Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

ZİLLER KİMİN İÇİN ÇALACAK?

NİSAN ayında TBMM’de görüşülen ve tartışmalarla kabul edilen 12 yıllık zorunlu eğitim yasası, kısaca 4+4+4 eğitim sistemi, o günden bu yana aylardır Türkiye gündemine oturdu ve hala da tartışılıyor.

Okulların açılmasına günler kala da bu tartışmalar veli, öğrenci ve bakanlık ekseninde daha da alevlendi.
Lise eğitiminin zorunlu hale getirilmesi, “İmam Hatip Liseleri”nin orta kısmının açılması, “Kuran-ı Kerim” ve “Peygamber Efendimizin Hayatı” derslerinin seçmeli ders olarak okutulması gibi değişiklikleri de kapsayan yasa, en çok okula başlama yaşının 66 aya çekilmesi ile tartışılır hale geldi. Eğitimciler, uzmanlar, aileler yasa yürürlüğe girdiği günden bu yana 66 ayın çok erken olduğunu, çocuklarını okula göndermek istemediklerini dile getiriyorlar.

Bakan’dan rapor vurgusu

Peki Bakanlık ne yapıyor? Bakanlığın tavrı açık, bütün bunca itirazlara rağmen Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer çok kararlı? “66 aylık çocuğunu okula göndermeyenden hesabını soracağız” diyor. Ancak bu kesin ve net tavra şöyle bir parantez açıyor. 66 aylık çocuğunun bedenen ve zihnen yeterince gelişmemiş olduğunu tıbbi tanılı raporla beyan eden velilerin çocuklarını okula göndermeme hakkı olduğunu belirtiyor.
Zaten çocuğunu okula göndermek istemeyen ve “Bir hal çaresi var mıdır?” diye kara kara düşünen veliye Dinçer’in bu açıklaması ilaç gibi geliyor. 66 aylık çocuğunun elinden tutan veli doğru devlet hastanelerine gidiyor. Sonucu tahmin edersiniz? Hastane önünde uzun kuyruklar. “Çocuğum bedenen ve zihnen okula gitmeye elverişli değil” diyen veliler ve hiçbirşeyden haberi olmadan bir koşuşturmacanın içine itilen küçük çocuklar.

Bir yandan da kayıt sürüyor

Ancak Bakanlık, bütün bu koşuşturmacayı bir tarafa bırakarak 66 aylık çocukları e-okul sistemi üzerinden otomatik olarak, ikametgahına en yakın ilkokula kaydetmeye devam ediyor. Milli Eğitim Bakanı Dinçer, 300 bin civarında 60- 66 aylık çocuğun birinci sınıfa kaydının yapıldığını, bu ay aralığında 150 bin civarında fire beklediklerini söylüyor.
Ortada böyle bir manzara varken, eğitimcisi, velisi, Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları da dahil olmak üzere herkes okulların açılacağı günü dört gözle bekliyor. Bakalım kaç aile bu yarışı kazanacak? Aldığı raporla çocuğunu bir yıl daha geç okula göndermeyi başaracak? Bir tarafta veli, bir tarafta etrafında olup bitenleri anlamaya çalışan minik öğrenciler, bir tarafta aldığı karardan taviz vermemekte kararlı bakanlık?
Hemen hatırlatayım. Bakanlığın çocuğunu okula göndermeyen ailelerin peşini bırakmaya da niyeti yok. Çocuğunu mazareti olmadan okula göndermeyen veliler takip edilecek. Sistem üzerinden okula kaydı yapıldığı halde çocuk okula gelmezse hemen bakanlık devreye girecek ve “ikna timi” aileye çocuğunu okula göndermeme nedenini soracak?

Her güne 15 lira ceza kesilecek

Maddi imkansızlıklar nedeniyle çocuğunu okula göndermeyen velinin durumu araştırılacak. Yaş durumu nedeniyle kayıt hakkını elde eden, ancak çocuğunun bedenen veya zihnen yeterince gelişmemiş olduğunu söyleyen veliden kasım ayı sonuna kadar “tıbbi tanılı rapor” getirmesi istenecek. Ancak bunların dışında veli kafasına göre “Ben göndermeyeceğim” der ve ikna olmazsa bakanlık, çocuğun okula gitmediği her gün için 15 lira para cezası kesecek. Cezaya rağmen çocuk yine gönderilmezse ek 500 lira ceza daha kesilecek.

Okullar ilkokul birinci sınıflar için uyum eğitimi kapsamında, diğer eğitim kademelerine göre bir hafta erken yani 10 Eylül’de açılacak. Merakla bekliyorum, acaba okullarda ziller kimin için çalacak? Rapor almayı aklına bile getirmeden yeni yasanın ”emirlerini” yerine getiren ailelerin 66 aylık minikleri için mi? Yoksa rapor almaya uğraşmış ancak “alamamış”, içi biraz buruk, endişeli, tedirgin ailelerin 66 aylık minikleri için mi?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI