GeriKanuni Hak Ve Yasalar Çocuklar geleceğimiz, haklarına sahip çıkalım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuklar geleceğimiz, haklarına sahip çıkalım

Çocuklar geleceğimiz, haklarına sahip çıkalım
Abone Olgoogle-news

Çocuklar hayatımızın rengi, neşesi ve en değerli parçası... Onları korumak, haklarını ihlal etmemek öncelikle ebeveynlerin sonra ise tüm bireylerin görevi. Unutulmamalıdır ki tüm bireyler gibi çocukların da kendi hak ve özgürlükleri var ve bunlar kesinlikle ellerinden alınamaz. Tabii ki bu hakları koruyan Türkiye’nin de imzaladığı bazı sözleşme ve yasalar mevcut. Peki bu özel hakları çocuklara nasıl anlatılmalıdır? Bu hakların ihlali durumunda aileler nasıl bir yol izlemelidir? Tüm merak edilenleri Uzman Psikolog Ceylan Şekerci ve Avukat Emel Korkut yanıtladı.

Her insanın yaşama, barınma, din ve vicdan özgürlüğü gibi belirli hakları vardır ve bu haklar yasalarla korunur. Toplumun korunmaya diğerlerinden daha fazla ihtiyacı olan kesimi yani çocukların bu haklarının korunması ise çok daha önemlidir. Dini, dili, ırkı, rengi fark etmeksizin tüm çocuklar da bu haklardan yararlanabilmelidir.

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin taslağı oluşturulmuştur. Bu bildirgede yaşama, yiyecek, barınma, eğitim gibi haklara yer verilmiştir. Bu bildirgeden sonra savunmasız olan çocuklar için daha kapsamlı bir sözleşme hazırlayan Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Çocuk Hakları Bildirgesi’ni yayınlamıştır.

Çocuğa karşı özel bir ilgi gerekliliği 20 Kasım 1959 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edile Çocuk Hakları Bildirgesi’nde belirtilmiştir. 20 Kasım tarihinin Çocuk Hakları Günü olarak kabul edilmesi de buradan gelir. Türkiye’nin de içinde bulunduğu 142 ülkenin imzaladığı sözleşmenin tamamı 54 maddeden oluşuyor. Sözleşme 4 temel amaç üzerine kurulmuştur. Bunlar;

  • Çocuklar ayrımcılığa maruz kalmamalıdır.
  • Çocukların çıkarları en önemli düşünce olmalıdır.
  • Tüm çocukların yaşama ve sağlıklı gelişme hakkı vardır.
  • Kendilerini etkileyen konularda çocukların da düşünceleri dikkate alınmalıdır.

Bu 4 temel üzerine kurulan çocuk hakları başta çocuklar olmak üzere tüm bireyler tarafından mutlaka bilinmelidir. Dünya çapında milyonlarca çocuk bu haklardan mahrum bırakılırken, çoğu ülke ise bu konuda oldukça hassas davranıyor.

"Duygusal boşluğun varlığında çocuk hak ve özgürlüklerinin ihlaline daha yatkın hale gelebilir"

Psikolog Ceylan Şekerci: Çocuk hakları insan hakları demektir. Çocukların yetişkinlerden farklı fizyolojik, psikolojik ve davranışsal süreçleri olduğu, sürekli devam eden bir büyüme ve gelişme sürecinin içerisinde bulundukları yadsınamaz. Onların insanca yaşayabilmelerini sağlamak, her türlü fiziksel, duygusal, sosyal, ekonomik ve cinsel istismardan korumak öncelikle anne ve baba olmak üzere tüm toplumu ilgilendiren bir sorumluluktur. Başta beslenme ve barınma gibi temel fiziksel ihtiyaçlardan da mahrum kalan çocuklar sömürüye daha açık hale gelebiliyorlar. Aile içi iletişimsizlik ya da şiddet içerikli iletişim, ifade özgürlüğünün verilmemesi, eğitimdeki aksaklıklar, ekonomik problemler ve benzeri olumsuz koşullar çocuk haklarının ihlaline neden olabiliyor. Oysaki ihmale ve ihlale uğrayan kendi geleceğimizin yaşam hakları.

Çocuklara sahip oldukları hakları tanıtacak, benimsetecek olanlar bizleriz. Başta anne ve babalar aile içi iletişimde çocuğa da söz hakkı tanıyarak, fikirlerini dinleyerek, eleştirmeyerek, disiplin açısından uygun yönlendirmelerle temel sevgi ve kabul ihtiyacını karşılayabiliriz. Çocuk dünyayı en yakınlarının rehberliğinde öğrenir. Atacağı adımlarda en yakınındaki rol modellerin önemli etkisi vardır. Duygusal boşluğun varlığında çocuk hak ve özgürlüklerinin ihlaline daha yatkın hale gelebilir. Uygun yaşa geldiğinde bedeninin ona ait olduğunu, izni olmaksızın kimsenin hiçbir şekilde kendisine dokunamayacağını anlatabiliriz. Özel bölgeler ve mahremiyet kavramının öğretilmesi, son zamanlarda ne yazık ki sıkça gündeme gelen çocuğa cinsel istismar olgularında büyük önem taşır. Çocuğun istemediği durumlar karşısında hayır diyebilmesi, kendini fiziksel ve duygusal açıdan koruyabilmesi için teşvik edilmesi, gerektiğinde danışabileceği ve yardım isteyebileceği destek ebeveynlerin varlığı çocuğa haklarının benimsetilmesinde etkilidir.     

Çocuklar geleceğimiz ve onların haklarına sahip çıkmak, korumak ve güzel bir gelecek sunmak bizlerin sorumluluğu. Hepimizin, çocuk veya yetişkin ayırt etmeksizin, insan olma ayrıcalığına, özgürlüğüne ve haklarına saygı ve hassasiyet göstermesi ve daha güzel bir dünya dileğiyle.

"Yargı sürecinden mağdur çocuğun psikolojik olarak etkilenmeden çıkması çok önemlidir"

Avukat Emel Korkut: Toplumun geleceğini oluşturan ve garantisi olan çocukları gerek bedensel gerekse zihinsel olarak özel şekilde koruma gereksinimi bulunmaktadır. Çocuklarımızın koruması sadece ailelerin görevi değil, öğretmenlerin, polisin, hakimin, savcının, hepimizin ve en nihayetinde de devletin en asli görevlerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk de konuşmalarında çocuklara yönelik ifadelerde bulunmuş; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı tüm dünya çocuklarına armağan etmiştir.

Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır." Mustafa Kemal Atatürk

Türkiye Cumhuriyeti tarafından 14 Ekim 1990'da imzalanan ve 27 Ocak 1995'te Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 1. maddesi; ‘Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır.’ Aynı sözleşmenin 2. maddesiyle; ‘ayrım gözetmeme’, 3. maddesiyle; ‘çocuğun yararı’, 6. maddesiyle ‘temel yaşama ve gelişme hakkı’ 12. maddesiyle; ‘ifade hakkı’ … ve benzeri ilkeler düzenlenmiştir.

Peki, çocuk hakları ihlallerinde aileler ne yapmalı? Nereye başvurmalı? Çocuklara ilişkin özel düzenlemeler neler? Yargı sürecinde çocuklar nasıl korunur?

Çocuk hakları ihlallerinde aileler ne yapmalı ve nerelere başvurmalı?

Çocuklar yetişkinlere oranla kendilerini koruma konusunda daha bilinçsiz ve güçsüz olduğundan fiziksel, ruhsal ve cinsel istismara daha açıktır. Ne yazık ki, zaman zaman basında bu tip haberlerle karşılaşabiliyoruz. Çocuğunun istismara uğradığından şüphelenen aileler ne yapmalı, nereye başvurmalı?

Çocuğun fiziksel, ruhsal veya cinsel istismara uğradığı şüphesinde olan aileler doğrudan Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurarak şikayette bulunabilecekleri gibi kolluk kuvvetlerine de başvurabilirler. Genel kolluk kuvvetlerinden kasıt görev yerlerine göre, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’dır. Ayrıca bununla beraber aileler Alo 183 Sosyal Destek Hattını da arayabilirler. Alo 183 Sosyal Destek Hattı internet sitesinde de ifade edildiği şekliyle söz konusu destek hattının hizmetleri arasında; ihmal, istismar ve şiddet vakaları veya töre ve namus cinayetlerinin önlenmesi için tedbir mahiyetindeki ihbarları almak, durumun aciliyeti göz önünde bulundurularak vakanın bulunduğu ilde görevli Acil Müdahale Ekip Sorumlusuna ve/veya kolluk kuvvetlerine bildirmek, gerekli durumlarda emniyet veya jandarma birimleri ile koordinasyon sağlayarak, en kısa zamanda müdahale edilmesini sağlanmak… vardır.

Kanunda mağdur çocuklara özel düzenlemeler neler?

Çocuğu mağdur edenlerin tespit edilmesi ve yargılanması ne kadar önemliyse; bu süreçten mağdur çocuğun psikolojik olarak etkilenmeden çıkması belki de daha önemlidir. Bu sebeple 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa mağdur ve suça sürüklenen çocuklar için özel düzenlemeler getirilmiştir.

Öncelikle soruşturma esnasında çocuk dinlenirken görüntü veya ses kaydı yapılması zorunludur ve ayrıca 5271 Sayılı Kanunun 236. maddesinin ikinci fıkrasıyla; Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden haller saklı kalmak kaydıyla işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuğun bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebileceği hüküm altına alınarak çocuğun tekrar tekrar dinlenmesi ve adli merciler önüne getirilerek etkilenmesi engellenerek çocuğun korunması sağlanmaya çalışılmıştır. Aynı maddenin 5. fıkrasına göre; Türk Ceza Kanunun 103. Maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen cinsel istismar suçlarından mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir.

Kanunun 239. maddesine göre ise mağdur veya suçtan zarar görenin çocuk olması halinde her hangi bir talep aranmaksızın barodan avukat görevlendirileceği hüküm altına alınmıştır. Yani mağdur çocuk veya ailesi talep etmese dahi barodan uzman bir avukat görevlendirilecektir. Aynı Kanunun 236.maddesinin 3. ve 4. fıkralarıyla mağdur çocukların tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi bulundurulacağı, şüpheli veya sanık ile yüz yüze gelmesinde sakınca bulunduğunun değerlendirilmesi halinde ifade ve beyanın özel ortamda uzmanlar aracılığıyla alınacağı hüküm altına alınarak çocuğun psikolojik olarak süreçten etkilenmesinin önüne geçilmeye çalışılmıştır.

Yargı sürecinde çocuklar nasıl korunur?

Yukarıda yer verdiğimiz Ceza Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümlerinin hepsi yargı sürecinde çocuğu korumaya yönelik hükümlerdir. Söz konusu düzenlemelerin merkezinde çocuğun psikolojik olarak yıpranmasının, aynı üzüntüyü tekrar tekrar yaşamasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Tüm bunlara ek olarak 10 Haziran 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Suç Mağdurlarının Desteklenmesine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 8. maddesiyle ifade ve beyanın özel ortamlarda uzmanlar aracılığıyla alınmasının gerekli olduğu durumlar için adliye bünyesindeki adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri bünyesinde adli görüşme odaları kurulacağı, adli görüşme odalarında yapılan tüm iş ve işlemler görüşme yapılan kişinin örselenmesini engelleyecek şekilde ve mümkün olan en kısa sürede gerçekleştirileceği, çocuklarla ilgili iş ve işlemlerde çocuğun yüksek yararı ilkesi dikkate alınacağı hüküm altına alınmıştır.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle