Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

YÖK nereye koşuyor?

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) ihtilalcilerin bir armağanıdır bu ülkeye.

1980 darbesini yapanlar bir çok kurumun üstünden buzdozer gibi geçtiler ama bazı yeni kurumlar da ortaya çıkarmadılar değil yani.

Gerçi sayısı çok değil ancak YÖK onlardan biri ve başta geleni.

Belki de yaptıkları en hayırlı işlerden biriydi bu.

Batıda vardı. Bizde yoktu. Üniversitelerimizi zapt-ı rapt altına almak, düzene sokmak ve batılı anlamda yani özerk, bağımsız araştırma kurumları yapmak gerekiyordu.

Yasa da bu amaçla hazırlandı.

Tabii oldukça katı bir yasa.

Tam demokratik değil.

Fakat nedense kimse değiştirmek istemiyor.

Herkes eleştiriyor ama değiştirmeye, islah etmeye gelince herkes kaçıyor.

Tabii, eleştiriler koltuklara oturuncaya kadar.

Sıcak geliyor oturdukları koltuk.

Üstelik rahat da.

Tıpkı en çok şikayet edilen askeri anayasanın değişmemesi gibi...

Tıpkı hergün yerden yere vurulan Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları gibi...

YÖK Yasası da şu anda yürürlükte ama başkanı da rektörleri de "istemezük" boyutuna girerek "TBMM  367 artı 1 ile toplanmadan cumhurbaşkanı seçerse anayasa ihlal edilmiş olur" fetvasını kamuoyuna açıkladı.
Yani Yargıtay eski Başkanı Sabih Kanadoğlu'nun "fetva"sını ısıtıp piyasaya sürdü.

Gerçi YÖK Başkanı Erdoğan Teziç bir anayasa profesörü, bu konularda uzman ama acaba zamanı mı, zemini mi, yetki alanımı, değil mi bu tartışılabilir.

Bir kere YÖK taraf olmuş.

Ne zaman?

Cumhurbaşkanı Necdet Sezer ne zaman ki YÖK Başkanını atadı, o gün bugündür başkan Teziç iktidar ile kavgalı.

Yani icra ile kavgalı.

Şimdi de icranın başı olan kişinin daha adaylığını dahi açıklamış değil ama Çankaya'ya çıkmasına ket vurmak istiyor.
Üniversiteler bilim yuvaları...Görüşleri tabii ki olacak. Tabii ki onların da anayasal hakları var. Tabii ki demokratik kurumlar, riskli dönemlerde kendilerini hissettirmeliler.

Ama tarafsızlıkları kanıtlandığı zaman.

Ama icra ile kavgalı olmamaları şartıyla.

Ama kendilerinin tarafsızlıklarının "tartışmalı" hale gelmesinden önce...

Milli Eğitim Bakanı ile kanlı-bıçaklı ol.

Başbakan ile yüzyüze gelmekten kaç.

İcranın kararlarını uygulama…

Yani üniversite açılmasına karşı çık.

Yeni öğretim üyesi yetiştirmekten kaçın.

Kendi yasanı değiştirmekten imtina et.

Ama "istemezük" dönemi başlayınca sen de bir "fetva" patlat, olsun bitsin.

Olmadı hocam olmadı.

Giderayak diyet ödemek hakkın ama böyle olmamalıydı.

Siyaset sana bulaşmamıştı ama sen siyasete bulaştın...

Atanmışın, seçilmişe bulaşması budur işte.

Üstelik ucuz bir yoldur...

X