri ve hatta asıl güzelliğin kusurlarda olduğunu görmeye çalışmaları iyi gelebilir. Bu denge sağlanamazsa; anksiyete bozukulukları, depresyon, fibromyalji, tükenmişlik sendromu, alkol ve madde kullanım sorunları meydana gelebilir.

KADIN KENDİSİNİN HER ŞEYİ KARŞILAYAMAYACAĞINI BİLMELİ

Bu dengenin sağlanmasında kadın kendi kaynaklarını görmeli ve beklentilerini gerçekçi olarak belirlemeli. Önceliklerine bakmalı.

Örneğin; çocuğunun yanında olması öncelikliyse kariyerinde gecikmeyi göze almalı. Ya da bazen çocuğunun etrafında helikopter gibi olmak çocuğa zarar veriyorsa hayatının diğer alanlarına yönelmeli. Kadın kendisinin her şeyi karşılayamayacağını bilmeli. Kadın kendi ihtiyaçlarını gözden çıkarmamalı. Aşırı fedakârlık, sonuçta kadının mutsuzluğuna sebep olacaktır. Kadının; barınma, sevilme, cinsellik, dostluk, dinlenme, eğlenme ihtiyaçlarını gidermesi onun kendisine duyduğu sevgi ve saygının temelini oluşturur. Bunları karşılayamayan ya da isteyemeyen kadında ruhsal ve fiziksel hastalıklar baş gösterecektir. Kadın; herkesi mutlu etmek zorunda olmadığını, herkesi doyurmak zorunda olmadığını, kendisinin gösterdiği fedakârlık kadar çevresindekilerin de fedakârlık göstermesi gerektiğini unutmamalı ve ötekilerden yardım istediği için kendisini yetersiz, başarısız görmemeli.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!