Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yola ‘reform’ diye çıkılmıştı

BERLİN’den dönen Başbakan Erdoğan ayağının tozuyla Meclis’i olağanüstü toplantıya çağrıyor.

Yıl 2004, Ekim. AB Türkiye ile ilgili yıllık İlerleme Raporunu açıklamak üzere. Erdoğan Berlin’de Merkel ile görüşüyor. Merkel, İleri Raporuna gönderme yaparak, Erdoğan’ı uyarıyor:

“Türkiye iyi yolda, üç yasa daha, Türk Ceza Yasası, İnfaz Yasası ve Ceza Muhakemeleri Yasası (CMY) bir an önce yürürlüğe girerse iyi olur.”

Madem AB Türkiye’nin yapmakta olduğu reformlara olumlu, Erdoğan fırsatı kullanmak ve eksikleri tamamlamak için Meclis’i derhal topluyor.

Bugün başımıza büyük dertler açan Ceza Muhakemeleri Yasası işte o reform sürecinin sonucu.

TUTUKLULUK KURAL

Ancak, “reform” orada kalmıyor.

Hep “reform” yapıyoruz ya, 2004 Aralık’ta çıkan yasanın yürürlük tarihi önce Nisan 2005, sonra Haziran 2005, derken 2008 Ocak, olmadı 2011 Ocak.

Bu arada da, aynı yasada üç-dört kez değişiklik yapılıyor, ne de olsa “reform”.

Ve her sefer amaç iyi niyetli, yargıyı hızlandırmak, AB standartlarına uyum sağlamak.

Gelin görün ki, yaz-boz tahtası kişi hak ve özgürlüklerini kesip biçiyor.

AB’de tutukluluk istisna, özgürlük kural iken, bizde özgürlük istisna, tutukluluk kural haline geliyor.

Yargıyı hızlandırmak mı, buna ne ülke hazır, ne yargı sistemi, o hız ve o adalet için pek çok malzeme eksik. Üstüne üstlük, iktidar-yargı çekişmesi günün geçerli modasına dönüşmüş.

ESKİSİ DAHA İYİ

“Reform” diye yola çıkılıyor, yenisinin yanında 1992 tarihli eski yasa daha adil kalıyor. İşte, öyle bir “reform”.

İşin bir başka garip yanı, hukukçular altı yıldır bas bas bağırıyor. Günü geldiğinde, başımıza kim bilir neler gelecek, diye paneller, seminerler düzenliyor. Iııh, kimse oralı olmuyor.

Son perdede dram bize özgü. Herkes birbirini suçlamakla meşgul. Yandaş medya derhal vaziyet alıyor.

“Çöken Yargıya Acil Müdahale”, “Yüksek Yargıda Tıkanma”, “Yargıtay Başkanından Garip Sözler” manşetleri ile yandaş medya hedef tahtasına yüksek yargıyı oturtuyor.

Akla gelebilecek hemen her olayın günlük politikaya, polemiğe dönüştüğü bir ülkede, yaşadığımız sonuç aslında normal.

AİHM: Yaygın ve sistematik tutuklama

BİZDEKİ adalet sistemi için çok ağır bir karar veriyor Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM). AB kapısında sabırsızlıkla bekleyen bir ülke için tam anlamıyla yüz kızartıcı bir karar.

Tutukluluk süresi vicdanları kanatıyor. O sürenin uzunluğu çok açık biçimde insan hakları ihlaline giriyor. Tutuklular AİHM’e başvuruyor.

AİHM’de süre uzunluğu nedeniyle Türkiye’yi dava eden yüzlerce dosya var. O davaların hepsi Türkiye aleyhine sonuçlanıyor.

Bir süre önce AİHM’in Türkiye’yi mahkum ettiği davalardan birinde, tutuklu kişi, “yargıç karşısına hiç çıkmadan altı yıldır hapis yattığını” bildiriyor. AİHM
benzer davalarda olduğu gibi, bu davada da şu karara varıyor:

“Türkiye’de yaygın ve sistematik tutuklama sorunu vardır. Bu sorun, yasalardan olduğu kadar, adalet sisteminden de kaynaklanmaktadır.”

Bu örnek geçmişle ilgili. Hele şimdi, tutukluluk süresi on yıla kadar uzayacağına göre, AİHM’in nasıl tavır alacağı çoktan belli.

Ve biz AB üyesi olmaya özenen bir ülkeyiz.

Bir saçmalık daha:  ‘Yağmur Rahmettir’

RADİKAL’de dün çarpıcı bir yazı var. Ezgi Başaran İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Halk Ekmek tarafından ilköğretim öğrencilerine dağıtılan bir broşürü yazıyor.

Resimli broşürün adı “Yağmur Rahmettir”. Sözüm ona, yağmurun nasıl oluştuğunu anlatıyor. Köyün öğretmeni yağmurun oluşumunu bilimsel olarak anlatıyor, öğrencilerden biri itiraz ediyor ve “yağmur için duaya çıkılması gerektiğini, dedesinin öyle anlattığını” söylüyor.
Resimli kareler daha sonra, köy imamı önderliğinde çocukların yağmur için dua ettikleri, yağmur duasından sonra, koyun mu kesmeli, sığır mı kesmeli, tartışmasına yer veriyor.

Ezgi Başaran broşürü yazandan yayınlayana kadar, adı geçen tüm sorumluları arıyor ve tahmin edeceğiniz gibi, hiç birinden yanıt alamıyor.

Ezgi’nin kara mizah üslubuyla kaleme aldığı yazısı, ilkokul çağındaki çocuklara, sözüm ona din adına, şırınga edilen saçmalıkları gayet güzel anlatıyor.

Anlatıyor ama, ne değişiyor? Nerede bu broşürleri toplatacak savcılık?
X