Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Zeynep Atikkan: IMF raporu ve tuhaflıklar

Zeynep ATİKKAN

Görevde olmamaları gerekirken iktidardalar.

Meclis'te olmamaları gerekirken barajın biraz üstünden Parlamento'ya girip hükümette yer alabilmekteler.

Çeteye banka satarken yakalandıkları için normal şartlarda ortada görünmemeleri gerekirken yüzleri kızarmadan gene ahkam kesebilmekteler.

ANAP'ın bazı kadrolarından söz ediyorum.

Kenara çekilip kendilerini unutturacaklarına ANAP'sal uygulamalara tam gaz devam ediyorlar. O demode işbitiriciliklerini ‘Sadece ben bilirim’ci üslupla hálá dayatmaya çalışıyorlar.

ANAP kadrolarının ‘Ben bilirimci’lik patolojisinin en yaygın yansıması da o derin ciddiyetsizlik ve laubalilik. Bu sınır tanımaz ciddiyetsizlik çok pahalıya mal olsa da nedense ANAP denen oluşuma inanılmaz bir hoşgörüyle siyasal kotalar sağlanıyor. Kimilerinin, özellikle de iş dünyasının ve medyanın ANAP'sız olamama hali var.

Bu da analize muhtaç bir tutku.

Örneğin IMF heyeti geliyor.

Piyasalarda IMF raporu kargaşası başgösteriyor. Devalüasyon söylentileri çıkıyor. Öcalan'a idam cezası ve Fethullah Gülen tartışmaları gölgeleniyor. Birden dikkatler ekonomiye endeksleniyor. Çünkü ortada bir rapor dolaşıyor.

Tabii taşın altından, Türk ve Dünya ekonomisini en iyi bildiğini sanan ANAP kadroları çıkıyor.

Dün Cumhuriyet'in birinci sayfasındaki haberden aktarıyorum:

‘Piyasalarda devalüasyon ve para kurulu’ kargaşası yaratan IMF teorik raporunun, ANAP tarafından sızdırıldığı ileri sürüldü.

Hazine Müsteşarlığı'na vekalet eden Cüneyt Sel'in, IMF'nin raporunu eski Devlet Bakanı Güneş Taner'e, Taner'in ANAP Genel Başkanı Yılmaz'a, Yılmaz'ın da akrabası olan Global Menkul Kıymetler'in sahibi Mehmet Kutman'a ilettiği iddia edildi. Raporun, dolara yönelişi hızlandıracak çerçevede sunulması nedeniyle hükümette de sıkıntı doğdu'.

Olay bir zihniyeti yansıtması açısından ilginç bence.

ANAP kadroları, IMF ve bütün finans çevreleriyle ilişkileri ‘kendi özel alanları’ sanıyorlar. Buna hem kendileri inanmış hem de pekçok kişiyi inandırmışlar.

Bir IMF'ci gelip eğer ANAP ağırlıklı kadrolarla temasta bulunmazsa ‘Neden ben görüşmedim’ nöbeti tutuyor.

Nöbet halinde, sağa sola rapor sızdırıyorlar. Komik demeçler veriyorlar. Yakınıyorlar. Debeleniyorlar. Kızıyorlar, köpürüyorlar.

Bu kadroların, hükümet kurulmadan önce piyasaya yaydıkları haberleri anımsayın. ‘Ekonomi ANAP’a verilmeli, DSP bu işin altından kalkamaz' gibi cümleciklerdi bunlar.

Türk ekonomisini, IMF'nin sarı ışık, kırmızı ışık kıskacına sokan sanki ANAP yönetimindeki hükümetler değilmiş gibi. Sanki yıllardır tekrarlanan yapısal reformları geciktiren ANAP kadroları değilmiş gibi.

Onlar konuşa dursunlar da sanırım asıl sorun bu safsataları dinleyenlerde.

Çeteye banka satarken yakalanıp hükümetten düşüceksin. Sonra altın davetiye ile hükümete gireceksin. Hükümetteki yerinden pek hoşnut olmayınca ortalığa raporlar sızdıracaksın. ‘Ekonomiyi beceremiyorlar’ı yayacaksın.

Ve de Meclis'te en çok devamsızlık yapan parti olup sadece büyük otellerde siyaset yapacaksın!

Sonra da bazı çevrelerden kayıtsız destek alacaksın.

ANAP tutkunları da bir tuhaf insanlar doğrusu!



X